Hayat uzun.. Bu yolda öyle sevgilim..
Söz verdiğin gibi yanımda kal isterdim, söz verdiğimiz gibi ..
Dün dedim ki kendi kendime; rüyalarıma gel ne olur.. Ama orada bari kırma incitme.
Sersefil kalmış insanlar gibi, bir dilim ekmek bir damla su dilenir gibi dilendim senden sevgini.. Oysa çok şey değildi ki istediğim, ver kalbini bana, karışma gerisine.. Ben süslerim bizi, ben yepyeni bir ben yaratırım ondan. Suskunluğumu sevmezdin hiç; suskun, sessiz kalışımı.. Halbuki bilmiyorsun ki; ben sustuğumda sen, sen giriveriyordun gözlerime, bedenime.. Tüm acıları arkama alıp sadece sen diyordu bütün uzuvlarım.. Ben bakışlarıma sen yüklüyordum o sıra.
Kitapların kalmış evimizde, sen kokan sayfaları hatmederken ben, titriyorum.. Aralarında kendince aldığın notlar var kitaplarının. Birtanesine "DENEDİM" yazmışsın. Bu ben'im biliyorum.. Denediğin ama bir türlü kalbini emanet edemediğin ben. Sevemedin beni biliyorum, olmadı ben gibi yapamadın, ben gibi teslim olamadın bana.. Ben mi?! Ben; başlarken bütün anahtarlarımı teslim etmiştim sana, bütün uzuvlarım sana emanetti, beş duyumda kulun kölendi sanki.. Şimdi mi?! Şimdi; sadece bir bedenim o kadar, nefes alıp-veren sessizce yaşamaya çalışan, anlamlardan habersiz, somutlara küskün, soyutlarla dost bir faniyim sadece..
Sesler duyuyorum.. Kokular.. Sana benzeyen insanlar.. Sana benzeyen yüzler, eller, gözler saçlar.. "Kıvranışımı seyreden melekler gibiydi sükunet.." Kalbim sığmaya çalışırken göğüs kafesime, zorlarken bütün organlarımı yer açabilmek için kendine; benimse yapabildiğim sadece koyup ellerimi üzerine bastırmak oluyor.. Basınca üzerine dinecek gibi duran acımı fark etmeden yayıyorum tüm bedenime..
Sevgilim ben ayak tırnağımdan, saç telime kadar acıyorum. Sensiz nasıl devam eder bilmiyorum ama etmeli.. Nefes almak için ne zaman bir takatim olur bilmiyorum ama olmalı.. Canım ne zaman çıkar bu bedenden kestiremiyorum ama gitmeli..
Ben hazırım haşmetli melek, kırılabilir bu çürük düzenek..
Ölüm artık en tezinden gelmeli..
İSTİRİDYE'DEN..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder