Sinirli bir yapım var benim çok. Saman alevi misali ama. Tahammülümün yaşım ilerledikçe azaldığı kanaatindeyim. Birinci ikazdan sonra derin bir sessizlik hali çöküyor ve inanılmaz geriliyorum. Eskiden fazlaca şans veren ben artık birinciden sonra şans verme taraftarı değilim. Çok fazla kırılgan da oldum mesela; ne dense hemen içime kapanıyorum, yaşlanıyor muyum ne! Biliyorum bazen bencillik oluyor ama benim istediğim gibi gitmiyorsa bir şeyler; sinirlerim ayyuka çıkıyor adeta. O an yalnız kalmalıyım, kırıp dökmeliyim ve hıncımı zavallı ev eşyalarından almalıyım. PC kasası, kalem-kağıt da olabilir bunlar.. Çok fazla gülerim, hemde çok. Candostumla bir gün gazetede şunu okumuştuk; "Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre; bir kere içten kahkaha, 12 metre yürümeye bedeldir." diye. Sonra düşündük; lan dedik demek ki biz dünyayı yayan gezdik. Cidden böyledir, kesin gezmişizdir. Güldüğüm zaman inanılmaz bir kopukluk oluyor hayattan, deyim yerindeyse ..ikimde olmuyor hiçbir şey. Sevmediğim bir huyum var; ne hissediyorsam yüzüme yansıması, nefretlik bir hal ya! Kırılsam yüzüme yansır, sevinsem yansır, sinirlensem zaten etrafımda kimse olmasın mümkünse vs vs. Bir içimde yaşayamıyorum anasını satayım! Herkes susar susar susar.. sonra patlar, bende yok ille o an olucak, ille o an hallolucak bişeyler. Ne sinir dimi!
Bazen parmaklarıma bu sızıyı yükleyenlere kızmıyor değilim; ama bir o kadar da seviyorum onları. Yazmamı sağladıkları için. Sayelerinde hissediyorum, sayelerinde sevip kızıyorum, hatta nefret bile edebiliyorum artık! Sağ olun millet, sağolun sıkıntılarım, sağolun dertlerim. Rab' be hamd etmeyi bir kez dah aöğrendim bugünlerde, sana hamd olsun Allah'ım. Sevgili üzüntüme seslenmek istiyorum;
"BENİ AFFET ÜZÜNTÜM, BUNCA YILDIR SENİ O'NA ÜZDÜRDÜM, OMUZUMA YASLAN FERAŞE SENİ ÇOK SEVİYOR :)"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder