3 Nisan 2012 Salı

Aklımın Odaları


   
    Bugün fazlasıyla yoğun bir gündü. Deyim yerindeyse kıçım şuan yer gördü. İşleri toparlamam çok fazla zamanımı aldı. Ama verimliydi yeterince. Bahardan mıdır nedir bilemiyorum ama çok fazla yorgunum bu sıralar.  İşteyken eve gitmek istiyorum, evdeyken de işe; ve gariptir ki ikisinde de hiçbir şey yapasım gelmiyor. 
    Feridun Düzağaç'ı çok dinleyen biri değilim ama çok dinliyorum bu ara. Hele bir şarkısı var ki her duygum  yeniden ayaklanıp yürüyor bedenimde. Özlemlerim çok fazla. Özlediklerimi çok özledim bu ara. Sanki görsem, sarılsam ama konuşmasam geçicek gibi bu yorgunluğum. Hani her şeyi bırakırsınız ya, hani en kötüsünü bile sakince oturup beklersiniz; ben o evredeyim sanırım. En kötümü bekliyorum. Kafam sürekli bir şeylerle meşgul. Kendime kalamamam en büyük şikayetim. Sürekli beynimi kurcalayan bir şeyler var. Ama sürekli.. 
    Hayatımda iki defa çok fazla sevdim ben. Sonuncusu çok yaktı canımı. Kendime gelememem, köşemde oturmam, suskulaşmam hep O'nun yüzünden. Bir şeyler için geç kalmış olmayı hazmedemiyorum. Gecikmek bana göre değil. Ben özlediklerimsiz, özlediklerim bensiz.. Mutlu etmiyor. Mutlu değil biliyorum. Ve bu canımı yakıyor. Dolu dolu yaşadığım en büyük hissim özlem. Adsız Özlem.. Konuşmayı sevmiyorum. Konuşmadan sarılmak istiyorum sadece. Sadece suskunluk ve biz olalım istiyorum. Sahip olduklarıma elimin tersiye vurup, ve her zamanki gibi korkakça davranıp ufacık umutları tuzla buz ettiğim için çok kızıyorum kendime. Sonra da parmaklarımın arasından kayıp gidişini izliyorum o tuzun, o buzun. Her şeyi, kendimi de dahil nadasa bıraktım sanırım artık. 
    Bazen acı çekmenin artık kronikleştiğini düşünüyorum. Artık bunun mutluluk vermesinden korkuyorum. Fuzuli gibi mazoşist olduğumu düşünüyorum. Korkuyorum bu halimden. Yaşım ilerledikçe tutunmam gerekenleri birer birer bırakıyorum ellerimden. Bu beni rahatsız ediyor. Ben büyümek istemiyorum. Şuandan itibaren zaman dursun ve artık ilerlemesin istiyorum. Yelkovanlara, akreplere kollarım kopana kadar asılmak, zerre hareket etmemelerini sağlamak istiyorum. Her şey olduğu gibi kalsın. Sen de öyle. Sen de olduğun gibi kal istiyorum. Değişme. Sevme. Ölme. Çok şey mi istiyorum allasen diyorum içimden çoğu zaman. Evet diyor içimdeki çirkinlik, çok şey istiyorsun. Sonra dinginleşip yine çekiliyorum kendi akıl odalarıma. Akıl odalarımı darmadağın yapan sen! Düşünmek istemediğim halde akıl evimde kiraladığın yeri satın alan sen! Sadece ölme istiyorum. Ölme, bu kadın dokunmadan da sevebilir seni taa ki canı çıkana kadar. 


1 yorum: