Bugün kapım çaldı. Satılık olan evimi almak için. Ben de açtım. Sessiz bi çocuktu karşımdaki, doğuştan sağır-dilsiz bi çocuk. Acımak asla değil ama içim o kadar buruldu ki. Hayatımdaki o doluluğun bi an için gittiğini, kulaklarımın, kalbimin bu denli sessizleştiğini;duymadığımı, konuşamadığımı düşündüm. Bir hissin kağıtla kalemle ne denli zor anlatılabiliceğini gördüm bugün. Hani derinden sızlarsınız ya, hani en derinden; işte o an bir sağırdan bir dilsizden farkınız yoktur bence. Farkımız demeliydim esasen. O an ne konuşabilir ne de duyabilirsiniz. Gözlerinizdeki ifade yeterlidir.
Bi gün metrobüsteydim. Sakin bi metrobüstü. Zeytinburnu durağında iki kız bindi. İkisi de sağır ve dilsizdi. Aralarındaki iletişime o kadar özendim ki. Şehrin o boktan kalabalığına inat hiç bişey duymadan, artı olarak o kalabalığa kalabalık da katmadan deli gibi gülüp eğleniyolardı. O kadar içtendi ki. Ben onlara çok özendim. Ellerimle kulaklarımı kapattım ben de, sessizliği denedim. Olmadı. Bu sese alışkın olanların bundan kolay kolay vazgeçemeyeceğini anladım. ve aslında sağır ve dilsizliğin doğuştan olmasının ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anladım. Sonrası katlanılmaz olurdu.
Neyse konu dağılmasın; eliyle diğer elinin yüzük parmağını işaret ederek eşini çağıracağını söyledi. Eşi de geldi. O kadar sessizlerdi ki; o da sağır ve dilsizdi çünkü. Hayatım boyunca hep sağır ve dilsiz çiftlerin kavgalarını merak etmişimdir; hani şu bizler yıkarız ya ortalıkları. Onlar o sessiz dünyalarında nasıl rahatırlar kendilerini merak ediyorum. Bir film izlemiştim bi zamanlar; BAŞKA DİLDE AŞK diye bi Türk filmiydi. izlemeyen varsa tavsiye ediyorum. Ben o filmden sonra aslında sessiz de içimi dökebileceğimi sessiz de fırtınalar koparabileceğimi anladım. Duymayan, konuşamayan gibi..
İçinde kopan fırtınayı biliyorum. Öyle bi haldesin ki kelimelerin ucu kopuk, üşümemek için giydiğin her çorabının ucu sökük.. Sessiz bi dünya düşünün, bişiler gözünün önünde yitip giderken arkasından bağıramadığını, içinde kocaman bir dünya kurduğunu hayal et. Zor ama dene.. Bu dediklerim için sağır ve dilsiz olmaya gerek yoktur. Kimileri doğuştan olur böle, kimileriyse Feraşe gibi sonradan..


temerrüt yazmıştı bana .. nasıl güzeldi o cümle.. kime aitti unuttumda tam denk geldi şimdi..
YanıtlaSil"herkesin kulağına eğilip susmak istiyorum"
mükemmelmiş hakaten cecilim, bayıldım. teşekkürler.
YanıtlaSilAvazı çıktığı kadar susmak var bir de, o da değişik.
YanıtlaSilçok sevdim yazındaki sessizliği. sanki içini dışa vurur gibiydi bir haykırış gibi..
YanıtlaSilBen yıllarca susarım ama; yeri geldiğinde de
"Kelimeler Dünyası"ndan bir kelime edersem eğer, açlık, suszluk ve şavaşmaktan bitap düşmüş, sersefil olmuş sevda ordularının kademe kademe her erinden kumandanlarına kadar, bütün neferlerine açlığını ve susuzluğunu giderebilecek bir abı hayatı onlara sunabilecek bir kurgu ve kurgulanma içindeyim. Şair değilim yazarım. Ressam değilim çizerim. Ben bir şuur haliyim. Suskunluğum ezelden ebede kodlanmış "Kelimeler Dünyasının" bir neferiyim.
şu metrobüsteki olayı görmeyi isterdim doğrusu. ben çok mu kendi kabuğuma çekildim de etrafımı görmez oldum...
YanıtlaSilqMehmet Çağrı Köse; İnanılmaz bi özet ama , teşekkürler..
YanıtlaSil@Profösör; Yazımdaki sessizlik... ende bunu sevdim mesela :) teşekkürler..
@acıdan_geçtim_güzellştim; İnan o kadar etkileyici işeydi ki görmeni ben de çok isterdim. Sessizler ama inanılmaz apayrı bi dünyadaydılar, güldüler eğlendiler ve çok heycanlı bişey anlatıyo gibiydiler. Ben bu dili kesinlikle öğrenicem taktım kafaya.. Etrafını görmemeye gelince; kendini dinlediğin bi dönemse çok doğal.. insan kimi zaman ben odaklı olabiliyo ben gibi :)
klavyem "b" özürlü çok özür dilerim bu kusur için arkadaşlar :(
YanıtlaSilçok çok güzel başka seçenek yokki :) birde konu dışına çıkayım mail kutunu da arada kontrol et :)
YanıtlaSil