14 Ocak 2011 Cuma

"İpek Tenini Derim'e Yine Sen Batırıcaksın!"


        Sessizce oturdun. Oturdum yanına sessizce.. Sızlayan kalbimdi. Ne söyliceğini bile bile saatlerdir yanında oturmak.. Kimine göre deli kimine göre fazla aşık bi kadınken; kendime göre ben: aslında son hevesle son bi şevkle gardı kaldırmaya çalışan, kalbini kalbime değdirmek için kopup gidenlere aldırmayan bi kadındım sadece.. Vasıflar yükleyemedim o an'a.. Vasıfsız an'dı yaşadığım. İsimlendiremedim ki.. Onları anmaktan korktum sonra, o isimlerle bir bir anmaktan..O isme benzicek o ismi andırıcak herhangi bi kareye kudretsizdi çünkü kalbim. Dudaklarına kitlendi gözlerim. Orda başlayıp orda biten hayatımı seyrettim dudaklarından. Cesaret kimine göre uzaktır, ben sende onu farklı gördüm. Sende cesaret: atlıya binmiş gelirken bendki cesaret duvarların ardına kaçarak izledi gelişini. Cesaretin tozunu dumana katarken kalp topraklarımda ben ise sadece sustum.. Zamanı durdurabilmek ne kadar imkansızsa senden geçmek de o kadar imkansızdı işte.. Ben zamanı durdurmak istedim o an. Durup kalmak, sessizce sakince donup kalmak. Yapamadım ki..
        Gözlerine baktım sonra.. En derin ummanım, en derin hayalim, karşısında iradesiz çırılçıplak kaldığım en anlamlı sen parçası! Halsiz kaldım gerçekten, kollarımı atıp yana, avuçlarımı koyup kucağıma sessizce izledim seni. Akmak için bekleyen ama atlamaya korkan incilerimle konuştum içimden.. Tir tir titreyen, tek kelime edicek gücü kendinde bulamayan; atlayıp kurtulmak isteyen ama yapamayan gözyaşlarım.. Güçlü olmalıydım karşında! Hayatımı yazdığım sayfaları yırtıp  atarken sen;  umursamıyo gibi davranmalıydım, oyun oynamalıydım yani.. Oyunu kuralına göre oynamalıydım.. Beceremedim. Sen - ben oyun muyduk ki? Bilemedim..
        -"Artık olmuyo, sen de görüyosun eziyet halini aldı bu ilişki. Seni mutlu edememek beni gerçekten üzer oldu. Çok daha güzel mutluluklar hakederken sen, ben sadece zerresini verebiliyorum...." diyen dudaklarına baktım uzun uzun.. Ne kadar süslü yalanlardı, ne kadar çok giydirip çıkartmışsın onları karşıma. Halbuki ben senin gözlerinin görebileceği en çıplak kadınken.. Yazık! Soyup anlamakla uğraşmaktansa yutkundum sadece ve sen de onlar gibi yutkunamadığım, yutkunamicağım bi yumru olarak  kaldın boğazımda.. Senden gelicek en ufak bi kırıntıya muhtaçken ben;  sen koca koca kapılar kitledin üzerime.. Cüsseme ağır gelicek kocaman taşların altında bıraktın beni. Biliyo musun canım okadar yandı ki! Yolun açık olsun dedin bi de kocaman taşlarla tıkarken yollarımı..Yolun açık olsun... Akan nehirlerime -"dur!" dedin sen.. Durdular, hatta kurudular.. Eritip toz bulutuna karıştırdın şu zavallı kalbimi.. Yalvarmamdı beklediğin belki de. Yalvarırdı bu kadın belki de ama; değil yalvarmak nefes almaya mecalim yoktu ki.. Sustum.. Sustuk.. Bitirdin ve bittik..
         Dudaklarında başlamıştım nefes almaya, yine dudaklarında bittim sevgilim.. Başlayıp bittiği yer herşeyin.. Teşekkür ederim sana, gözlerine; bakılan ben olmamışsam da bakan bu kadar güzel baktığı için..

MÇK' ya en an'ından bi "an" ve sevgiler..
       İSTİRİDYE'DEN..

2 yorum:

  1. Teşekkür ederim.
    En zorundan bir an olsa gerek. Zaman durmaz akar gider, bir gün yine yeniden dolar taşar akar nehirler.

    YanıtlaSil
  2. nehirlerim kurudu, yağmur bekliyorum ben. Yağmur duam kabul olur belki die.. Saol ama okadar c-andan bi "an" ki bu sadece okyanusta katre oldu.. beğenmene sevindim.

    YanıtlaSil