30 Nisan 2011 Cumartesi

"Ben Sana Küsüm Aslında Haberin Yok.."


      Sen hissedebildiğim tek adamdın, neden gittin ki? Neden bıraktın kötü dünyada çok yalnız.. Ben yeniden sevebilmek için izin istemiştim oysa ki.. Seni unutmamak için neyim varsa koydum ortaya. Beni ben gibi anlayan birini sevdim senden sonra sevgilim. Aynı sen gibi , gözleri, sesi, saçları, kalbi.. Oda senin gibi şikayet edip duruyor bu dünyadan hep :) ve ben sana da yaptığım gibi seninleyim diyorum ona, bırakmam, bırakamam. Sen gitmedikçe sen bırakmadıkça, ölmedikçe sen; bırakmam, bırakamam.. 
       Dağılan akıl bahçelerimi topluyor o da, o da incitmemek için çırpınıyor. Alınma kızma bana ne olur. Ben o'nun bazen senin ruhunu taşıdığını düşünüyorum. Sen varsın gibi o'nun içinde. Sen esas alemi seçtiğinden ve tozumu dumana kattığın o günden beri oksijen alamayan bana; koşar adımlarla getirdi havayı. O bilmiyor, o da korkuyor, o da kaybetmiş diğer yarısını.. Deli gibi aramış ama tek farkımız ben sana söz verdiğim gibi sıkılmadan devam edebilmişim, ama o bırakmış, pes etmiş.. Sevdiğiyle gömmüş ne varsa.. Topraklar deli deli kapatmış umutlarını da ben gibi.. 
      Ruhumu da içine koyarak gömdüğüm gün geliyor aklıma seni.. Topraktan nefret etmiştim, kızmıştım ona.. Seni, sevdiğim tek adamın üzerine nasıl kıyar da serpilebilir diye.. Gitti herkesler, gidemedim ki ben.. Bensiz kalamazdın sen, korkardın çünkü.. Toprağı ellerimle dövüşüm geliyor aklıma, haddini bildirebilecekmiş gibi.. Seninle beraber ruhunu da gömen bu kadına yeni bir ruh hediye etti o adam. Uyduramam sandım, girmez bedenime sandım ama şekil alabildi zamanla.. Açık kalan ellerimi düşürdüm avuçlarına o'nun.. Sardığını hissettim sımsıkı. Sevebilmek suçtu benim için.. Sana koştum hemen; dedim ki sevgilim yetiş, senden sonra gömdüğüm kalbim yıllar sonra ses verdi, ne yapayım ki? İznin var mı ki sevmeme? Sımsıcak oldu vücudum ve yine kimsenin duyamayacağı, anlayamayacağı bir frekansta konuştum seninle.. Ayrıldım yanından.
      Hala suç biliyorum sevmem. Ama elimde değil sevgilim. Senden kalan o kocaman boşluğu doldurmaya çalışmak da suç biliyorum ama inan ki bu kadına; bunun için kılını kıpırdatmayan bu kalbe geldi ve girdi  içeri, anlamadan kimsiniz diyemeden yerleşti bile.. 
    Sensin demek anlam, anlam da sen.. Dolmayacak yerin için içeceğim bu gece.. Yeni hoşgeldinlere içeceğim.. Zaten tuzla buz olan aklımı,  yırtıp yeni bir akla içeceğim bugün.. Vefa'nın artık sadece bir isimden ibaret olduğu bu şehirde artık yalnız değil bu kadın korkma. Seni Seviyorum fakat; 
     Her sabah uyandığımda kalbimin ellerinde olduğunu hissederek uyanırdım, sımsıcak.. Bu sabah üşüyerek uyandım sevgilim! Kızdın mı bana? Yoksa Küs mü Mecnun Leylası'na?

İSTİRİDYE'DEN..

28 Nisan 2011 Perşembe

Şimdi Gideceksin Ya Hani...


Yorgun olacak bu kalp,
..ve ben gene en varoşta arayacağım en güzel sahilleri,
Sızım sızım sızlayacak yaralarım..
Tuzla buz olacak camdan hayallerim..
Yarımı çok uzaklara taşıyacağım yine.
Akibet noktalanmışken ve sükunet suspus olmuşken,
Giyinip gelecek karşıma bütün soru işaretlerim..
Hani sen yoksun, gideceksin ya,
Nasıl savaşır bu savaşçı ?
Sen bu istasyondan ayrılırken,
Çözemediğim, cevaplayamadığım, elimde bana kalan son jetonumdun..
Attığın yerin altındaki bölmeden aldın kalbimi geri işte!
Bildiğimi unutturan, başa sardıran,
Darmaduman eden, nefesimi kesen adam!
Duymayan kulağım, görmeyen gözümdün..

İSTİRİDYE'DEN..

Aklımdaki Odalar..


       Hayat uzun.. Bu yolda öyle sevgilim..
      Söz verdiğin gibi yanımda kal isterdim, söz verdiğimiz gibi ..
      Dün dedim ki kendi kendime; rüyalarıma gel ne olur.. Ama orada bari kırma incitme. 
     Sersefil kalmış insanlar gibi, bir dilim ekmek bir damla su dilenir gibi dilendim senden sevgini.. Oysa çok şey değildi ki istediğim, ver kalbini bana, karışma gerisine.. Ben süslerim bizi, ben yepyeni bir ben yaratırım ondan. Suskunluğumu sevmezdin hiç; suskun, sessiz kalışımı.. Halbuki bilmiyorsun ki; ben sustuğumda sen, sen giriveriyordun gözlerime, bedenime.. Tüm acıları arkama alıp sadece sen diyordu bütün uzuvlarım.. Ben bakışlarıma sen yüklüyordum o sıra. 
     Kitapların kalmış evimizde, sen kokan sayfaları hatmederken ben, titriyorum.. Aralarında kendince aldığın notlar var kitaplarının. Birtanesine "DENEDİM"  yazmışsın. Bu ben'im biliyorum.. Denediğin ama bir türlü kalbini emanet edemediğin ben. Sevemedin beni biliyorum, olmadı ben gibi yapamadın, ben gibi teslim olamadın bana.. Ben mi?! Ben; başlarken bütün anahtarlarımı teslim etmiştim sana, bütün uzuvlarım sana emanetti, beş duyumda kulun kölendi sanki.. Şimdi mi?!  Şimdi; sadece bir bedenim o kadar, nefes alıp-veren sessizce yaşamaya çalışan, anlamlardan habersiz, somutlara küskün, soyutlarla dost bir faniyim sadece.. 
  Sesler duyuyorum.. Kokular.. Sana benzeyen insanlar.. Sana benzeyen yüzler, eller, gözler saçlar.. "Kıvranışımı seyreden melekler gibiydi sükunet.." Kalbim sığmaya çalışırken göğüs kafesime, zorlarken bütün organlarımı yer açabilmek için kendine; benimse yapabildiğim sadece koyup ellerimi üzerine bastırmak oluyor.. Basınca üzerine dinecek gibi duran acımı fark etmeden yayıyorum tüm bedenime..
    Sevgilim ben ayak tırnağımdan, saç telime kadar acıyorum. Sensiz nasıl devam eder bilmiyorum ama etmeli..  Nefes almak için ne zaman bir takatim olur bilmiyorum ama olmalı.. Canım ne zaman çıkar bu bedenden kestiremiyorum ama gitmeli.. 
      Ben hazırım haşmetli melek, kırılabilir bu çürük düzenek..
     Ölüm artık en tezinden gelmeli..

İSTİRİDYE'DEN..  

27 Nisan 2011 Çarşamba

Sesin Uzaklaştı Her Adımımda..

  
Giyindim..
   Çıktım evimden, evimizden. Daha fazla katlanmadım sensiz kalışıma, duvarlarla muhabbete.. Senin için bir otel odası olan evim, aslında kalbimin ilk yaşını kutladığı yerdi.. Gönlüm öğrendi artık sevmeyi sanırdım, hak edene hak ettiğim değeri verdim sanırdım halbuki. Meğer kendi yarattığım seni sevmişim ben. Çok değişik hissediyorum şuan. Her şeyi geride bırakmış elinde çantası, kitabı ve sigarası yola koyulmuş bir saçmalığım aslında. Arkama bakmamayı sen öğrettin bana. Arkama bakmadım ben de. Sesler uğultu oldu etrafımda, oksijen bile uğramaz oldu artık. Tren durağında beklemeye başladım; sessizce sakince ve sen gibi.. ve gelen ilk gelen trene attı bu kadın kendini.. En arka koltuğa, herkesten uzak ve yine aslında en arkalarda olarak aldım yerimi kalabalığın içinde. Kulağımdaki ses fısıldarken bana ;

"... İşte gidiyorum
Bir şey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbir şey almadan
Bir şey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum... "  sadece gülümsüyorum.. 



    Giderken senden; her adımımda uzaklaşanın sen olduğunu ve aslında sesinin uzaklaştığını idrakım içimi acıtırken ve sen her tınıda nefesime bıçaklar savururken benim gard diye kaldırdığım kalbimdi sadece.. Bütün çiziklerine ve damlayan kanlarına rağmen  hiç acımadı ellerim biliyor musun? Var gücüyle ve son nefesine kadar savaşmış meğer..  Meğer seninmiş bu şehir ve yokmuş bana yer burada aslında.  Meğer tahtında otururken sevgili kalbin; deli gibi hizmette kusur etmeyen benim kalbimmiş.. 
   Başımı kaldıramıyorum..  Başka bakışlardan korktuğum için, seni alıp götürmelerinden korktuğum için başımı kaldıramıyorum. 
   ... ve evet işte gidiyorum, bir şey almadan sessizce sakince.. Şehrini sana bırakarak, yaşamaya çalışarak ve her şeyi dağınık bırakarak. Bir daha olmayacak, olmayacaksın.. Sindirmeye çalışarak gidiyorum. Son zerrelerini de kalbimin, rüzgarda savrulmasın diye sarmalayarak gidiyorum. 
    Seni seviyorum diyebilmek isterdim. Ama hayır! Bedenimde açıp - kapattığın çağda yepyeni bir kadın olmaya çalışırken, nefes almaya bile takatim kalmamışken bu sefer hayır! Seni sevmiyorum. seni sevmiyor kalbim artık! ..ve gidiyor elinde avucunda kalanlarla işte!


İSTİRİDYE'DEN..

26 Nisan 2011 Salı

Korkuyorum Yetemicek Bir Ömrüm Sana..

   
   Korkum sadece yetmemesi, zamanın yetememesi.. Seni sevmeme ömrümün yetmemesinden korkuyorum; seni sen gibi yaşayamama korkusu öldürücek beni. Bi an bile çıkman aklımdan; bi an bile nefesini ensemde hissetmeden yaşamam aslında korkum.. En umulmadık anda, en zayıf anında çekip gitmek bu hayattan. 
     Bir kıyısından başlamak istiyorum denizlerinin, sessiz kalmak değil de; deliler gibi çığlıklar atmak istiyorum vücudunun her zerresinde.. Parmaklarımın ulaşabildiği, gözlerimin görebildiği, kulaklarımın işitebildiği kadar uzak kalmalıyım senden.. Açtığımda gözlerimi sen olsan yanımda.. 
   Cesaretle yeniden tanıştırsam seni keşke, tanıştırabilsem.. Bi bilsen ki korktuğun o kelimeyi her hücrende ellerimle gezdiricem, ah bi bilsen ki kapını bıkmadan, ölene kadar çalıcam; taki içerden başını uzatıp, kapıyı birazcık aralayana kadar.. İçinde benim girebileceğim kadar bir boşluk yok mudur ki? Boşver şişeleri doldurmayı, bırak damlamayı.. Gürül gürül koşarken sana vadilerimden; korkmadan aç kollarını.. Bırak çarpiyim işte sinene, bırak o hızla sariyim bütün vücudunu, bırak bi anda sen oliyim olmaz mı? Bırak sarılabil istediğinde, korkmadan sarıl bana, ah işte! bi bilsen ki sarıldığın an, sinem sinene çarptığında un ufak olucak yüreğim.. ve sen her sarılışında küllerinden tekrar doğucak.. 
      Zaman dert değil ki, bu kadın seni bir ömür bekler.. Ama ya ömrüm yetmezse.. Ya yetemezse ömrüm sinende yok olmaya, un ufak olmaya..Ah bi bilsen ki kaybettiklerin aslında kaybettiklerim, bi bilsen ki sen nefes aldıkça alıcak bu kadın sen almadıkça durucak zaman..ve yine bi bilsen ki senle yok olmaksa sorun senle yok olup gidicek bu kadın.. Korkutmasın sevgim seni nolur.. Korkmadan sev beni.. Bırak avuçlarına düşsün ellerim.. Bırak senin kokun sinsin üzerime, bırak senin kokun dolaşsın bütün zerrelerimde.. 
       Biliyorum koca bi ömür var ve o ömür yetmicek seni sevmeme, doymama.. 
       İzin ver bir kıyından başlasın bu kadın.. İzin ver meleklerine ki; onlarsız dene uçabilmeyi.. 
       Ben geldim çünkü artık..

       NOT:  Bigünlük hakkımı kullanıyım mı? ; Seviyorum Seni Ben..

İSTİRİDYE'DEN.. 

25 Nisan 2011 Pazartesi

Sana Benzemek..En gecinden..


         İlk gördüğüm gibisin.. İlk aşık olduğum, ilk tutulduğum adam gibisin.. Yine çatık kaşların, yine suskunsun ve yine anlaşılmayı bekliyosun biliyorum.. Sanki hayat vurdukça vuruyo, en derinlerine en açık yaralarına basıyo parmaklarını biliyorum.. Sanki ölmüşssün de yeniden doğumu bekler gibisin..
         Bildiğin tüm şarkıları mırıldanıyosun yine ve giderken sen, yine yerine bırakıyosun işte damlalarını.. Kimselerin göremediği kimselerin duyamadığı frekansta yine bana sesleniyosun biliyorum, akmaması için inatlaştığın incilerinin asılıp kalmalarını istiyosun yine kirpiklerinde.. Ama nafile... Çoktan düştüler ellerime.
         Kokunu hatırlıyorum; kokuma aşina.. Sesini de hatırlıyorum sesime aşina.. Gittiğimiz yerlerdeyim şimdi. Adının, sesinin, ellerinin kaldığı yerlerde kaldım ben de.. Dokunduğun masalara dokundum, dinlediğin müzikleri dinledim, yine sen gibi sevindim sevinirken. İlişkilerde bi taraf bi tarafa benzemeli, yoksa aldığın nefesi vericek takatin kalmaz derdin! Aldığım nefesi vericek takatim kalmadı! Sessizce sen gibi olmak için çabalıyorum şimdi; geçkalmışlığıma aldırmadan sessizce sana benzemeye çalışıyorum. Zahiri seninle, biz olamamışlığa kaldırıyorum kadehimi bugün.
         Oysaki renkliydi tablolarım, tabloların.. Ben o renkleri kurcalarken; kirletirken hepsini birer birer, sen temizlerdin arkamdan hatırladın mı? "Griyi sevmem" derdin; "ya siyah olmalı gidişat, ya da beyaz".. Hep grilerde kalan kadınını kurtarmaktı bütün çaban.. Ne renk olursa olsun bi renkti vermek istediğin; ara deil ana bi renkti bürünmemi istediğin.. 
         Sımsıkı sarmaladım seni, yokluğundakileri de.. Ben sana benzemeye, sen gibi yaşamaya, sen gibi nefes almaya, sen gibi sevmeye çalışıyorum sevgilim. Eminim görüyosun beni; eminim duyuyosun ve yine çok eminim ki kalbim hala avuçlarında.. Vefa'nın artık sadece bir semt ismi olduğu bu şehirde artık bana kalanlarla bi sen yaratıyorum ben.. Yeniden başyalabilmek için, yalnız uykularımdan yalnız uyanmamak için; miladım olan senden; yepyeni bi sen..

İSTİRİDYE'DEN..

21 Nisan 2011 Perşembe

Yorumsuz

Yoruldum. Ellerimden kayıp gitmenden yoruldum.. Tam evet oldu derken kocaman hayırlarla savaşmaktanda yoruldum artık.. Kıymet bilmez derler? Öyle miyim gerçekten?
Büyümeliyim artık!
  • acımamayı,

20 Nisan 2011 Çarşamba

Neler neler yapabilecekken halbuki; şimdi sadece iki dudağımın arasından özledim çıkabiliyor.. Ne acı ki etrafımdaki kimse ama kimse attığım çığlıkları duymuyor aksine vurduklarıyla sırtımda yaralar açıyorlar..Etrafımda beni anlayabilecek benim uzanan elime uzanabilecek bir el yokken nası güçlü ol dersin ki! Kendime ait dertlerimin olabileceği kimsenin aklına bile gelmiyor, dünya onların etrafında dönüyor çünkü.. Benim dünyam donuk ve boş. Ben üzülemem ben kırılamam benim bir kalbim yok çünkü..

19 Nisan 2011 Salı

Güle Güle


     Yepyeni bir hayat var artık önünde. Kalbinin zincirlerini kırabildiğin, uykularına ninni yapabildiğin, gülümsemene o derin gamzelerini yerleştirebildiğin yepyeni bir hayat.. Ciğerlerinde nefes, kulaklarında bir ses, gözlerine bir fer, bir silüet değil artık bu kadın.. Giderken un ufak etmişim zincirlerini.
     Artık özgürsün! Sen izlerken NİL nehrini gönlünün penceresinden; "ben gülistanda diken üstüne yatmış acıyor olacağım." Evet! Tam tarifi bu olsa gerek; gülistanda diken üstüne yatıp, acımak..
     Mesafeler sayılardan ibaretken önceleri; nefesine bıçaklar savuran bu kadın o sayılara bir anlam kazandırdı ve artık tam anlamıyla 1410 km oldu mesafemiz.. Zor olan; "siyah saç akdefterle gelip, aksaç  siyah defterle gidiyor" olmak..
     Biliyorum ki artık varsa bir duvar dayanmalıyım; yoksa o duvarı kendim yaratmalıyım..
     Artık aynalarının zahirisinde bu kadın yok! Korkmadan kırabilirsin yansımalarımı, yansımalarını..
     Seni Hep Sevdim Ben..

13 Nisan 2011 Çarşamba

13 Nisan.. Ben Öldüm Aslında Bugün..


          Birer birer kaybediyorum sevdiklerimi, birer birer yok olup gidiyorlar hayatımdan.. Kıymet bilmiyorum ve inanılmaz canımı yakıyor bu durum. Çünkü her giden bir şeyler götürüp gidiyor benden. Güçlü olabilmem için sebeplerimi birer birer çalıyorlar benden ve ben bunu durduramıyorum. Zaman artık durdu, atan kalbim de.. Bugün gidişini sessizce kutluyorum içimde.. Belli edemeden bağırıp çağırmadan ağlayamadan hatta..
        4 Mayıs son tarih. Bunu bile bekleyemeden sen, bunu bile bekleyemeden ben gittik işte. Yıkıldı ne varsa yıktım ne varsa ikimize ait. Soluk borumu ihtimallere bağlayan köprülere gem vurdum bugün. Artık geçiş yok.. Ne giriş ne de çıkış.. Artık sırtımı yasladığım sen de yoksun. Beni bu vahşi hayatta ayakta tutabilen sen.. Malesef yoksun artık. 13 Nisan itibariyle yoksun ve ben 13 Nisan itibariyle yokum artık.. Kimbilir belki ilerde çok pişman olacağım, ama ne fayda deyişini duyuyor gibiyim. 
         Ben artık öldüm. Bu kadın artık bir fani değil. Bu kadın gideli çok oldu. Fatiha'larla ayakta kalabilecek, dualarla sabrı öğrenecek ve sessizce çürüyüp gidecek..  
         Oyun bitti artık Yollar tükendi. Yolum bitti..
         Ancak bu kadardı toprağın altından söyleyebildiklerim.. Hadi artık başlasın ve bir an evvel bitsin bu kabirdeki azab..

İSTİRİDYE'DEN..