30 Mayıs 2012 Çarşamba

..






Terk-i Diyar


Hiç pişman oldunuz mu?
Ben oldum. Annecim bana hep; -"Hayatta keşke denilebilecek hiçbir şey yaşama, yaşatma!" der. Oysa ki bu kadın, yani ben, yani Feraşe; pişman olacağım bir şey yaşadım ve yaşattım. İnsanları incitmek en korktuğum şey oldu yaşadığım şu 26 yılda. Ama sanırım ben en korktuğumu, en cebbar cevval atakanca duygularla yapmış bulundum. Kırdım, hemde "kalp" kırdım. Eğer mutsuzsam ve çok incinmiş/incitmişsem ben; Sago dinlerim. Bu sıralar mp3' ümde Sago' dan başka bir tını yok, üzgünüm. Ben insanları üzmek, kırmak için yaratılmış bir mahlukatım. Çünkü insan denen şey çok hücreli bir mahlukatmış, öyle dediler. 
"Ben bana kendim için lazımım" diyen bir zihniyette değilim. Ben hayatım boyunca sevgiye kıymet verdim; sevdim, hatta inanmayacaksınız belki ama sevildim bile! Bu kadını sevdiler. Kendimden çok, sevdiğim için can hıraş uğraştım ben. Ama kimilerine sorsanız ben sadece korkaktım o kadar. Korkaklıktan bir adım öteye gidememiş bir kadın.. Korkmaktan utanmıyorum, sadece böyle anılmaktan utanıyorum. Çünkü ben korkarken bile kendim için korkmamıştım halbuki. Ama yazık ki bunu anlamadılar. Ziyan yok, hesap vereceğin gün bundan eminsen ziyan yok. 
Üzülen varsa üzen vardır. Kendimi aklamak değil niyetim, ama ben bunu istememiştim. Ben bunu hiç istememiştim. Pişman olduğunuzda kalbinizden göğsünüze bir sıcaklık yayılır, yanma gibi bir şey; şuan belki tam bir tarifi yok ama sanırım bu en iyisi. Kalbiniz hızlı çarpar çünkü geri dönüşler arar hızlıca ve birden. Elleriniz yanar, içleri.. Susarsınız, lal olur dudaklarınız, diliniz.. Ve umuda seslenirsiniz; "Umut nerdesin? Yine bittin, nerelere gittin ben seni göremeden?!" İçimde tabutlara sığmayacak kadar intiharlar var. Ben bu monotonluktan çok sıkıldım, takvimin her yaprağı elimde kalan oluyor. Dallar gibi sallanmak ve şarap gibi yıllanmaktan başka bir getirim yok kendime, ne acı! 
Öyle bir haldeyim ki; 
"Terk-i diyar eylesem olmaz, kalsam her şey sabrımı zorlar, ne yapacağımı bilemedim, Hadi diyelim kendimden caysam, varlık benden caymaz haspam, ne yapacağımı bilemedim.."

Pişman oldum ben, duydunuz mu?! Feraşe pişman olmuş! Üzgünmüş Feraşe çok..

24 Mayıs 2012 Perşembe

Bir yaprağı daha elimde kalan takvimi,
İçinde bulunduğum mevsimi ve
Bir gün daha geride kalan ömrümü irdeledim.
Kendimi iğneledim.
Kendi halime hıçkırarak güldüm.
Sonra gülmekten öldüm.
Beni taşımalı biri,hadi beni sedyeye koy.
Ya ölürsem! üzülürsün toy.
Bak işte kalktım ayaktayım.
Ama dallar gibi sallanırım,
Şarap gibi yıllanırım.
Anlar bu garibi yine kendi gibi garibin biri.
Konuşmaz dilsizdir ifadem,
Bekledikçe anlamına varırım.
Yunusun ve aheste alırım dem
Olduğum gibiyim hem göründüğüm gibiyim hem
Beni seher vakti bekler rahlem
Feyzlendikçe olalım hemdem
Şekillensin kalp atışıma göre bestem
Sesim üzgün pesten
Söyledikçe geçerim kendimden hepten
Anlatsam anlarmısın rapten
Terki diyar eylesem olmaz
Kalsam her şey sabrımı zorlar
Ne yapacağımı bilemedim
Hadi diyelim her şeyden caysam
Varlık benden caymaz hasbam
Ne yapmalıyım bilemedim
Hızla gelip karanlığımda kırılıverdi ilk ışık
Birer birer dökülüverdi yere
Saçlarım kırık.. 
Bir sır olsam akşama,
Beni dünya duyardı bir define
Bulsam bana içinden borç çıkardı bir günlüğüne
Ay olsam ben yamulurdum güneş olsam geç tutulurdu
Sevdim ve sevildim bazende itildim
Uğraştım ve didindim ta buralarda geldim
Sonra gördüm ceset gibi yatıyor günlerim
Sürüp gider bu hayatım
Yalama bir evrende koştururum
Bir safaya bir merveye
Sonunda bir kursun yankılanır içimde
Dalgalanır ürpertim yerinden oynar dünya bir santim
Gül üzülürse ağla gülün hüznüne sevinenin alnını karışla
Gül gülerse sen yine ağla gülün aşkına kapılıp yavaşla
Terki diyar eylesem olmaz
Kalsam her şey sabrımı zorlar
Ne yapacağımı bilemedim
Hadi diyelim her şeyden caysam
Varlık benden caymaz hasbam
Ne yapmalıyım bilemedim

İşte Gidiyorum.



22 Mayıs 2012 Salı

Feraşe'den Çizgiler.

    Geceleri uyuyamıyorum. Karanlıktan çok korkuyorum ve inanılmaz hastayım. Öksürüğüm uyutmuyo resmen. Sürekli sıçrarım geceleri zaten küçüklüğümden beri, artık daha sık sıçrıyorum. 
    Çoo..k özlüyorum çok. Yarım kalmak fena bişeydir. Paragrafların virgüllerden geçilmez. Noktalara hasret bi yazı dizini oluverirsin bi anda. Tıpkı benimki gibi. Susuyorum. Ölene kadar da susucam. Bi gün patlak verdiğinde acılarım; ben çoktan ölmüş olucam. Vah vahlar, ah ahlar için fazlaca geç kalınmış olucak. Ben düşmemek adına çok fazla tökezliyorum artık. Sanırım artık ipin ucunu bırakmalıyım. Çok fazla tökezliyorum. 
Her neyse, bitti, bugünlük bu kadar.. 
Bu da benim ruh halimin karakalemi. 
Sessizliği özledim.

Ruhumdaki Düğümler..


"Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar tırnakları yok. Bense coktan vazgectim tirnaklarimi uzatmaktan. Kendimi bilmeyi biraktim. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya. Ve sorusu olmayan bir yanit gibi de gidiyorum."

Hakan GÜNDAY - Kinyas ve Kayra -  sf/28

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Ben Kötü Bi Kadın Değilim İnan.

Ben kötü bi kadın değilim. 
Hayatım boyunca hep iyi olmaya çalıştım inan. Kendime istemediklerimi, başkasına yapmamak için çok çabaladım. İnsan kusursuz olamıyo. Mutlaka ki var hatalarım. Ama ben kötü bi kadın değilim bana nolur inan. Bi melek kadar temiz olmayabilirim ama; kötü değilim..
Çoğu zaman susarım ben bilirsin. İçimde olup biter ne olacaksa. Sırtım üşüyo bu sıralar. Dayandıklarım yoklar. İlk günlerde sahip olduğum; cesaret denen o kanı bozuk şey artık ilerlemiyor, damarlarımı tıkıyor.. 
Sanırım artık yalnızım. Yalnız yürüyorum bu yolda. Desene kaldığın yerden devam Feraşe yine.. 
Çoğu zaman susarım ben.. Birileri bi yerlere gelebilmek için, duygularımda bi tık daha yükselebilmek için onları  kullandıklarımı düşünürler, halbuki bilmezler ki ben onlara muhtacımdır. Ondandır bu acımasızlığım, bilmezler ki o kullanmak dediğiniz o kelimeye o kadar yabancıyımdır ki ben.. Sevgimdendir kaprislerim de.. Bunu bilmezler, anlamazlar ve giderler. Bi boşluk doldurduklarını düşünürler hep, halbuki bilmezler ki asıl gidişleri dönümlerce boşluklar açar kalbimde. Anlamazlar Feraşe'yi ve giderler. Bilmezler ki asıl benim yorgun olan, nefes almak için extra çaba harcayan.. Sizler kadar rutin değil benim nefeslerim.
Ben yoran, üzen, kıran, bencil ve boşluk doldurmak adına kolayca adam harcayan kadın, size göre (!)..
Her neyse; kendimi aklamaktan yoruldum inan.

20 Mayıs 2012 Pazar

Yorumsuz


    İnsan bazen dayanabilir sanıyor sanırım. Biz buna cebbar cevval atakanlık diyoruz. Rüya gibi bi zamandı diyebilirim. Sahip olduklarım, verilen değer, verdiğim değer rüya gibiydi evet.. ve... acı son.. Rüya elbette ki bitti. Uyandığım andaki o sersemliğim halen devam ediyor. Sarılmayı, konuşmayı, dokunmayı öğretmişim ona. Yine yanılmadım. Ben aslında bi melekmişim(!) Bigün benden nefret ediceksin demiştim. Ben hayatımda hiçbi zaman yanılmadım. ama sana bişey söyliyim mi adam; ben bu zamana kadar sarılmayı bildiğimi sanıyomuşum. Ben aslında bi bok bilmiyomuşum. Sen sıfır noktammışsın, miladım.. 
     Bana melek deme. Ben melek değilim. Melekler temiz olur, ben kirliyim. Günahsız olurlar, benim ellerim çamurlu. Kalbim ellerim dibine kadar simsiyah. Bana melek deme nolur! Ben melek değilim..
    Sevdiğimle ilgili hikayeleri başkalarından dinlemek acı veriyor. Eminim o da üzgün, o da özlüyor. Bu acı öldürmüyor, güçlendiricek mi dersiniz?! 

15 Mayıs 2012 Salı

Bugün Feraşe'nin Kapısı Çaldı..

    Bugün kapım çaldı. Satılık olan evimi almak için. Ben de açtım. Sessiz bi çocuktu karşımdaki, doğuştan sağır-dilsiz bi çocuk. Acımak asla değil ama içim o kadar buruldu ki. Hayatımdaki o doluluğun bi an için gittiğini, kulaklarımın, kalbimin bu denli sessizleştiğini;duymadığımı, konuşamadığımı düşündüm. Bir hissin kağıtla kalemle ne denli zor anlatılabiliceğini gördüm bugün. Hani derinden sızlarsınız ya, hani en derinden; işte o an bir sağırdan bir dilsizden farkınız yoktur bence. Farkımız demeliydim esasen. O an ne konuşabilir ne de duyabilirsiniz. Gözlerinizdeki ifade yeterlidir. 
    Bi gün metrobüsteydim. Sakin bi metrobüstü. Zeytinburnu durağında iki kız bindi. İkisi de sağır ve dilsizdi. Aralarındaki iletişime o kadar özendim ki. Şehrin o boktan kalabalığına inat hiç bişey duymadan, artı olarak o kalabalığa kalabalık da katmadan deli gibi gülüp eğleniyolardı. O kadar içtendi ki. Ben onlara çok özendim.  Ellerimle kulaklarımı kapattım ben de, sessizliği denedim. Olmadı. Bu sese alışkın olanların bundan kolay kolay vazgeçemeyeceğini anladım. ve aslında sağır ve dilsizliğin doğuştan olmasının ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anladım. Sonrası katlanılmaz olurdu. 
    Neyse konu dağılmasın; eliyle diğer elinin yüzük parmağını işaret ederek eşini çağıracağını söyledi. Eşi de geldi. O kadar sessizlerdi ki; o da sağır ve dilsizdi çünkü. Hayatım boyunca hep sağır ve dilsiz çiftlerin kavgalarını merak etmişimdir; hani şu bizler yıkarız ya ortalıkları. Onlar o sessiz dünyalarında nasıl rahatırlar kendilerini merak ediyorum. Bir film izlemiştim bi zamanlar; BAŞKA DİLDE AŞK diye bi Türk filmiydi. izlemeyen varsa tavsiye ediyorum. Ben o filmden sonra aslında sessiz de içimi dökebileceğimi sessiz de fırtınalar koparabileceğimi anladım. Duymayan, konuşamayan gibi..
    İçinde kopan fırtınayı biliyorum. Öyle bi haldesin ki kelimelerin ucu kopuk, üşümemek için giydiğin her çorabının ucu sökük.. Sessiz bi dünya düşünün, bişiler gözünün önünde yitip giderken arkasından bağıramadığını, içinde kocaman bir dünya kurduğunu hayal et. Zor ama dene.. Bu dediklerim için sağır ve dilsiz olmaya gerek yoktur. Kimileri doğuştan olur böle, kimileriyse Feraşe gibi sonradan..

12 Mayıs 2012 Cumartesi

08/05/2012

    Beni bilirsiniz "tam 26'lık, 3 tanımlı; donuk bakışlı, iklimi az ılıman çoğu yağıslı, yaşar fani yazlı kışlı" bir kadınım işte. Bıraktığı yerden devam edemeyen, sürekli başa dönüp, son nefesine kadar vicdanı ile cenk edecek olan kadın.. Sesi kısık, bağırdığında pek yankı uyandırmayan; gözleri çekik, istese de ileriyi göremeyen bir fani modeli. 
    Uzun zamandır bir boşlukta olan ben; artık önümden kalkan sisten ötürü daha bir net görebiliyorum etrafımı. Ben, yani bu kadın, yani Feraşe; hayatındaki belirsizlikleri belirginleştirmiş ve artık kocaman mutlulukları hak eden bi fani. Eskiden yarımdı, hatırlarım! Gülümsediğimde bile vicdanımla olan cenkimden yaralar alırdım. Kanasamda gülerdim ben. Şimdi tertemiz bir sayfaya, yepyeni bir kalemle aldığım ufacık notlar düşünmeden gülmemi sağlıyor. Feraşe artık en kalbi duygularla gülüyor. En derinden hislerle ağlıyor.         
    Ölürken huzurluysan eğer gülümseme şansın vardır ama doğarken nedendir ki ağlarsın. Bu sebeptendir ki en gerçek duygu ağlamaktır derim hep. Hayat gözyaşlarınla start alır. Acı çekerek başlarsın nefes almaya. Gerçek olan duygu acıdır. Mutlu olmak; yalan olan, yapay olandır. Mutlu olmak için çabalarsın ama mutsuzluk zaten gezinendir heryerinde. Bu sebepten çok emekler harcarsın yapay olan o duygun için; olmadığında ağlarsın. Çünkü istesen de kopamazsın. Unutma ki sen de bir insansın!

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Böyle Gitmez

    
    Biliyordum, beni sevmediğini. Aslında sadece yalan kaldığımı. Sen doğarken beni öldürdüğünü biliyordum. Ben aslında yok olan kadın, ben ne olduğu bir türlü unutturulmayan kadın.. Teşekkürler. Artık her şeye nokta. Biliyorum böyle bitmezdi ama, ben üzgünüm bize aşık oldum. Hadi dinleyelim olur mu?