29 Aralık 2010 Çarşamba

Unutma Prenses! "Ben önüne sadece ışıkları yakmak için; arkana da sadece sırtını dayaman için geçerim!"


       Geliyorum işte! Sonunda sana geliyorum. Ne demek bu benim için bi bilsen prenses. O yol bitmicek ki şimdi sana gelirken. Gene sayıcam saatleri.. Aslında sensen konu saniyeleri saymalıyım diyorum kendi kendime. Necip Fazıl şöyle der; Sevdiğine kavuşmak için saat, dakika sayma. Saniye say daha çabuk geçer." diye..
       Nur'umsun.. Şu hayatımda ah deyip de başımı kaldırdığımda gördüğüm ilk gözler senin..Bu kadar yumuşak bi göğüste bu kadar yumuşak bi kalp olması beklenen. Rab'bim beni seçti seni bana vermek için. Korkmadan naptıysam yüzüne söylediklerim geliyo aklıma, önce kızışın, sonra tarifsiz merhametinle sımsıkı sarılışın. Şu boktan hayatımda kaç kişi derdimle dertlenir kaç kişi ben ağlarken sebebini bilmeden ağlar ki..
        Kardeşim.. Herşeyi sen sevdirdin. Sen varsın diye gitmeyi planladığım bu hayata sımsıkı tutundum, sadece sen varsın diye.. Bi bilsen ki SEN demek çok şey demek. Kimine göre 3 harfli 2.tekil şahısken "sen"; Benim kalbimin attığı duraksın aslında. Son nefesimi verir gibi iki kolumu da attığımda yana; -"Dur" deyip kaldıran iki kolumu alan avuçlarına, sımsıkı saran sen değil misin? Kokum kokuna karıştı..
       İş yerimdeyim şuan..Herşeyi bıraktığım, iplerimi sonunu görmediğim bi kuyuya bıraktığım ve çektiğimde ucunda neler gelicek bilmediğim bi hal işte şuan içinde olduğum hal.. Sensizken; etrafımda tutunucak bişiler kalmamışken yırtılıyo boğazlarım nefes alırken.. Sıkıldığımda herşeyden tam bırakıp gidicekken ne varsa; "sen" geliyosun aklıma. Diyorum ki dur! Senin nefesini paylaşan biri daha var bu hayatta. Senle kendi olan, sen dedi mi canını verebilicek biri daha.. Yalnız mı kalsın şimdi! Kıyamam ki sana.. Şu küçücük hayatımda kocamansın.. Ablanın nefes alış verişlerini kontrol eden mekanizma sensin. İşte bu yüzden seni üzeni affedemiyorum ya! Kendimse konu tamam diyorum olabilir, insandır hata yapar. Ama sensen yok. Bütün mekanizmam değişiyo. İçimi kaplayan o fırtınayı o an bi bilsen. Yerimde oturamıyorum resmen.
       Herşeyden çok istedim üniversite okumanı. Geldi çattı, tercih yap istedim en güzellerinden. O da geldi çattı. Taa ki evden çıkıp gidene kadar anlayamadım gittiğini.. Ah ne zor bi bilsen. Nefes alırken yanıyo ciğerlerim, hava bile ağır geliyo artık göğsüme. Bunaldğında odasına sızıp konuşabiliceğim, gecenin dördünde uyandırıp gülme krizime eşlik ettirip sinir küpü yapıcağım sen olmayınca ev boş..Bomboş be Prenses..
      Elimden geleni yapıyorum sensizken senleymiş gibi mutlu olabilmek için. Kimin göre abartıyorum. Ama beklemiyorum ki anlamalarını.. Anlayamazlar, imkansız.. Sen olmayınca anlayamazlar da zaten.. Anlamasınlar da.. Biz konuşmadan da çok şey anlatıyoruz birbirimize çünkü. Kokunu özledim okadar özledim ki artık senden bişileri kokluyorum evimde. Gittiğinden beri yatağında yatıyorum. Senin yattığın yatak senin kullandığın yastık. Yıkanmasın dedim anneme, taa ki bi daha gelişine kadar yıkanmasın. Yanında olucam az kaldı.. Okuduğunda bunu gülümse bi kere, gözlerine en çok yakışan şey çünkü gülümsemen.. Parfüm kullanma geliceğim gün olur mu? Senin kokunu çekicem çünkü içime derin derin.
      Hiç bişey üzmesin seni! Sen dur! Ben boyarım senin için Ay'ı da sarıya..Unutma aşk! "Ben önüne sadece ışıkları yakmak için; arkana da sadece sırtını dayaman için geçerim!"

HİÇ UNUTMADIM! ; "Son nefesimde elimde sen tutacaksın, son sözlerimi bir sen duyacaksın, Meleklerin Sözü Var!.."

     İSTİRİDYE'DEN..

27 Aralık 2010 Pazartesi

" Kendime Sarılır Donarım.. "



       Koptum.. Ağacının gövdesinden kopmuş yaprak misali savrula savrula hemde..Çekildim artık tamam!  Kendi surlarımı kendim ördüm. Artık kale"m"deyim ben. Kendi ördüğüm, merdivensiz, penceresiz kalemde.. Ne hafif esen rüzgara ne de kopucak fırtınaya tahammülüm yok artık. "Başkalarının aşkları için saniye saniye erime"yi cumhuriyetimin sınırlarının dışında bıraktım. Kendimle kalmak istiyorum sadece, kimsesiz kalmak istiyorum kalemde. Yerimi bilen yok, olmicak da. Bu kalenin kapısı bi daha asla çalınmicak.. Yaraları göremicek kadar uzaktayım artık. Merhemlerimi de almadım yanıma.. Değil derin açık yaralara, ufacık bi sıyrığa bile katlanamicak kadar çok yaralandı kalbim. Onarmak için onarılmak için ördüm bu kaleyi. Baştan aşağı taş! Penceresiz ve merdivensiz..
         Kesilene kadar yüzdüm aslında.. Karayı, karan'ı görme umuduyla deli gibi kesilene kadar nefesim yüzdüm. Hücrelerimin oksijensizlikle boğuşma savaşını ben kaybettim evet! İstediğin oldu. Artık kıyılarına vuran ben yok. Baştan aşağı yenilenmiş hücreler yapıyorum kalemde. Yeniden nefes alıp yeniden oksijeni"m"le doyuruyorum onları. Yeni bi nefes yok! Benim üfleyen.. Artık yaralarımdaki kan dondu. Sürüp ellerini kanatmana izin vermicem yeniden. Yepyeni ufuklara uyanıcak gözlerim. Her şeyin zamanı var derdin ya; kalemden çıkmamın da öyle.. Çıktığımda silinmiş olucak hafızamdan sana dair ne varsa. Kazımış ve o kalede bırakmış olarak çıkıcam. Ardıma bakmak huyumdur bilirsin, ama bu sefer öyle olmicak! Ardıma hiç bakmadan terk edicem kalemi ve bi daha asla uğramamak üzere soluklanıcam. O günler gelicek biliyorum. Yaralarım kapanıcak, çığlıklar susucak, sızı dinicek, ellerim ayaklarım "sen" denince titremicekler artık. Nefes alırken yırtamicaksın boğazlarımı.. Tonlarca büyüklüğündeki yükler gibi oturamicaksın yüreğime. Yer olmicak artık çünkü. Tırnaklarımın arasındaki kan olucaksın sadece.. Kazırken kanattığım kalbimden tırnak aralarıma sızan, "sen" olabilmek için, senden parça bırakabilmek için bütün uğraşların boşa artık! Tırnaklarımın arasında kalan kestiğimde tırnaklarımı kopup bedenimden gidicek olan "sen" olucaksın sadece..
         ""Bitti..Zor oldu ama bitti.. Yapamadım benim başka bir kalbi.. Bedenin zayıftı kalbin güçlüydü belki haritası ama çoo..k silikti.."" Ben kaybettim tamam! Kalbimde suyu taşırdın çoktan.. Yayılmadan bedenime şimdi, git hadi..

     İSTİRİDYE'DEN..

24 Aralık 2010 Cuma

İsmin Farklı Kalplerce Zikredildi Mi Hiç?






       Sanki herkes, herşey birbirinin aynı.. Artık kalbimden seyrediyorum seni. Birçok şeyi unuttum gitti. Hayat filmimde korkaklığım başrolde şimdi. Zerrecikler halindeki cesaretim un ufak oldu eridi gitti artık.. Ufacık bir rüzgarın yetti uçurmaya ne varsa ona dair.
       Bana gizli bişeyler kalmalı, bana ait olan herhangi bişey.. Parçalarım orda burda. Toplamakla uğraşmayıp kalanlarla gidiyorum. Sızı kötü bişey. Acı unutturuyo da ne yaptığını, sızı asla! Baştan aşağı kanıyorum. Ellerimi boşluğa uzatıp hiçbişeye sarılmaktan çok yoruldum. Dilinden dökülücek inciler için açtığım avuçlarım artık kanıyo. En azından kalbimi bıraksaydın! Kulun kölenken beş duyum da en azından onu bıraksan olmaz mı? "Seviyorum" demek anlamsız! O bile senle anlamlandı, onda bile başına "Sen" koyduğumda inceldi heceler, sızladı kalbim.. İrkilebildim anca başına "Sen" koyarak başına..
      Pek bi park etmiş yaşıyorum artık.. Pek bi sakin pek bi ruhu kayıp. Etrafımda kopan fırtınalara ve yalnız kalışlarıma okadar alıştım ki ufacık bi ses korkutur oldu beni. Koyduğum nokta'ya kuyruklar ekleyerek yamalı virgüllerden hayat yapmaktan okadar yoruldum ki..
      Oturdum. Ellerimi sakince iki yana bıraktım; son nefesimi verir gibi. Okadar derin bi nefes aldım ki verememekti korkum. Verdim ama ne kadarını? Heryerdeyken sen, istedim ki soluklandığımda seni çekiyim içime, vermedim ki hepsini senden bişeyler kalsın içimde diye..Evet! Ölüme beş kala bişeyler..
       Yetim kalmak kötü; hele kalbinse yetim kalan, yazık! Yerime gelenler, gelecekler bana benzerler mi bilmiyorum. Yok olarak var olmayı ilke edinip dilek ağaçlarına çaput bağlıyorum ben.. Kalp sazının en ince teliyken ben, dokunmaya bile kıyamazken sen; kopup gitmek ve yerine yenisinin gelmesi.. Farklı sesler, farklı tınılar..Alışmış mıdır ki kulakların? İsminin başka bi kalpten zikri üzmüş müdür ki seni? Başka kalp adını zikrederken erir mi benim gibi? Sızlar mı dudakları..Herneyse boşver..
        Aşk herkesi biraz kırar evet! Yorar da, sınar da..Senle sınandı bu "Hiç"! Nekadar isterdim bu sınavı verebildim diyebilmeyi. Halbuki ben siyahlar sıçrattım ellerinle yaptığın tabloya, tablomuza.."En güzeli çocukluktu dimi? sahip olduğumuz sıska vücuttu?" Kirlendi artık o çocuk da tabloları da.. Kabuğumda sessiz sakin üstüme basılmasını bekliyorum..
       Yapabileceğimi bilsem hücrelerimden söker atardım seni! Ah ya nasıl sızlıyorum bi bilsen nasıl sızlıyo parmaklarım yazarken bile. Adını unutturmaktı isteğim kalbime.. Olmamış! Yakaladım onu sesizce zikrederken yine seni. Kendinden kaçmak bu! Ah bi bilsen ki bastırdıkça gögsüme daha da nüksedensin oraya..Yayılan..Bi bilsen ki tek kalan omzum ikimize de yeter.
       Ne anlamı var ki? Leyla, Leyla olmuş ama Mecnun çoktan gitmişse ne anlamı var ki.. Ben tüm Leylaların yüz karasıyken Mecnunu nasıl beklerim ki. Bakamicam cennet penceresinden Leyla'nın yüzüne, ben hakmediğim halde nefes bahşedilenim çünkü. Kalbin kalbime çoktan duvar olmuş. Nur'un çoktan sönmüş sevgilim..

   " http://fizy.com/#s/1ahkbk "

       İSTİRİDYE'DEN..

21 Aralık 2010 Salı

LaL..


      Biliyorum ne varsa saygıdandı yaptığın.. İncitmemek adına incindiğini biliyorum. Kanatmamak adına kanadığını da. Gece duyduğum tıkırtı sendin, açıldı üstüm yavaşça, sendin işte biliyorum melekleri omzuma koyan da. Koyan sonra giden. Bir şeyler mi söyledin onlara? Hiç konuşmadılar çünkü. Nefes alabildiğim anlarda elleri gögsümdeydi meleklerinin, korkma! "Sen" dedi kalbim yine. Başka isimleri zikretmeye lal çünü dilim de kalbim de..

      Keşke görmeseydim varolan hiç bir şeyi, duymasaydı da kulaklarım hiçbir sesi.. Yine sen düşerdin miydin cennetten acaba kalbime?.. Ben buna gönül rahatlığıyla evet diyebilirken sen nerdesin ki şimdi? ne halde kiminle.. Yeniden seviceksin, yeniden atıcak kalbin bi kadın için. O kadın olamamak nasıl bişey bilir misin? Bilirsin, belki de benden daha iyi bilirsin "o" olamamayı.. Bendeki parçaların kalsınlar, alma nolur! Ben senden kalanları seviyorum. Kalbime bıraktığın parmak izlerini örtbas etmedim etmem de. Ordalar, en güzel yerde.. Hak ettikleri layık oldukları yerde.. Silindi mi dudaklarına vurduğum mührüm? Yeniden doğabildin mi?  Ne alemde kanatların? Uçmaya başdın mı? Olduğum yerde sayıklarken ben, değil uçmak kanatlarımı açmaya korkarken, ne haldesin şimdi? Yaram değildin sen, olmadın da hiç bir zaman.. Acıtmadın ki sen beni hiç. Ben yaptım ne yaptıysam.. Kabuk bağlamasına izin bile vermedim acılarının.. -"Bu kadın herşeyi hakediyor" dediğini hatırlıyorum.. Ben miyim o kadın gerçekten? En güzeli, en hakikati hakeden ben miyim? Pamuktan kalbine koyduğum kalbim orda kalsa nolurdu? Sımsıkı sarsaydın kokusu kokusuna karışsaydı nolurdu ki.. Çok şey mi istedik biz Rab'den? Olmaması gereken miydik yahut? Sıkamadım mı bağları sıkı sıkı? Çok mu gevşek bağlamışız birbirine kalpleri ne! 
      Sev. Mutlu ol! Ama ben görmiyim nolur! Ben tanımiyim. Eski bi arkadaşın olan ban'a bu ağır, çok ağır.. Yumruk olur kalbim, alamam nefes. Ölür içim. Bilirsin ne kadardır cesaretim seni paylaşmaya..Bir elin parmakları kadar.. Canımdan can gitmesin yine nolur! Sessizce çıkıp git gidiceksen, söylemeden! Ben aynalarımı kırdım biliyosun.. Yansıyan hiçbir şeyle aram iyi değil bunu da biliyosun. Hele yansıyan sensen..Direk ölemem ben. Yavaş yavaş olsun nolucaksa. Bir gün tozunu aldığın kalp benim kalbim olmasın yalvarırım! Neden bu sessizlik? Heh..!
      Bak! Yine geldiler.. Meleklerin geldiler..Olmamış, gidememişsin işte..Senin kalbindeki parmak izleri benim hala. Dudağındaki mührüm de.. Vazgeçemezsin, vazgeçemem.. Ah bi bilsen ne günahlar işlerim senin için, ne kadar ben olurum bir bilsen.. Aynalardan yaptırdığım evimde ağırlamak istiyorum seni.. Yansıyan şeylerden korkmamak.. Korkutmadan gel odama, omuzlarıma; korkutmadan koy meleklerini ve korkutmadan git olur mu?

" http://fizy.com/#s/1fnv0c " Dinle mutlaka!
       İSTİRİDYE'DEN..

16 Aralık 2010 Perşembe

Eros'un Yanlış Ok'uydun Sen..


      Düş bahçemdesin.. Kendimin yarattığı, cennet ve cehennemsiz soluklandığın düş bahçemde.. Suç yok, suçlu yok, yargılanmak yok. Sonunu beklediğin herhangi bir şey yok. Amaçsızlık değil bu!
      Sen gidince anladım ev-im-in ne kadar sen olduğunu. Aslında masalmışsın aşk!, dinlemişim kapağını kapatmışım kitabımın.. Cezmi ERSÖZ der ki : " ..severken köpekleşir insan..". Doğru söze ne hacet. Gururunu alırsın var olduğu yerden, avucuna.. Kitlersin avucunu resmen. Hemen onu sonsuza kadar yok edebilecek bir yere atmak istersin, bir daha hiç bir zaman ulaşamayacağın bir yere.. Mesela denize.. Gücünün yettiğince savurursun onu. İlk anları çok iyi bilirim; hemen ardından dalıp, yüzüp yüzüp geri almak istemeleri, yüreğine kor gibi düşen pişmanlık sularını çok iyi bilirim. Sen alevi alev yapan su değil misin Feraşe?
     Sonraları bırakırsın artık aklının iplerini, tamamen köpeksindir artık! Attığının izin vermediği herşeyi yapmaya hazır bir köpek! -"Emret" dersin "-sadece emret!.. Sessiz kalışları mezarlar açar kalbinde üstü açık.. -"Konuş" dersin Feraşe; -"konuş! geldim hemde en köpek halimle".. Nefes diye bağırdığın anda, kalan son havayı da içine çeker ve gider. Oysa ki sen o çığlığa soluksuz kalırsın, ne varsa içinde soluksuz kalmak pahasına bırakırsın onun ciğerlerine.. Bilsen ki alıcağın son nefesti o, sorun değil canıyla can bulan sen değil misin Feraşe? Güç diye inlediğin zamanlarda; son yumruğu masaya vuran o değil midir hep Feraşe? Sense vurduğu yerde biten, defalarca vurulan ama yine de istenildiğinde orda olan.. Virgülle ömür geçiren sen değil misin Feraşe? O; noktayı, üç noktayı sevmedi mi hep? Yazık! Sense virgüllerle tamamlanmayı bekleyen yarım yamalak bir paragraf olarak kalmadın mı yine Feraşe?
     Yanarken ellerin, sızlarken dudakların, nefes çırpınırken hücrelerine ulaşmak için, damarlarını patlatırcasına yol alırken kanın menzilinde, ah bi bilse! bi bilse ki bu ayaklarının bildiği- varabildiği tek yer o, bu dilinin bildiği tek dil o..Hiç bırakır mıydı seni Feraşe? Rab seni ona değil onu sana yazandı..Ah bi bilse ki girdiğin en zor sınav o..
     Bu havaları sever o. Sessiz sakin, bütün duyguların ıslanmamak için evlerine kaçıştıkları ama soğuğun sarmalamak için geldiği günleri.. Zaman sadece sende varolan mıdır Feraşe? Katında zaman kavramı yok! O hangi mevsimi isterse yaşatan, huzuruna mevsimsiz çiçekler götüren sen deil misin Feraşe?
     Fuzuli gibi midir yapılması gereken? Bu dünyadan çekip elini eteğini kapanmak mıdır bu bahçeye..O da dahil herşeyi dışarda bırakıp kitlemek midir kapıları?  Sevdiği için kırar mı bir melek kanatlarını Feraşe?
     Eros'un yanlış ok'u o! Şaşırmış hedefi.. Sana yazılan bir fani.. Halbuki canında tekrar tekrar can bulan, git demelerine kulak tıkayıp arzulandığında emrinde olan sen değil miydin Feraşe? Yanlış yara'ydın sen. O'nun merheminde ayaklanan yanlış bir yara.. O kaşıdıkça kanayan, defalarca kabuk bağlayan sen değil miydin? Parçasıyken sen vücudunun ve kabukken her yanın, neden kaşıdı ki seni Feraşe? Halbuki sen her vücudun istemediği bir yara gibi düşücektin ki zaten ondan..
    Olmadı bak! Yine  başa sardın. Şimdi asıl olan baştan mı başlamaktır Feraşe? Dert değil, bilirim ki yeniden doğabilirsin. Sen zaten doğan büyüyen ölen o kadın değil misin? Söz ver çok hızlı kabuk bağlayıp çok hızlı düşüceğine bu bedenden, hadi söz ver Feraşe!

    İSTİRİDYE'DEN..

6 Aralık 2010 Pazartesi

Feraşe'nin Kanatlarıdır Kopuk Olan..



Bitti Feraşe!..
Gittiler.. hadi çık artık ordan..
Tutun bulduğun ilk dala, sımsıkı sar gördüğün ilk kayayı. Derin derin nefes al; öyle bir al ki ciğerlerinin oksijenle ilk tanışması olsun o nefes..Al kalbini ve fırlat!.. o çok sevdiğin denizin örtüsünde taş sektirirdin hatırlar mısın? Elini sok gögsüne, kanat tırnaklarınla çıkar onu Feraşe, geril geril geril..fırlatabildiğin en uzağa fırlat..Başka ülkelerin başka sahillerine vursun. O kadar ağır ki yüzememesinden attığın yerde saplanıp kalmasından korkuyorum..
Yaraların var Feraşe, biliyorum..
Kabuk bağlicaklar korkma! Unutma sen, senin olmayanı attın denize..Canından can gitmesin fırlatırken olur mu? Aklını yiyen, beyninde tepinip duran canlıya bir dur de ve dursun.. Bu hayat yalan de, şimdi çırpındığın hücrelerini kemirmesine izin verdiğin o şey aslında yok de..Var ama yok.. Gidicek tıpkı sen gibi o da gidicek.. Sabır dile yaradanından Feraşe..Bıkmadan sabır dile..
Topla her şeyini, sana ait olmayan senden bişeyler taşımayan bir şehre kanatlan Feraşe..Kopuk kanatlarının seni götürebildiği en uzağa..Hadi git..Yalnız kal..Ne varsa kalabalığın, senle gelmek isteyen, al onları da..Arkana hiç bakma. Korkaklığa sezdirme sakın korktuğunu yoksa saçlarından kalbinden yakalar seni, gidemezsin Feraşe..Gittiğin yerde sakın avutma kendini gerçeğin bütün türevleri sana -"merhaba" desin sende -"merhaba" de kaçmadan, tıkamadan kulaklarını dinle her gerçeği teker teker..Gittiğin yer "gittiğin" yer olsun, parça bırakma İstanbul'da, yıkık dökük neyin varsa al yanına öyle git Feraşe..
Korktuğun için kaçmaz mıydın bi şeylerden?!..
O zaman kaç Feraşe!
Kaçtığın yerde savurursun küllerini..Sahile uç ve bağır bağırabildiğin kadar.. Doğa sana uyansın seni duysun, bağırdığında kusmuş ol ne varsa..Kimse duymicak korkma! Ruhun bi kere de olsa kendi istediğini yapsın olur mu? Çığır aç bedeninde, sessizce koparma fırtınanı..Sen de dök incilerini Feraşe.. Sıkıntını, verdiğin nefesle ver.. Dağılsın sicim gibi havada, toz halinde karışsın Güneş'in sarısına..
Sonra sus Feraşe..
Rab'lesin artık..Rab'binlesin.. Artık sadece ağla hadi.. Damarlarını patlatıcak o basınç aksın gitsin artık.. Kanatlarını geri iste hadi.."O" kalbinden beyninden alıp, semaya çizendir..Yüreğini avuçladığında insanlar; bil ki geçicek..Öyle çok geçicek ki artık istesen de canın o an yandığı gibi yanmicak bir daha, sakın korkma tamam mı Feraşe! ..
Unutma! Sen varsan acı var; sen varsan mutluluk var.. Bunu geç anlama olur mu? Sığın, sadece sığın; senden daha büyüğe, daha merhametliye..Kimse dokunmasın kanatlarına şimdi.. Hadi, mühürle onları Feraşe ..

      İSTİRİDYE'DEN..

3 Aralık 2010 Cuma

Aşk sadece Sende "Mecnun"..

         Ne kadar plan yaparsan yap! Ne kadar rayına sokarsan sok bişeyleri, Allah'ın senin için yaptığı planı yaşarsın sadece. Bundan ötesi yalan olur. Sen sadece sana yazılanı oynarsın, misyonun budur hayatta. Mutluluksa bu oyundan ne kadar zevk aldığındır; üzüntü ise ne kadar eziyetle yaptığın. Yazık! Gerçekten değmicek insanlarla bu oyunu kirletmeye yazık! Var sandıkların aslında yoklar; Ne dokunduğun dokunduğun, ne öptüğün öptüğün, ne sıkıldığın sıkıntı ettiğin, ne ağladığın ağlanıcak bir şey..Kocaman bi boşluk aslında düştüğüm, ne olacağını bile bile başka sonlar yazmaya çalışmak benimkisi, ne kadar komik değil mi! aslında bilip bilmiyormuş gibi yapmak ..öyle yaşamak öyle yansıtmak, hatta bu da yetmiyormuş gibi böyle yaşatmaya çalışmak..Buna sürüklemek diyoruz insanları..Kalp pamuktandır, en azından benimkisi öyle.. Üflediğin an parça parça olucak sanırlar ama hayır! sürüklenir evet ama asla kopmadan parçalarından.. Un ufak yüreğim dedim ben değil mi! yalan söyledim..Un ufak olmam sadece sürüklenirim ben..Rüzgar nereye eserse..Rüzgara yön vermeyi yeni öğrendim ben. İstediğim gibi hava akışı sağlayabiliyorum artık cumhuriyetimde. Sessiz fırtınalar da estiriyorum, çığlık çığlığa gürültüler de koparıyorum..Kime ne ki!
        Mutluyum, hemde çok..Ne varsa yaşamak istediğim yada uzak kalmak istediğim; yaşadım 25 yıllık hayatımda..İnziva hali iyidir..Ben inzivadaydım, toparlanmak, yeniden derin derin nefesler sığdırabilmek için, bu nefeslere dönümler açabilmek için ciğerlerimde, zaman'dı gerekli olan..Ben dönümler açtım bededimde sen kazıyıp yerine oksijeni koyabilmek için. Tamam Artık oksijendir yerini dolduran,  derin derin aldım nefesimi, kaldığım yerden devam edebilirim artık her ne kadara kaldığım yeri hatırlamak istemesemde..Ben kendime başka bi "kaldığım yer" seçtim. Bana ait olmayan benimmiş gibi yapıcağım bi yer..Ben ordan başlicam evet! "İnsanoğlunun üstüne sünger çekemeyeceği acı yoktur!" der annem. Ne güzel der annem..En büyük acıya bile sünger çekebilen insanlardır doğru..
         Kendini tanımıyosun o yüzden böyle tepkiler veriyosun diyen insanlara sinir oluyorum.. Kişiliği oturmuş bi insan zaten kendini tanıyamaz ki..İnsanoğlu değişkendir. Geçen yıl aynı acıya verdiğin tepki ile bu yıl verdiğin tepki arasında uçurumlar varken nasıl aynı kalmaktan söz edilebilir. Sabit olup değişmiyorum diyen insansdır korkulacak insan..Çünkü o yalan söylüyodur..
         "Sen" denilince gardı düşen ben, artık sen denilince gardını yükseklere taşıyan ben! Ben severken acıma gerektirmem, severken sevilmeyi de gerektirmem, masrafsızdır sevgim bile.. Canım yanmıyo artık gerçekten.. Gördüklerimi sana benzetiyorum evet, tanıdık yüzler, tanıdık kokular, sana benzeyen şeyler.. O an bi irkiliyorum, bi sızı oluo ayak parmaklarımdan saçlarımın teline kadar, dönümlerim daralıyo, nefesim kaçıyo geçmesi gereken hücrelerimden, kanım çekilio, dudaklarım sızlıyo..Sonra diyorum dur! Sen bunları atlatmadın mı hala! Ne konuşmuştuk? Ne demiştik biz..Sonra derin bi sesizlik.. Yerini almak için çabalayan kokular, kareler çırpınırken etrafımda; ben sadece uğultuları duyabiliyorum.Kitap okuyorum geçsin diye telaşım.Masalımdaki karekteri okuyorum sen git diye aklımdan. Kapadığımda kapağını kitabımın; bi bakıyorum ki gitmişsin..Tamam diyorum bu da geçti..Aşk sadece senmişsin be "Mecnun, Leyla'ysa alevinde alevlenen"!..
          Gard için t.ederim.. Borcum olsun..


       İSTİRİDYE'DEN..