Düş bahçemdesin.. Kendimin yarattığı, cennet ve cehennemsiz soluklandığın düş bahçemde.. Suç yok, suçlu yok, yargılanmak yok. Sonunu beklediğin herhangi bir şey yok. Amaçsızlık değil bu!
Sen gidince anladım ev-im-in ne kadar sen olduğunu. Aslında masalmışsın aşk!, dinlemişim kapağını kapatmışım kitabımın.. Cezmi ERSÖZ der ki : " ..severken köpekleşir insan..". Doğru söze ne hacet. Gururunu alırsın var olduğu yerden, avucuna.. Kitlersin avucunu resmen. Hemen onu sonsuza kadar yok edebilecek bir yere atmak istersin, bir daha hiç bir zaman ulaşamayacağın bir yere.. Mesela denize.. Gücünün yettiğince savurursun onu. İlk anları çok iyi bilirim; hemen ardından dalıp, yüzüp yüzüp geri almak istemeleri, yüreğine kor gibi düşen pişmanlık sularını çok iyi bilirim. Sen alevi alev yapan su değil misin Feraşe?
Sonraları bırakırsın artık aklının iplerini, tamamen köpeksindir artık! Attığının izin vermediği herşeyi yapmaya hazır bir köpek! -"Emret" dersin "-sadece emret!.. Sessiz kalışları mezarlar açar kalbinde üstü açık.. -"Konuş" dersin Feraşe; -"konuş! geldim hemde en köpek halimle".. Nefes diye bağırdığın anda, kalan son havayı da içine çeker ve gider. Oysa ki sen o çığlığa soluksuz kalırsın, ne varsa içinde soluksuz kalmak pahasına bırakırsın onun ciğerlerine.. Bilsen ki alıcağın son nefesti o, sorun değil canıyla can bulan sen değil misin Feraşe? Güç diye inlediğin zamanlarda; son yumruğu masaya vuran o değil midir hep Feraşe? Sense vurduğu yerde biten, defalarca vurulan ama yine de istenildiğinde orda olan.. Virgülle ömür geçiren sen değil misin Feraşe? O; noktayı, üç noktayı sevmedi mi hep? Yazık! Sense virgüllerle tamamlanmayı bekleyen yarım yamalak bir paragraf olarak kalmadın mı yine Feraşe?
Yanarken ellerin, sızlarken dudakların, nefes çırpınırken hücrelerine ulaşmak için, damarlarını patlatırcasına yol alırken kanın menzilinde, ah bi bilse! bi bilse ki bu ayaklarının bildiği- varabildiği tek yer o, bu dilinin bildiği tek dil o..Hiç bırakır mıydı seni Feraşe? Rab seni ona değil onu sana yazandı..Ah bi bilse ki girdiğin en zor sınav o..
Bu havaları sever o. Sessiz sakin, bütün duyguların ıslanmamak için evlerine kaçıştıkları ama soğuğun sarmalamak için geldiği günleri.. Zaman sadece sende varolan mıdır Feraşe? Katında zaman kavramı yok! O hangi mevsimi isterse yaşatan, huzuruna mevsimsiz çiçekler götüren sen deil misin Feraşe?
Fuzuli gibi midir yapılması gereken? Bu dünyadan çekip elini eteğini kapanmak mıdır bu bahçeye..O da dahil herşeyi dışarda bırakıp kitlemek midir kapıları? Sevdiği için kırar mı bir melek kanatlarını Feraşe?
Eros'un yanlış ok'u o! Şaşırmış hedefi.. Sana yazılan bir fani.. Halbuki canında tekrar tekrar can bulan, git demelerine kulak tıkayıp arzulandığında emrinde olan sen değil miydin Feraşe? Yanlış yara'ydın sen. O'nun merheminde ayaklanan yanlış bir yara.. O kaşıdıkça kanayan, defalarca kabuk bağlayan sen değil miydin? Parçasıyken sen vücudunun ve kabukken her yanın, neden kaşıdı ki seni Feraşe? Halbuki sen her vücudun istemediği bir yara gibi düşücektin ki zaten ondan..
Olmadı bak! Yine başa sardın. Şimdi asıl olan baştan mı başlamaktır Feraşe? Dert değil, bilirim ki yeniden doğabilirsin. Sen zaten doğan büyüyen ölen o kadın değil misin? Söz ver çok hızlı kabuk bağlayıp çok hızlı düşüceğine bu bedenden, hadi söz ver Feraşe!
İSTİRİDYE'DEN..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder