Neden yapardı bunu bilmiyorum; neresi rahatsız ederdi saçlarımın uzunluğunun annemi hiç bilmiyorum.. Bir anneyi her yönden anlamak isterim ama bu yönden inanın ki kolumu kıpırdatmam; asla çaba harcamam anlamak adına. Kız çocuğunu erkekleştirmenin nasıl bir iç huzur verdiğini merak ediyorum. Bebekken anlamazsınız tamam ama biraz büyüdüğünde, diğer cinsten farklılıklarını keşfettikçe aslında saçlarına umut yükler kız çocukları; ben gibi, diğerleri gibi. Bu gerçekten gerçek! ve genellemeler hep karşı olduklarım olmuştur ama bu konuda bu şekilde olmayan anne istisna diye düşünüyorum! Ben saçlarıma yüklüyordum umutlarımı ve makaslar en büyük korkumdu o zaman. En sevmediğim andı belki de; makasların can hıraş saçlarıma giriştiği ve benim kucağımdan yere düşüşlerini izlediğim an. O kadar mı yanar bir insanın canı ya! O kadar çok acırdı ki içim. Umutlarımın katili olarak görürdüm annemi ve ben her kuaför hengamesinden sonra; o günü tamamen anneme küserek ve yemek hiç yemeyerek geçirirdim. -annemin de çok tikindeydi ya sormayın-
Kuaföre gidilecektir. Kalkılır gidilir. Tabi bende surat mahkeme duvarı gibi; çünkü henüz vedalaşamamışım bile. Bir anne kız çocuğu için saçlarının anlamını bilmeli. Aynaya yarım yamalak baktığında; onları parmaklarınla tarayarak sağ omzuna veya sol omzuna almanın zevkini bilebilmeli. Her neyse; Kuaföre gelinir, sıra beklenmez bile. O kadar kolaysındır ki o an o amca/teyze için. Ne saçlarının şekli önemlidir ne de neyi nasıl istediğinin.. Çocuksun ya "hemen oturuver de halledelim" gibi bir cümle her çocuğun orada duyduğu cümleler arasındadır eminim. "Bu kadar kolay yani! Otur keselim, bitsin de diğer süslü kokonalara geçelim ağır ağır sindire sindire yapalım onlarınkini" ne klişesindir onun için. Şimdiki zamanda sen saçların için deli deli sıra beklerken araya kaş aldırmak için giren tipler kadar kıymetsizsindir o an. Ne alacağı para ne de vereceği şekil önemlidir. O yüzden sevmem ya hiçbir kuaförü. Sanırım bu mesleği yapan biri olsaydım; kız çocuklarının saçlarına çok daha özenle yaklaşırdım. Her neyse uzatmiyim; sana formaliteden bir soru gelir;" nasıl istiyorsun saçlarını, nasıl bir prenses yapayım seni?". Peh kıçımın prensesi! Onun açılımı "nasıl bir göte büründüreyim seni? Nasıl olsun, loblu mu lobsuz mu..." gibi bir şeydir işte. Sen de sevgili kız çocuğum, mal mal anlatırsın yok şöyle olsun yok böyle olsun diye. - ki mutlaka bir mahalle arkadaşından özendiğin bir modeldir.- Kaptırmışsındır anlatırsın istediğin modeli taa ki oturduğun o cellad koltuğundan aynada annenin, eliyle kuaför amcaya/teyzeye makas işareti yaparak "kısa kes Allah aşkına, kısacık kes hiç uğraşamam" dediğini görene kadar. O andan sonra aslında senin sadece zurnanın son deliği olduğunu anlamanla günün biter. İstediğin kadar anlat, konuş aslında kuaför insanı annen odaklı çalışandır. Yırtınsan da erkekleşeceksindir kaçış yoktur. Bittiği an bir iltifatlar bir iltifatlar; anasını satayım sanki 'Jennifer Lopez' gibi kalkıyorsun o masadan da bir de iltifat ederler. Gülümserdim sadece, ne yapayım ki Allah aşkına! Sıçmış içine bırakmış, ne hayal kalmış ne bir şey! Sonra da "aaa neden somurtuyorsun? bak ne güzel oldun işte" demez miydi annem! Aaaaayyy nasıl üzülürdüm ya! Hala da içimde uktedir o anlar.
He neyse sevgili anneler veya adayları, aday adayları.. rica ediyorum kız çocuklarınızın umutlarını kestirmeyin, makas vurdurmayın ya. Şimdi saçlarım uzun, istediğim gibi. Ama o zamanlar için bir süre kadar kabustu. Bırakın kız kalsın. Çünkü anlamadığınız; erkek gibi kesilmiş saçlara bir tane kıç kadar toka takmakla veya o saça bir çift altın küpe takmakla o kız, kız olmuyor, olmayacak da. Annecim seni seviyorum , çok da iyi anlaşıyorum, okuduğunda bu yazı da nerden çıktı deme, kestirmeseydin derim ben de :)
Fotoğraf o kadar güzel anlatıyor ki aslında kesilen umudunu kız çocuğunun.
Neyse haydi selametnen, Sevgiler.
Neyse haydi selametnen, Sevgiler.


Fotoğrafı görüpte,yazmasam olmazdı.
YanıtlaSilOturtmuşlar sandalyeye. Gözlerinden belli, karşısında güvendiği ve sevdiği var. Saçlarını keseni anlıyor da, bir onu anlamıyor; Niye buna izin verdiğini. Doğduğunda hıçkıra hıçkıra, avazı çıktığı kadar ağlamasına izin vermişlerdi. Şimdi onu da yasaklamışlardı. Mühürlendi dudakları, dişlerinin arasında. Bir, kocaman gözlerine engel olamadı. Gözyaşları, boncuk boncuk aktı gözlerinden yüzüne. Bir de gözlerini gerisi vardı; orada gözyaşları şelale oldu aktı aşağılara, yüreğiyle buluşmadan önce, çarptı sert kayalara, dağıldı vücuduna. . Kesildi mi umutlar, büyümeden küçülüyor çocuklar.
her zaman ki gibi çok guzel yazmissin..ilyas salmanin şöyle bir sozu vardir.." bin kere sevindim,bin kere uzuldum ; bin kere sevildim, bin kere sevdim ; ama bir kere aşık oldum :anneme " diye
YanıtlaSil@arséné ; teşekkür ederim, ne güzel demiş.. ama ukteleri oluo insanınn.
YanıtlaSil@jetlagis ; ya çok güzel bir yorum olmuş teşekkür ederim saol.
YanıtlaSilkuaförde saçları ksilmiş bir ufaklığa rastlamıştım. Boncuk boncuk ağlıyordu resimdeki gibi. " Ben büyüyünce kız olucam, görürsün!" diye tehtid ediyordu annnesinii küçücük dudakları ve kocaman yüreği ile..
YanıtlaSilO saçların kime ne zararı var bilmem..Kuaför olsam önce analarının saçlarını kazırdım çocuklardan önce..
Anne kızının saçını tarayıp tarayıp örse ne güzel olur.
YanıtlaSil@bozbek; ne kadr üzücü işte. ben o anki kı anlayailiyorum ne bilim belki değişik bi konu ama benim çok uktemdir diye paylaşmak istedim bloğuda. yorum için teşekkürler.
YanıtlaSil@Nelson Souzza; Ur wellcome :) thnx for ur visiting. Go on to follow. ı will visit ur blog dont worry. thanx.
@Profösör; Evet ya evet ya :( ne var umutlarınıkestirmeyip sadece tarasa ve kızını süslese..