30 Ocak 2011 Pazar

Duydun mu Beni? Ben Burdayım Hala Ezayi Derun!


          Ne garip.. Hiç bilmediğim kokunu özledim ben..
         Bildiklerimi unuttuğum yersin sen. Başa sardığım, bocaladığım yer.. Gözlerim üşümüş, kırptığımda anladım. Yaşlar bitmiş, gitmiş; kanlar kalmış geriye. Seninle en başından başlıyoruz şimdi sevgili EZAYİ DERUN: Senin katında başladı hikayemiz, zeminkat'ta, zeminkatında.. Şiddetli sıkıntıar içinde ben, şiddetli sıkıntılar içinde sen. Güneş ilk defa ikimiz için o gün doğdu. Rengarenk elbiselerimi çok sevdin hep, saçlarımı çok sevdin. Açık kalsın derdin hep, açık kalsın.. Açık kalırlardı senin için. Sabahı sabah ederdik beraber, kıskanırdın beni fena.. Gözümün gördüğünden, elimin tuttuğundan, sesimi duyurduğumdan, herşeyden.. Kızardım ara ara ama yok! Deli deli hoşuma giderdi kıskanman.. Akşamı zor beklerdim sana gelmek için, gelirdim, gülerdik konuşurduk nerdeyse sabahın ışıkları sana bana doğana kadar. Sonra uyumadan işe giderdin. Aralarında hemen bana koşardın hiç boşlamazdın kadınını.. Seni seviyorum derdin sevgilim hatırladın mı? Sen gel yeter ki bana, acıların da seninle beraber gelsin derdin. Gelemedim dimi sana? Yapamadım. Benim hatamdı sevgilim. Sen bana sevmeyi öğretirken ben derslerinden kaçtım dimi? Tutamadım elinden kayıp gittim dimi.. Neden böyle oldu. Seni seviyorum. Ne kadar uzun zaman olmuş duymayalı, söylenmeyeli. Ben aşkı senle kapattım sevgilim. O dersi alttan alsam yine aynı hocadan almalıydım, olmadı. Ben hocamı kaybettim. Söylediğin gibi oldu aynen, şimdi anlıyorum tekini kaybetmiş çorabın hüznü'nü.. 
         Yüzüm yok ki.. Allah şahit sana karşı yüzüm yok! Karşına geçsem, başımı kaldırıcam mecalim yok! Kolumu kaldırıp da boynuna dolamak için gücüm yok.. Halbuki ben neler ezberlemiştim sana gelmeden söylemek için, ama sana kurduğum şehirleri sel bastı sevgilim! Ne varsa aktı gitti..
          Bugüne kadar sen gibi suretlerde seni aramakla geçti ömrüm hep. Bir tane bile sen taşıyabilen bi adam olmadı onların arasında ve ben bir tanesine bile sen diye sarılamadım. Hiç tadamadığım tadına, hiç koklayamadığım kokuna, hiç saramadığım kalbine rağmen ben seni herkesin içinden çekip çıkarabilicek kadar iyi biliyorum.
         Değdimi eline başka el? Kokladın mı başka bi kadının boynunu? Seni seviyorum dedin mi ona da? ya da seviştin mi benimle seviştiğin gibi onunla da.. Hayır de! Hayır de nolursun! evet desen bişey diyebilicekmişim gibi (!). Ezberlediğin bedenimde bıraktığın izleri silmedim, başımı kaldırmadım başka ışıklarla tanışmamak için. Hata mıydı ki? Acımasız tarafını iyi bilirim, yakmak istersen canımı sus yeter nolursun! Beni acıtma! Acıtıcak bişi söyleme! yada kırıcak..Un ufak olmuşum zaten. Daha da zerreleşirme beni. 
         Seni seviyorum EZAYİ DERUN.. Katındayım..Zeminkat'ında.. Rab acısın bana. Sarhoş etsin beni çilingir sofranda.. Duydun mu beni? Ben burdayım hala..

         İSTİRİDYE'DEN.. 

28 Ocak 2011 Cuma

O Adres mi Hala Adresin?


       Artık o adres değil adresin.. Korkunun ecele faydası da yok bilirim.. İçimi dışımı yargılamayan, sessizce çatlatan bi sırça köşke hapsettim kendimi. Sanki hiç doğmamışım gibi, Bu ruh bu bedene hiç hediye edilmemiş gibi.. Sen gittin, acılar bana kaldı yine. Acılarının, acılarımın hammalı benim. Gözlerimi siyaha boyadım, renklerle aram iyi değil bu sıra. Kalbimi yerine kaldırdım. Gitti yerine; aklımla anlaşabilmesi için kalkmalıydı, gitmeliydi yerine.. Madem öyle giderim o zaman dedi ve gitti..
         Bir kelebeğin kanadındaydım ben. Onun kadar yaşadım, onun kadar öldüm.. Kalabalığın en arkasından izliyorum seni, ben aslında senin en göremediğinim. Uzaklardan gelsem, el sallasam ya da hiçbişey yapmasam sadece kokumdan tanısan beni; tutup kolumdan çeksen, kalabalıktan çıkarsan beni..
      Unut diyebilmek ne kadar kolay  di mi? Tek yapmak istediğim alışabilmekti sensiz olana.. Denedim, deniyorum.. Dokunuşlar, bakışlar bile artık korkuturken beni, nasıl beklersin yürürken kalabalıktan yürümemi ve bakarken başımı kaldırmamı. Ya değerse başka gözler gözlerime! Ya söküp alırsa seni ordan. Ben sadece kalanlarla adıma anlam koydum halbuki.. Kaldırıp başımı anlamsızlaşayım mı yani? Her yerde her şeyde olmandan nefret ediyorum! Elimde bıçağımla kazımaya çalışıyorum seni var olduğun yerlerden. Kazırken tozları unutuyorum ben tabi.. Kalbime yapışan tozlar.. Biriktikçe acı veren, acıttıkça kanatan, kanattıkça orayı çürüten tozlar.. Bana bunu böyle çizdi Rab! Böyle yazdı, böyle de oynandı. Seni ben yazdım, beni de sen.. Suç yok, suçlu hiç yok! Ben mühür vurdum dudaklarıma, damarlarımda geziniyo harflerin, kelimelerin, cümlelerin.. Gittikçe paragraflaşıyosun hücrelerimde.. Kütüphaneler oldu içimde.. 
         Seni bana hasret bıraktığım için özür dilerim, hiç sahip olamadığım sevgilimm... Hani bana NUR'um derdin ya.. Işıklarını kestiğim için, kokuna hasret kaldığım için özür dilerim. Sen bi de bana sor neymiş ruhunun çekilmesi, neymiş kendinden kendini koparmak. Kirlenmeden kalabilseydim de sıkı tutunup düşmeseydim olmaz mıydı? 

        İSTİRİDYE'DEN..

17 Ocak 2011 Pazartesi

Vallaha Bayılıyorum yaa!! :D



  • İnsanları gıcık etmeye,
  • Onların beğendiklerini beğenmemeye,
  • Salak salak konuşurlarken zırt diye araya girip salak salak konuştuklarını söylemeye bayılıyorum ya! Balkonda otururken apartmandan çıkan teyzenin saçına gülmeye;
  • geçtim saç tokasını, ayakkabısının tokasına sarmaya bile bayılıyorum!
  • Yeni tatlar denicem ayağına kusunç kusunç şeyler yiyen insanlara; "sen de yermisin bi denesene" dediklerinde "yok ben klasik yarım ekmek döner" demeye bayılıyorum!
  • Yemek tırıvırısından sonra yeni tatlar deneyenlerin suratındaki o boşa para vermişlik ifadesi de gözümden kaçmıyo değil hani :)
  • Bu beni mutlu ediyo ilkel ve klasik kadın olmaya bayılıyorum!
  • Onmilyon baloncuk hevesle sana koşan, bişileri annatmaya çalışan önemsizlerin, anlattıkları andan itibaren aynı heyecanı paylaşmayıp, "ee yani sonuç olarak?" demeye ve çaresizce kalışını izlemeye bayılıyorum :)
  • Yerken kendimi kaybettiğim peyaz peynirli tostumun en kıç kısmını en sona bırakmaya, ısırdığımda o çıtırdıyı duymaya, ve ölümüne paylaşmamaya bayılıyorum!
  • Otobüste, minibüste, metrobüste vesairde vesairde, mp3 ses seviyesini 25'e getirip, üstüne bide "Megadeath - 99 ways to die" açıp, araca giriş yapmaya, herkesin sinir oluşunu izlemeye bayılıyorum!
  • Minibüste en öne oturup, arkadan uzatılan paraları, dürtülen omuzları  mp3 gardımla kabul etmeyip, hanfendilerin, teyzişkoların kıçlarını kaldırıp paralarını kendilerinin verişini izlemeye ve bunu yaparken de bana bakarak söylenmelerine artııııı benm hiçbirini duymayışıma bayılıyorum ya bayılıyorum!
  • Metrobüste oturan bi tikitoşun yanında ayakta durup tarzı olmayan şeyler dinlemeye, arada koluna çarparak sinir etmeye, en sonunda uyarma cesaretini gösterdiğinde metrobüsü birbirine katmaya bayılıyorum!
  • Uzun yolculuklar yapmaya ve bu yolculukları yalnız yapmaya, bunlar sırasında sapık amca ve gençlerin zaman mekan sınırı olmadan ağzını dökmeye bayılıyorum!
  •  Kız gibi giyinmediğimde, sümüklü pis sokak çocukları gibi metrobüse binmeye, raaatsız olucaklarını bilsem bile umursamadan simit ve feyve suyu höpürdetmeye bayılıyorum!
  • Minik çocukları çok sevmemden ama garip sevmemden ötürü ebeveynlerden aldığım tepkilere sinirlenip çocuğu har vurup harman savurmaya, ne var ki aynısını hatta daha iyisini ben de yaparım diyerek konuşmayı noktalamaya bayılıyorum!
  • Hiç gülünmemesi gereken ortamlarda kıs kıs gülmeye, yalan da olsa kriz tuttu elimde değil sinirlerim çok bozuk deyip krizi avantaja çevirmeye bayılıyorum!
  • Durakta otobüs bekleyen saç stili şuayip die adlandırmığımız stile bürünmüş amcaların saçlarının rüzgarda salım salım salınışa gülerek amcaları saçlarını düzeltme eğilime itmeye, kimse görmemişse bile herkesin görmesini ve maytap geçmesini sağlicak şekilde tepkiler vermeye bayılıyorum!
  • Annişkomla metrobüse binip; durakta bekleyen halıflekiiis peruk sahibi amcaların saçlarının rüzgara yenik düşmesine bayılıyorum!
  • Türkiye'ye gelmesi olay yaratıcak bir artisi tanımamaya, sevinçle bekleyenler kadar sevinmemeye, "geldi ve gitti işte napalım yani" demeye bayılıyorum!
  • Kitap delisi olduğum için alamadığım ama dayımın kütüphanesine ne hikmetse! rastladığım kitapların yerini değiştirip kendiminkine koymaya bayılıyorum :D ve nedense bunu hep sadece dayıma yapmaya bayılıyorum :D
  • Söğütlüçeşme'de tren beklerken, yolcu treni geldi sanıp aslında gelmediğini gördüğünde söylenen insanları izlemeye baylıyorum!...Uzaaaaar gider böyle....
            Amaaaaaaaaaaaaaaan işte ....
            Böle kıllık bıllık ne varsa bayılıyorum! ters aksi şer ve nemrut olmaya da :D

          İSTİRİDYE'DEN

14 Ocak 2011 Cuma

"İpek Tenini Derim'e Yine Sen Batırıcaksın!"


        Sessizce oturdun. Oturdum yanına sessizce.. Sızlayan kalbimdi. Ne söyliceğini bile bile saatlerdir yanında oturmak.. Kimine göre deli kimine göre fazla aşık bi kadınken; kendime göre ben: aslında son hevesle son bi şevkle gardı kaldırmaya çalışan, kalbini kalbime değdirmek için kopup gidenlere aldırmayan bi kadındım sadece.. Vasıflar yükleyemedim o an'a.. Vasıfsız an'dı yaşadığım. İsimlendiremedim ki.. Onları anmaktan korktum sonra, o isimlerle bir bir anmaktan..O isme benzicek o ismi andırıcak herhangi bi kareye kudretsizdi çünkü kalbim. Dudaklarına kitlendi gözlerim. Orda başlayıp orda biten hayatımı seyrettim dudaklarından. Cesaret kimine göre uzaktır, ben sende onu farklı gördüm. Sende cesaret: atlıya binmiş gelirken bendki cesaret duvarların ardına kaçarak izledi gelişini. Cesaretin tozunu dumana katarken kalp topraklarımda ben ise sadece sustum.. Zamanı durdurabilmek ne kadar imkansızsa senden geçmek de o kadar imkansızdı işte.. Ben zamanı durdurmak istedim o an. Durup kalmak, sessizce sakince donup kalmak. Yapamadım ki..
        Gözlerine baktım sonra.. En derin ummanım, en derin hayalim, karşısında iradesiz çırılçıplak kaldığım en anlamlı sen parçası! Halsiz kaldım gerçekten, kollarımı atıp yana, avuçlarımı koyup kucağıma sessizce izledim seni. Akmak için bekleyen ama atlamaya korkan incilerimle konuştum içimden.. Tir tir titreyen, tek kelime edicek gücü kendinde bulamayan; atlayıp kurtulmak isteyen ama yapamayan gözyaşlarım.. Güçlü olmalıydım karşında! Hayatımı yazdığım sayfaları yırtıp  atarken sen;  umursamıyo gibi davranmalıydım, oyun oynamalıydım yani.. Oyunu kuralına göre oynamalıydım.. Beceremedim. Sen - ben oyun muyduk ki? Bilemedim..
        -"Artık olmuyo, sen de görüyosun eziyet halini aldı bu ilişki. Seni mutlu edememek beni gerçekten üzer oldu. Çok daha güzel mutluluklar hakederken sen, ben sadece zerresini verebiliyorum...." diyen dudaklarına baktım uzun uzun.. Ne kadar süslü yalanlardı, ne kadar çok giydirip çıkartmışsın onları karşıma. Halbuki ben senin gözlerinin görebileceği en çıplak kadınken.. Yazık! Soyup anlamakla uğraşmaktansa yutkundum sadece ve sen de onlar gibi yutkunamadığım, yutkunamicağım bi yumru olarak  kaldın boğazımda.. Senden gelicek en ufak bi kırıntıya muhtaçken ben;  sen koca koca kapılar kitledin üzerime.. Cüsseme ağır gelicek kocaman taşların altında bıraktın beni. Biliyo musun canım okadar yandı ki! Yolun açık olsun dedin bi de kocaman taşlarla tıkarken yollarımı..Yolun açık olsun... Akan nehirlerime -"dur!" dedin sen.. Durdular, hatta kurudular.. Eritip toz bulutuna karıştırdın şu zavallı kalbimi.. Yalvarmamdı beklediğin belki de. Yalvarırdı bu kadın belki de ama; değil yalvarmak nefes almaya mecalim yoktu ki.. Sustum.. Sustuk.. Bitirdin ve bittik..
         Dudaklarında başlamıştım nefes almaya, yine dudaklarında bittim sevgilim.. Başlayıp bittiği yer herşeyin.. Teşekkür ederim sana, gözlerine; bakılan ben olmamışsam da bakan bu kadar güzel baktığı için..

MÇK' ya en an'ından bi "an" ve sevgiler..
       İSTİRİDYE'DEN..

11 Ocak 2011 Salı

Akrepler Yelkovanı Kovalasın mı?


        Ne kadar uzak olsa da yerin, ben hep yazıcam sana.. Bu kadın ilkeldir bilirsin, mektupları severim ben.. Gerçeklerden korktuğum kadar korkmadım hiçbişeyden. Herşeye kafa tutan bu kadın, gerçeğe gelince  düşürdü gardını. Taki seni tanıyana kadar. Herşey okadar gerçekti ki ve sen o kadar gerçektin ki.. Korktum önce. Olmamandan, yalan oluşundan.. Bi yanım deli deli sarmalanmak isterken tarafından, bi yanım deli gibi kaçıyodu senden. Ama sen hep olduğun yerdeydin;  ne bi adım ileri ne bi adım geri.. Oysa ben seni  en uzaklarıma koyup yollar çizdim kendime sana gelen. Kalbimden kalbine labirentler inşa ettim. Dümdüz gitsem varır mıydım? Korkmasaydım evet! Ama ben aklımca o labirentte zaman kazandım. Sessizce yürüdüm sandım, meğer yakıp yıkmışım koşuştururken. Sonra bi baktım ki az kalmış sana. Gördüm! Sen bendin. Aynadaki ben. Tek farkın ben zahiriyken sen gerçek olandın. Kocaman siyah gözlerine baktım; okadar gerçektiler ki ve o kadar taze acıları vardı gözlerinin, akmak isteyen ama atlamaya korkan bir sürü damla gördüm gözlerinde. Tariflendiremedim seni o an.. Sustum, sustuk..
       Yavaş yavaş gecelerime misafir ettim seni. Yüreğimin kapısını tıklattın, araladım. En savunmasız en iradesiz halimdi işte o gördüğün ben.. Koştukça yelkovan akrebin peşinden artık nefeslerime de ortak oldun. Ortağım yaptım seni hayatıma.. Mutluluğu yazdım ilk defa, yazılışını öğrendim ben! Çok daha fazlasıymış sekiz harften.. Ortağını bulunca sevindi mutluluk, açtı gözlerini.. Baktı bana ve -" ben sana ait olanım seninim " dedi. Daha evel avuçlarımda tutamadığımı, becerememekten korkup sımsıkı tuttuğumu hatırlıyorum ve sonra ikimizin avuçlarını da saran avuç oluşunu.. Sımsıcak, yalansız, güçlü ve kararlı..
       Gecelerde huzur bulan bana sonunda açtırdın perdelerimi. Kamaştı gözlerim. Güneş sarısına okadar uzağım ki. Sanki o gün yeniden ama ilk doğuşuydu Güneş'in.. Taki alışana kadar gözbebeklerim açık bıraktın perdeleri.
       Açık maviden siyahaydı benim yolculuğum. Güvenimi kaybede kaybede sıfırı bulmaktı. Nerde arasam tutunucak o eli, elimi boşluğa uzatmaktı. Her zaman boşluğu avuçladı bu kadın. Sonra düşüş..Çok hızlı, çok sesli, can yakıcı bi düşüş..vee acı son! Karanlık. Sana hiç açtırmadım ışıkları, geleni hep karanlıkta ağarladım ben. Gerçekti çünkü gelen. Halbuki ben gerçeği Güneş sarısına hediye edeli okadar çok akrep yelkovan kopup gitmişti ki kalbimden.. Zorla açtın ışıklarımı, iyiki de açtın.. İyiki kamaştı gözlerim. Seni tanıttın bana.  Baktım ki sen çocuktun! Büyüdüğünü sanan ama aslında bi yanı zerre büyümemiş, gördüğüm en cesur çocuk! Güldürdün beni, okadar gerçektin ki güldüm. Sustum, sustuk..
       Şimdi ışıklarım açık, güvenimin beli kırık belki ama ışıklarım açık! Koyduğum noktaya kuyruklardan hayat yapıp hediye ettiğin yerden başladım mutlu olmaya. Beni sen, seni ben büyüttük.. Zoru başardık biz sanırım. Aşkı gömmeye karar verdik oldu! Zor oldu ama oldu. Artık iplerimizin başka bi adı var: Dostluk.. Fırtına artık yerini sessiz esen rüzgara bırakmış gördün mü?
       Bi kalıba zorla sokulamaz ya insan; bi kalıba zorla sokmicam seni.. Olabildiğin, yapabildiğim kadar dostum, olabildiğin, yapabildiğim kadar da sevgilimsin hala..

          İSTİRİDYE'DEN..

10 Ocak 2011 Pazartesi

Yap - Boz


        Kalbimin en derininde hissettim seni. Öyle ki sen varken başka bir şeye yer yoktu, kalmadı içimde. Damarlarımdan sen diye akan kan, bütün vücudumu dolaşıp geldiğinde tekrar kalbime, ben kendi kalbimle temizledim seni. Zor olandı senden geçmek. Geçmek istemeyi istemek.. Kendimle verdiğim savaşı kazandım. Bu zafer ikimizin olsun. Çünkü şuana kadarki tüm zaferlerim senin içindi. Çocuk gibi sevdim seni, çocuk gibi kıskandım, çocuk gibi kızdım, küstüm.. İnsan her kapıyı çaldığında en perişan halinde, hep mi evde olur insan! Hep evdeydin! O kapı hiç duvar olmadı bu kadına. Sensiz kaldığımı zannettiğim zamanlarda aslında benim için döktüğün incilerden bir haberken, sustum.. Sadece sustum. Biz zor olanı mı başardık? Yoksa kolaydı da biz mi uzattık?
        Hayatımdaki bir yabancı olamicaksın asla hiçbir zaman. "Sen istesen de "fizik" yok olmana izin vermicek" çünkü. Kaçırdığım bilemediğim o anlara üzülüyorum. Senden geçmeyi savaş haline getirmiştim. Resmen savaşıyodum içimde. Yalvarıyodum kalbime: -"Nolur ya o kalsın ya o. İkisine birden yer yok yapma! Nolur!" Dinlemedi.. İkinizi de sığdırmaya çalıştı içine, oldu mu? Olmadı! Ya "huzur" diye yalvardım ya "o".. Çünkü ikisine yer olmadı hiç.
        Suç yok, suçlu yok.. Sadece sevdik biz, hem de uzaktan.. Dokunmadan sevdik, öpmeden.. Yanlış olan neydi? Bulabildin mi iki resim arasındaki farkı? Bence aynılar, yok bir fark! Sen benim aynadaki halimdin, en çıplak en savunmasız ve en iradesiz.. Sana bakmaya o yüzden korktum hep, bunun için kendimden korkmamam ve utanmamam gerekirdi çünkü. Kocaman siyah gözlerine bakarken, kendimden parçalar buldum orda. Eksik olan ben'dim sadece orda. Kocaman simsiyah yapbozun en bozuk parçası ben! Biz bi yapbozduk dimi? Sen Yap'an ben Boz'an.. Noldu sonunda? Dağıldı dimi yapboz? Artık parçalarına ayrıldı dimi? Sen devamken Yap'maya, kimler bozmadan tamamlicak bakalım seni? Kim olucak kalbini avuçlayan?
         Okuduğunu biliyorum! Sana yalvarıyorum! Şuanda okadar acizim ki karşında. Bırakılma, terkedilme korkusundan iliklerine kadar tir tir titreyen bi kadınım işte. Zaten bundan fazlası olamadım hiçbi zaman biliyosun! Yüreğini yerinde değil ellerinde taşıyan bi kadından fazlası olamadım hiçbi zaman.
         Beni bırakma!.. ve ben o kapıyı yine çaldığımda evde ol nolur! Kapı duvar olmasın. Çok ağlarım çünkü. Acı bizi büyüttü. Kal! Hiç gitme olur mu? En özel yerindesin en derin yerindesin kalbimin. Bunu bilerek yaşa! Bunu bilerek yerleştir sevdiklerini kalbine. Odamı paylaşmayı sevmem, kimseyle uyuyamam biliyosun! Dağınık yatar bu kadın..

       İSTİRİDYE'DEN..

5 Ocak 2011 Çarşamba

Hadi Artık Sevgilim Başlasın Hayat, En Beyazından!


      Bugün apayrı bi huzur var içimde.. Apayrı bi cesaret. Ben cesur bi kadınmışım biliyomusun? Öyle söyledi. Ne kadar doğru bilemem ama öyle sanırım.. Bugün benim için milad. Ben bugün yazlıkları çıkardım evet! Artık kışlıkları sallamanın zamanı geldi. Aslında buna gardrobumu komple değiştirmek de denilebilir. Ben yenilendim. Arındım! Kalbimi tebrik ediyorum. Sonunda başardı! Artık bitti, bittin..
      Ateşte yürüdüm yıllarca, ayaklarım yanmış şimdi görüyorum. Yanık içindeymişim meğer.. Gözüm kör, kulağım sağırmış. Ne bastığımı ne acıdığımı hissetmişim. Kör yürümüşüm resmen. Bigün bile düşmemişim sanmışım şimdi bakıyorum yara bere içindeki mosmor dizlerime.. Meğer iç kanamaymış benimkisi. İçten kanatmışsın beni. Gülmek için direnirken mimiklerim, asılı bi şekilde tutulmuş incilerim, akmamak için yardım almışlar meğer.. Şimdi görüyorum içimdeki pınarları! Şimdi şelale oldular.. Ne yaşadığımı, kendimi unutarak hasta bi şekilde yaşamışım bu kadar zamanı. Kimse dur dememiş, dese de ben duymamışım ki! Sadece arkama bakarak yürümüşüm; defalarca kez tökezlemiş düşmüşüm haberim yok! Belki de defalarca kez "önüne bak!" diye atılan çığlıkları duymamışım bile.. Bu nasıl bir sağırlık bu nasıl bir körlüktü?! Açılan yaralar kapanır, zaman geçer unutulur demek isterdim ama hayır! Ben yaşadıklarımı unutamicam sanırım; unutmak da istemem zaten. Bana yakışan bu olmaz. Beni büyüten acıları silemem. Ama alışabilirim onlara. Yapabileceğimin maksimumu bu.
      Gün başka doğdu bugün. Gün gerçekten uzun zaman sonra "doğdu" bugün.. ve ben ilk defa bunu farkedebildim. Güneş'in sarısını tanıyamicak kadara körleşmiş gözlerim meğer.. Renklere kör olan benin uyandığımda ilk defa uzun zaman sonra kamaştı gözleri. Bi farklı giyindim, bi farklı kokuyodu hava bugün. Sanki sen yayılmışsın heryere, senin kokun.. Herşey meğer yolundaymış da benmişim o yola dikenler serpen. Benmişim sessiz kalıp sesini unutan.. Kalabalığın ortasına, iğne atsam yere düşmez tenhalar yaratmışım ruhumda, kocaman kocaman boşluklar.. Dönüm dönüm yaralar.. Halbuki merhem uzatanlar olmuş. Görmemişim ki! Sürmek isteyeni yaklaştırmamışım bile..
      Ben bu kadar acizken o zamanlar, güçlü olmayı nasıl dilemişim ki?.. Aşka önce kendimden başlamam gerekirken neden başkalarının aşkları için canımdan canlar koparıp hediye etmişim ki?.. Önce kendine aşık olmalı insan, doğru! Aşık olmayı kendinden başlatmalı, kendini milad saymalı..
      Uzun zaman sonra merhaba o zaman sevdiğim herşeye; ama önce kendime.. Yeni bana alışmak zor olmicak. Özüne dönmek aslında bu.. Küçücük hayatıma serpiştirdiğim kocaman taşları sırtladım artık taşıyorum bir bir sınırımın dışına. Taşırken de düşünüyorum; bu kadar zaman bu ruh metrekaresi kadar yerde metrekarelerce büyük taşlarla nasıl nefes alabilmişim hayret! Önümü görememem aslında doğal olanmış. Artık temizlik vakti. Arınma vakti! Ben ben oldum sonunda.. Ruh metrekaremde sadece senmetrekare kadar bir yer hayat bulduğum yer.. Teşekkür ederim bu kadar zaman bana katlandığın için, bu kadar zaman benle ben olduğun için.. Ben de sen oldum artık. Hadi artık tamam ! Başlasın hayat en beyazından hemde, çoktan hazırmış kalbim..

     İSTİRİDYE'DEN.. 

4 Ocak 2011 Salı

Hiç Görmediklerim, Hiç Bilmediklerin..


      Bakamam ki yüzüne.. Artık utanıyorum.. Benim bildiğim ama senin bilmediğin onca şey varken bakamıyorum yüzüne. Senden başkasını hayal bile edemezken ben, bi baktım hayatımdalar. İzin verdim onlara. Hayatıma bana sana istedikleri renkleri verebilmeleri için boya kalemlerini ben aldım onlara. Halbuki neden? Saçmaydı her ne varsa yaşanan.. Yine yazık ettim kendime, yine harcadım kendimi bi kalemde. Sana doğru giden yollardaki taşları sen kaldırdıkça ben yenilerini ekledim. Destek olmak yerine köstekliği sevdim ben. Halbuki nefesim nefesindi. Her yerimdeyken sen; ben sadece beni sevdim. Bencildim her zaman olduğu gibi. Ardıma bakmadan gitmeyi bile düşündüm. Ne kadar cesurmuşum di mi? Cesaretsizlikten yakınan ben; az daha gidiyodum bizden. Emin ki bu kadın koptuğunda senden canı ayrılıcak ikiye ve yepyeni acılar gelicek karşıma. Sen gibi kimse olamicak, sen gibi kimse kokmicak! Işıkları yakanı beklemek boşa artık! Artık hep karanlık olucak.. ve eminim ki bu kapılar bi daha hiç açılmicak. Zannederdim ki senle olmaz! Yazık bana, ne kadar gözüm kararmış, ne kadar renklerden uzak kalmışım ve ne kadar kapamışım kulağımı çığlıklarına..
       Bilmiceksin yalnışlarımı, bilmicem artık onları.. Sadece senle beniz artık! Haketmesem de bu böyle. Suçluyum  ve bunu kendime bile zor itiraf ederken sensizlikle sınanmak beni ayırır ruhumdan.
        Alt tarafı bi beden desene, alt tarafı bi beden.. Sen o bedende ruhsun sevgilim.. Özür yada diğer hiçbir şey bunun telafisi değil biliyorum ama özür dilerim.. Aklım senden özür diler, kalbim de keza.. Eğilir kalbim kalbinin önünde.. Hadi yine tut ikisini aynı yolda yürüt meleğim.. Artık sendeler, kimseler yok başka aklımda kalbimde. Hadi aç kollarını, sen göğsünde uyumak istediğimsin.. Seni Kocaman Seviyorum koca adam .. Pıtı Pıtı..

    İSTİRİDYE'DEN..