31 Temmuz 2012 Salı

Söylenir ve Nefesler Tutulur..



Vaz mı Geçtik?


Suçlu benim değil mi?
Çünkü zamana bıraktım bizi.
Zaman ne yaptı?!
Vücutlara böldü sevgimizi.
Sildi ne varsa sende bıraktığım,
Tozunu kattı dumanıma,
Parça parça dağıldık işte.
Önüne geçemeyecek kadar korkaktım rüzgarın.
Sonra sesin geldi kulaklarıma,
Sızlayan dudaklarım..
Seni hiç öpemediğim halde sızlayan dudaklarım.
Yere baktı gözlerim.
Küçüklüğündeki gibiydin; saf, temiz.
Aynı küçüklüğümdeki gibiydin;
Korkunca yer karolarını sayar gibi.
Ellerini diğer elleriyle parçalar gibi.
Avuçlarının içerisinden denizler deryalar akar gibi,
Ter içinde ama sessiz.
Sonra dedin ki; "Ne yapalım? Kadınlarla birlikte yürütemedik hayallerimizi".
Sonra bir şarkı çalındı kulağıma.
Vaz mı geçtin?
Vaz mı geçtik?
Ne için?
Kim için?
Duyan kulakların sağır mı oldu?
Tutan ellerin hissiz?
Koşan bacakların kötürüm?
Koca adam yıkıldı mı ne?
Koca kalpli kadın toprak mı oldu yoksa!



27 Temmuz 2012 Cuma

Böyle Oldu Sonunda.


Öğreneceksin!


Önce temanın kulağını çekeceksin.
Biraz bükeceksin.
Baktın laubali; Üzerine iyice gideceksin,
Çözeceksin.
Zaafını bulduğun anda kozunu gömeceksin.
Bu asırda nasıl hayatta kalınır,
Öğreneceksin!

Nerdeeeeeen Nereye :D

   Kabarık saçlar, dar taytlar, vatkalı ceketler, gömlekler, 75 ekran gözlükler, nedendir bilinmez özellikle erkeklerde daha bir çok görülen kuyruklu saç furyası.. Allah' ım ne zamanlarmış ya! Tamam; kıyafetler, ayakkabılar ve hatta saçlar fosurt olabilir ama yeminle müzik o zaman müzikmiş. Müzik o zaman siyasi bir değer değil sadece kulağa, kalbe, zevke hitap eden bir olguymuş, şimdiki gibi değilmiş yani, gerçekten müziği sevdikleri için yapmış insanlar, para hep ikinci planda kalmış. 
    Klipler belki çok kalite kokmuyor ama müzik çok daha ön planda olduğu için klip sadece sunummuş adamlar için. Ortaokulda tarih hocamız o ders için şöyle bir şey derdi hep; "sınavda sorduğum soruları bu zamana kanalize olarak değil, o zamanın şartlarını düşünerek cevaplayınız lütfen!" Şimdi, bu tip bir değerlendirme çok daha doğru olacaktır tabi, bu sebeple kliplerin kalite kokmaması aslında yalanmış. Kendi tezimi çürütebilen bir canlıyım. O şartlar altında çekilmiş belki de en kaliteli kliplerdir. Hani olur ya; eski fotoğraflarınıza baktığınızda "ben bunu nasıl giymişim, Allah Allah diyen bu bluzu, bir Allah' ın kulu yok muydu üzerimden fıydırıp atmamış allasen! şeklinde yorumlar yapar eğleniriz kendi kendimize. Halbuki belki de o yıllarda o bluz için kıçımızı yırtmış da olabiliriz; ille al anne, al anne diye, vitrinlere yapışmış da olabiliriz o şimdi sümük atmadığımız bluz için. Demek ki o zamanın değerleriyle bu zamanın değerleri arasında kimi zaman kıroluk açısından uçurumları olabiliyor. Ben buna göze perde inmesi sendromu diyorum :D Ama yani halen sorarım kendime ya; orta okulda beden dersi bir an evvel gelse de giysem artık dediğim; cart turuncu bluz, cart sarı şort ve cart fıstık yeşili ayakkabılarımdan oluşan o na mütenahi 3'lü kombinimi neden birileri öğlen arasında çalmamış ya :D Nasıl bir şeydi onlar öyle ya :D Trafik lambası gibi nasıl da okulun içerisinde fink atmışım ben anlamış değilim inanın. Yani tamam eskilere hürmet hürmet ama vallahi billahi keşke görmenizi sağlayabilseydim, baya bir dolar taşardı yorum haznem emin olun :D Aaay hatırladıkça gözlerim kamaşıyor, vallahi neden biri fıydırıp almamış üzerimden ya onları, ben çıplaklığa razıydım ki :D 
    Öhm öhm neyse; eskilere hürmet.. Ben eskilerle doldurmayı severim kulaklarımı. 70s - 80s benim için müziğin altın çağıdır. Modern Talking, Boney M., The Rolling Stones, Pink Floyd, The Beatles, Abba, The Eagles, Queen, The Bee Gees, Bob Marley gibi gibi insancıkları dinlemek beni hiç kimsenin, hiçbir şeyin edemeyeceği kadar mutlu ediyor inanın. İnanın bu saydklarım ve daha unuttuğum nicesi = gerçek müzik. Kulaklarınız mest olacaktır. Gerçi biraz da tarz meselesi hoşunuza da gitmeyebilir ama denemek de fayda var diyorum. 
    Mesela ben eskilere fazlasıyla takık bir biri olarak; Türk müziğindeki Yeşilçam' ı da ölümüne dinleyen, filmleri ezbere bilen, odamdaysam ve salonda TV açıksa şarkıdan filmi, başrolleri ve konusuna kadar hatırlayıp anında salona uçabilen bir kadınım. 
Türkan Şoray hayranlığımı bilmeyen zaten yoktur. 
Kısacası; eskiler candır. Eskiler inanın harikalardır. Zaman tüneli denen şey bir an evvel icad edilsin istiyorum. Hey Scotty bizi ışınla! :D
Gitmeden ŞU ŞARKIYI bir dinleyin, şu klibi bir izleyin de öyle gidin madem. Yalnız ikisinde de hep aynı ceket, aynı kolye, aynı aynı aynı annicağınız :D, Of!
Sevgiler.




26 Temmuz 2012 Perşembe

Ne Yazık Ki!


  
  Şu bir kaç gündür başıma gelmeyen kalmadı desem yeridir. Fazlasıyla yorgunum, fazlasıyla üzgün. Hayat devam ediyor, yaşıyorsun ya ona bak vs gibi tesellilerden tiksindiğim bir dönemdeyim inanın. Her yerde değişik bir telaş varmış gibi, sanki her şey benim kontrolümden çıkmış da dört nala koşup kaçıyor gibi. Müdahale edememek çok yorucu olmaya başladı. 
    Yorgunum ya yeminle yorgunum! Sanki anlatsam kelimeler yeter lan diyecek gibi, sanki böyle başlasam da bir yerden bitiremeden ölüp gidicem gibi. Herkes var olmuş ama aslında yok olmuş gibi. Elle tutabildiğim her şey bir anda avuçlarımdan kayıp, soyutlaşmış gibi.
Yok olduğumu sanmış olabilirsin ama buradayım, ve senin adına ne yazık ki, halen nefes alıyorum.

20 Temmuz 2012 Cuma

19 Temmuz 2012 Perşembe

Diyecek Hiç Bir Şeyim Olamaz


Dinlediğimde sözlerini gözlerimden döküldün yine. Dayanamadım, görmeliydin o kadar çaresizdim ki. Seni dinlemek isterdim sesin baş ucumda, öylece uyumak.. Saniyelere sığdırabilmek seni, sadece bir Alo'n için can verebilmek. Özlemiştim. Kalbim sığmıyor yerine, hani diyor ya bu adam da; her nesnenin bir biçimi varmış ama aşkta hudut çizilmiyormuş seninle. Seninle nutku da tutuluyormuş bu kadının, kesiliveriyormuş da nefesi işte! Meğer can damarım seninkine bağlıymış, atmayınca atmıyormuş,
Seni Seviyorum Küçük.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Ama Ama Yesin Onu ki Annesiiii :)









   Ya biliyorum yaşım 26, çok çocukça denicek ama napiyim ben bu resimdeki sıpanın 10 yıldır hastasıyım,  çok seviyorum. Her şeyim benim ya resmen :) 
   Pucca' m kızım :) Anneeem :D 
Kızım benle ofiste artık, ben de kızımın malikanesinden bir kesit sunmak istedim ofisimde :)
Sevgiler.











Acil Durum, Uyansana :)

   Pop müzik dinlemem açıkcası, çok da sevemedim. Ama gelgelelim bu yazın hit parçaları çok güzel nan :) İnsan çalışmaktan denize giremese de, giriyomuş gibi mutlu felan olabiliyo :) Şahsen ben gidemedim henüz ama gitmiş gibi gibi oldum diyebilirim. Özellikle Tarkan' ın Ozan Çolakoğlu' yla olan "Aşk Gitti Bizden" çalışması olsun, Murat Dalkılıç' ın "Bir Güzellik Yap" adlı çalışması olsun; acayip bişiler.. Murat Dalkılıç dedim de; ya adamın şarkıları fena değil ama bu son bahsi geçen şarkı inanılmaz arsız bi şarkı ya :) Tamam sözler azcık çığrından çıkmış olabilir kimisine göre, ama cidden diyorum dinlerken elimi tutsam kolum durmuyo, kolum dursa bacağım sallanıyo, elimde değil o derece neşeli bişey. 
   Kalite kısmına girmiyorum, pek dinlemediğim bi tarz olduğundan açıkcası kalitesinden söz edemicem, fikrim yok. Ama neşesi, bana kattığı o salak sevinci sevdim. Yani özetle yaz için ideal diyebilirim. Ozan Çolakoğlu hakaten başarılı bi adammış, bi kere daha anlamış oldum. 
   Murat' ın şarkısının klibini izlediniz mi bilemicem ama ben izledim. Ya ciddi anlamda çok ama çok piç bi klip ya :) İzlettiriyo kendini resmen, komik, eğlenceli vs vs :) Hatta bu iltifatlarla yetinmek istemiyorum direk altta klibi ve sözlerini paylaşmak istiyorum :)


Senin her halin, sevmeye talim.

İtiraz etmem, elinde istikbalim.

Ne kadar kırsan, kalp karşı gelmez.
Sen bir şans versen, sırtın yere gelmez.
Ne yarım bıraktın, ne de tam tamına hakkını verdin.
Nerde bende o deli cesareti, olsa direkt yan çizerdim.
Bir güzellik yap-sana, gece benle kalsana :)
Kitabına uydur gel, uysa da uymasa da,
Çekeceğin var elimden, alacaklıyım teninden,
Ne dediğimi anladın sen, acil durum uyansana :)


8 Temmuz 2012 Pazar

Çok Canım Acıyo Ya!


Canımı neden bu kadar yakıyorsunuz anlam veremiyorum. 
Bir sıkımlık can dediklerinden mi benimkisi sizce? 
Bir sıksanız teslim mi olur hemen benimkisi? 
Kanım daha mı yavaş akıyor sizinkinden?
Çok mu kan içinde kalp odalarım, boğuyor muyum herkesi ben ne?!

5 Temmuz 2012 Perşembe

Ateşinde Yanıp Kavrulan Zavallı Kanatlarım.


Feraşe,
Osmanlıca "Gece Kelebeği" demektir. 
Kur'an-ı Kerim' deki yerim ise; kendisini ateşe çarpıp helak olan kelebek.. 
Anlamım derin, anlamım çok derin. 
Kelebek ben, ateş sen.. 
Etraftaki tek ışıksın, önümü görmemi sağlayan bu yüzdendir ya etrafında dönmeye mecburum. 
Işığınla ışıklanmaya, sıcağınla kanatlarımı hafifletmeye mecburum. 
Ben bir kelebeğim, kendisini ateşinle kavuran, helak eden bir kelebek.. 
Yükseklerde oluşum korkutmasın seni, unuttum sanma. 
Hangi vadideyse eğer kanatlarım, ordaydın sen de. 
Bitmedin hiç bir zaman, bitemedin.. 
Ömrüm kısa bilirsin, bir kelebeğim ben, seninle son bulsa ya bu ahir ömrüm! Nerdee..


Kalbin en sıcak yerindi, ben en çok O' nun etrafında uçmayı sevdim, hala da öyle. Eskisi kadar sıcak olmadığını fark ettiğimde, üşümemek adına az da olsa uzaklaşmalıydım, uzaklaştım. Çünkü Feraşeler en çok soğuktan ölürken acı çekerlermiş..
Feraşe..
Ateşinde yok olan, helak olan kadın.. 
Pervaneler gibi etrafında dört dönen ama sesi çıkmayan, asil kadın Feraşe.. Unuttum mu sandın?! Asla!
Feraşe..
Ateşinde pervaneler gibi dönen, kanatlarını eriten günahkar kadın.. 
Sevmek bu kadar mı yakan bir şeydi ki o kanatların sevdiğinin avuçlarında eridi, gitti.. 
Bu kadar mı sertti ki duvarları çarptığında dağıldın bittin?! 
İşte budur döne döne sevmek, yana yana sevmek. Ben seni yana yana sevdim. 
Gözlerinden kanatlarıma düşen bir damla yaşla kavurdum kendimi ben, acımadım arkamdakilere, acımadım kimseye.

Senin ateşine düştü düşeli, yana yana etrafında kanat çırpan, ateşlerine çarpa çarpa helak olan kadın, yani  ben, yani Feraşe.. 
Sen ateşsin ben pervanen, sen izleyen ol razıyım yanmasın o canın hiç, Feraşe doğumuyla ateşe gebe kalan değil miydi zaten! Ben erir giderim; sen sadece izleyen kal adam!



..


Özlemek fenadır.
Tamamen koptuğunu bildiğin için ağırdır.
Dönüp arkana bakamamak nedir bilirim,
Tek bir -"gitme, kal" a koşa koşa gitmekten korkmayı da..
O kadar özledim ki seni, kokunu, sesini..