2 Mayıs 2011 Pazartesi

Şerefe !

    
            Upuzun bir sahil düşün.. ,
         Yaradan karakalem çalışalı saatler olmuş, bir ucunda ben bir ucunda sen.. 
     Upuzun bir iskele düşün; en ucundayım. Ayaklarımı sarkıtıyorum denize.. Ucu değiyor ayak parmaklarımın.. Buz gibi su. Kapkaranlık dibi belirsiz bir umman.. Bir elimde sigaram bir elimde biram.. Yokluğuna kadeh kaldırıyorum geceyle birlikte. Şerefe Ey Gece!
       Sessiz her yer, sensiz her yer.. Önce bir duraksıyorum; sonra içime çekiyorum o keskin soğuğu.. Nefesimi kesiyorsun! Bildiğim bilmediğim ne varsa karıştırmama zemin hazırlıyor; aklımla kalbimi dövüştürüyorsun.. Savaşın galibi "aklım".. ve ne pahasına olursa olsun topraklarından geri çekilmeyen kalbim o kadar yara alıyor ki bu savaşta.. İçim sızlıyor, titriyor ellerim, kimseler yok.. Bağıra bağıra ağlamak istiyorum; sessizliği çığlıklarımla bozmak, karanlık incileri taşlamak istiyorum.. Ne kadar taş varsa karamda, suya boğmak istiyorum. Hiç ışık yok.. Sönmüş mumların,mumlarım.. Hangi karanın hangi suyundasın? Hangi sahilden attığın taşlarla buluşuyor taşlarım bilmiyorum. Sevmek git diyebilmektir ya bazen; gitmenden anlıyorum.. İçim bomboş, eriyip yitmiş, her uzvum küskün sana, çalışmaz olmuş, kalbim yaralı atmaz - atamaz olmuş, ciğerlerim havayı reddetmiş bu gece.. Çektim ayaklarımı kendime doğru, ayaz var.. Sigaram dudaklarımda; seni tüttürüyorum bu gece.. Her nefeste biraz daha yok oluşuna, yanarak sönmene içiyorum.. ve yalnızca ben içime çektiğimde alevlenip, bensizken sönük, sessiz kalışına..
          Gündüzlerden kaçıp gecelere sığınıyorum.. Kendime misafirim bu gece. Biliyorum benim olamayacaksın bir daha. En sevdiğini en derinlerde elinden kaçırmış, tutamamış bir çocuk gibi hüzünleniyorum.. ve sessizce çığlıklar atıp, sessizce içime damlatıyorum incilerimi.. Dolup taşan, yer bulamaya çalışan, artık bedenime dar gelen ruhumun tenimi zorlayışını hissediyorum çok bariz.. Korkuyorum tek nefeste çıkmandan ağzımdan, korkuyorum sensiz gitmekten, çok korkuyorum..
       Sahilin diğer ucundan kalk gel, silüetinle avunan bu kadının dudakları hala kırmızıyken kalk gel, ve hala kırmızıyken öp bu dudakları.. Sızlamasınlar artık.. Yine burun buruna konuş benimle. yine nefesin çarpsın yüzüme, yine yarım yarım gül bana; çapkın çapkın.. Bırak saklanayım gamzelerine.. Sonra yine durgunlaş, çekil köşene.. O kocaman zeytin gözlerin bir yere odaklansın yine ve ben yine o simsiyahlığı seyre dalayım.. Yine çekil odana ve uyu, ve ben yine gelip kıvrılayım göğsüne, her nefesin can olsun bana yine.. İzin ver nefesine nefesimi katayım sevgilim.. Hadi kalk gel... Saçların saçlarıma karışsın.. Kokun kokuma.. Sızlayan burun direğimin sızısı artık dinsin.. 
Yanan avuçlarıma bir nebze serinlik, nefes boruma bir yaşamlık nefes ol bu gece. 
Çık gel hadi..

İSTİRİDYE'DEN..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder