Dayanamayacağımı bilerek hazır olduğumu söylediğim daha kaç hikayem olacak bilmiyorum. Sahip olduklarımın olabileceklerimin yüzde kaçı habersizim. Hayatıma yön veren ibrelerin sona dayandığı bu gecede daha kaç mum sönecek bilmiyorum. Bu nekadar hüzünlü bir fasıldır! Gerçekten herkes bir parça zalim mi yani! Ben bile mi?! Ben de mi bencilim yani?! Geride kalanlarla devam edebilmek isterdim, her parçam eksilmeden kalsın, sızlamiyim isterdim, sızlatmiyim.. Olmadı değil mi? Yine beceremedim üzerime sıçratmadan sevebilmeyi.
27 Ağustos 2011 Cumartesi
12 Ağustos 2011 Cuma
Huzur İsyanda mıdır nedir ?!
Terbiye sınırıymış! Ah bütün sınırları altüst etse şu kadın! Ulan kim ne bilir be sınırı?! Hanginiz bilebilir içimdekileri? Hanginiz şahit yalanlarıma ve hanginiz görebildi zahirimi?! Nabız kollamaktan sıkıldım artık! Süt liman olacak diye herşey; sessizlikte boşa naralar atmaktan, oraya buraya amaçsızca koşup durmaktan bıktım! Havadan aldığım borçlarım da cabası.. Aldığım nefeslerin ne kadarını verebiliyorsam artık; faiz üstüne faiz bindirmiş borçlarıma! Kimsenin olmadığı bir odada yıllarca uyumak istiyorum, kimbilir belki de yaradana yeryüzüne inmeden verdiğim sözü tutup; ebedi uyanmak! Sınırlarımdan çizgilerimden korkularımdan koşarak kaçmak istiyorum! Tren istasyonlarında sarı bir çizgi vardır ya hani; geçmesi tehlikeli.. O sarı çizginin üzerinde kaybolana kadar zıplamak istiyorum!
Bütün duygularım derilerime vuruyor şuan. O kadar güçlenmişler ki; kelimeleri kışkırtıp cümleler yapmışlar, cümleleri de paragraf.. Deli deli koşuşturuyorlar resmen; aynaya bir baktım da şöyle; resmen deliler bakıyor gözlerimden.. Onlara uymaktan korkuyorum.
Öyle bir kadın ki bu! Sussa çatlayacak sinesi; konuşsa çatlayacak sineler, dağılacak un ufak ve gene dağıtmamak adına susar bu kadın! Şahit olmak, duymak, görmek, hissetmek istemiyorum artık. Malum da olmasın bu aptal'a artık istemiyorum. Gücüm yok, ,inan ki gardımı yerden kaldırıp da savunma yapacak gücüm, takatim yok! Aldığım her saniye ile içime bir kısmını hapsedebildiğim nefeslerim isyanda! Her şey, heryer göz hapsinde sanki. Sarıp sarmalansam da, konuşsam da sussam da, bağırıp çağırsam da, geberene kadar gülsem de ağlasam da elbet hissedeceğim soğuğu biliyorum.. Hayatımda yutamayacağım kadar büyük lokmalara şahit oldum kahretsin ki!
Hadi ama artık ya çok uzadı bu iş:
Toprak! Serpil artık hadi..
Toprak! Serpil artık hadi..
Hava! Bütün borçlarını faiziyle alabilirsin..
Gırtlağım hadi artık yolu göster ruhuma..
veee sevgili ruhum çekilebilirsin artık huzurumdan..
İSTİRİDYE'DEN..
4 Ağustos 2011 Perşembe
Hem Teşekkür Hem Özür...
Ne fena bir şey.. Gidenin ardından adımlarını saymak. Sago'nun son albümünü dinledim de..SAYDAM ODALAR.. Her zamanki gibi yine ben sandığım kabuğa beni yerleştiren o oldu. Bu adam benim için atlatmışlık demek sanırım. Şarkılarındaki karamsarlığın yanında aslında bu adam benim için ümit demek ve şu da bir gerçek ki bu adam gerçekten çok farklı. Seveni de sevmeyeni de çok. Ama sevmeyene aklımı erdiremiyorum açıkcası. Hayatın bana kurduğu çapraz pusularda ateş altındayken tanıdım ben o'nu ve o şarkılarıyla bana deriden bir zırh oldu sanırım; çünkü ben hiç kurşun hissetmedim o gün. Sözlerindeki o incecik çizgideyim ben hala.. Anladığımı sandığım, ama aslında daha çok yolumun olduğu bir adam o. Eşi de kendisi de hayranlık duyulacak insanlar. Ben hayranlığı seven bir insan değilim ve hayatta çok az insanı örnek alırım; Sago bu insan işte!
"Hey giden! Ardına hiç dönüp bakmadan gidebilen! Kalbinde zerre payım da mı yok? Neden?! ...." Bu adam bir felsefe aslında, yani benim nezlimde öyle. Şarkılarında bir hedefi olduğunu sanmıyorum Sago'nun.. Onun şarkıları çok amaçlı, içinden ne çekip çıkarırsa dinleyici, şarkı o demek oluyor. Bu yön okları için kendisine çok teşekkür ediyorum. Adam beni tanımaz etmez ama olur da bir gün bunu okursa diye ölürüm kalırım diye şunları söylemek istiyorum;
-" Hayatım dediğim incecik iplikte şarkılarınla cirit attım ben. Sevginin ne kadar kıymetli olduğunu kaybettiklerimle başbaşayken sen giden'e seslenirken anladım. Ellerimi kavuşturup çaresizce denizi izlerken bigün; aslında kimsenin yalnız olmadığını her kulun yaradanıyla kalabildiğini anladım. Ben senin sayende en kocaman karamsarlıklarıma ufacık da olsa ümitler yerleştirdim ve acıyı; gözümü kulaklarımı tıkamadan cesurca izledim. Merhemler yazdığın ve onları dillendirdiğin için teşekkür ederim Yunus Özyavuz. Ben hayatımdaki bir çok duyguyu sana borçluyken nasıl olur da bu blog da daha evvel olamamana şaşırdım ve bir nebze de utandım. Seni tanımayanlara gerçekten üzülüyorum. Ayrıca artık şunu diyorum: Sagopayı anlıyorsanız eğer beni de anlıyorsunuz demektir. Sen benim kendimi en kolay anlatışımsın aslında.. Teşekkürler..."
İSTİRİDYE'DEN... - Duygu adamı Sago'ya..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

