29 Aralık 2010 Çarşamba

Unutma Prenses! "Ben önüne sadece ışıkları yakmak için; arkana da sadece sırtını dayaman için geçerim!"


       Geliyorum işte! Sonunda sana geliyorum. Ne demek bu benim için bi bilsen prenses. O yol bitmicek ki şimdi sana gelirken. Gene sayıcam saatleri.. Aslında sensen konu saniyeleri saymalıyım diyorum kendi kendime. Necip Fazıl şöyle der; Sevdiğine kavuşmak için saat, dakika sayma. Saniye say daha çabuk geçer." diye..
       Nur'umsun.. Şu hayatımda ah deyip de başımı kaldırdığımda gördüğüm ilk gözler senin..Bu kadar yumuşak bi göğüste bu kadar yumuşak bi kalp olması beklenen. Rab'bim beni seçti seni bana vermek için. Korkmadan naptıysam yüzüne söylediklerim geliyo aklıma, önce kızışın, sonra tarifsiz merhametinle sımsıkı sarılışın. Şu boktan hayatımda kaç kişi derdimle dertlenir kaç kişi ben ağlarken sebebini bilmeden ağlar ki..
        Kardeşim.. Herşeyi sen sevdirdin. Sen varsın diye gitmeyi planladığım bu hayata sımsıkı tutundum, sadece sen varsın diye.. Bi bilsen ki SEN demek çok şey demek. Kimine göre 3 harfli 2.tekil şahısken "sen"; Benim kalbimin attığı duraksın aslında. Son nefesimi verir gibi iki kolumu da attığımda yana; -"Dur" deyip kaldıran iki kolumu alan avuçlarına, sımsıkı saran sen değil misin? Kokum kokuna karıştı..
       İş yerimdeyim şuan..Herşeyi bıraktığım, iplerimi sonunu görmediğim bi kuyuya bıraktığım ve çektiğimde ucunda neler gelicek bilmediğim bi hal işte şuan içinde olduğum hal.. Sensizken; etrafımda tutunucak bişiler kalmamışken yırtılıyo boğazlarım nefes alırken.. Sıkıldığımda herşeyden tam bırakıp gidicekken ne varsa; "sen" geliyosun aklıma. Diyorum ki dur! Senin nefesini paylaşan biri daha var bu hayatta. Senle kendi olan, sen dedi mi canını verebilicek biri daha.. Yalnız mı kalsın şimdi! Kıyamam ki sana.. Şu küçücük hayatımda kocamansın.. Ablanın nefes alış verişlerini kontrol eden mekanizma sensin. İşte bu yüzden seni üzeni affedemiyorum ya! Kendimse konu tamam diyorum olabilir, insandır hata yapar. Ama sensen yok. Bütün mekanizmam değişiyo. İçimi kaplayan o fırtınayı o an bi bilsen. Yerimde oturamıyorum resmen.
       Herşeyden çok istedim üniversite okumanı. Geldi çattı, tercih yap istedim en güzellerinden. O da geldi çattı. Taa ki evden çıkıp gidene kadar anlayamadım gittiğini.. Ah ne zor bi bilsen. Nefes alırken yanıyo ciğerlerim, hava bile ağır geliyo artık göğsüme. Bunaldğında odasına sızıp konuşabiliceğim, gecenin dördünde uyandırıp gülme krizime eşlik ettirip sinir küpü yapıcağım sen olmayınca ev boş..Bomboş be Prenses..
      Elimden geleni yapıyorum sensizken senleymiş gibi mutlu olabilmek için. Kimin göre abartıyorum. Ama beklemiyorum ki anlamalarını.. Anlayamazlar, imkansız.. Sen olmayınca anlayamazlar da zaten.. Anlamasınlar da.. Biz konuşmadan da çok şey anlatıyoruz birbirimize çünkü. Kokunu özledim okadar özledim ki artık senden bişileri kokluyorum evimde. Gittiğinden beri yatağında yatıyorum. Senin yattığın yatak senin kullandığın yastık. Yıkanmasın dedim anneme, taa ki bi daha gelişine kadar yıkanmasın. Yanında olucam az kaldı.. Okuduğunda bunu gülümse bi kere, gözlerine en çok yakışan şey çünkü gülümsemen.. Parfüm kullanma geliceğim gün olur mu? Senin kokunu çekicem çünkü içime derin derin.
      Hiç bişey üzmesin seni! Sen dur! Ben boyarım senin için Ay'ı da sarıya..Unutma aşk! "Ben önüne sadece ışıkları yakmak için; arkana da sadece sırtını dayaman için geçerim!"

HİÇ UNUTMADIM! ; "Son nefesimde elimde sen tutacaksın, son sözlerimi bir sen duyacaksın, Meleklerin Sözü Var!.."

     İSTİRİDYE'DEN..

27 Aralık 2010 Pazartesi

" Kendime Sarılır Donarım.. "



       Koptum.. Ağacının gövdesinden kopmuş yaprak misali savrula savrula hemde..Çekildim artık tamam!  Kendi surlarımı kendim ördüm. Artık kale"m"deyim ben. Kendi ördüğüm, merdivensiz, penceresiz kalemde.. Ne hafif esen rüzgara ne de kopucak fırtınaya tahammülüm yok artık. "Başkalarının aşkları için saniye saniye erime"yi cumhuriyetimin sınırlarının dışında bıraktım. Kendimle kalmak istiyorum sadece, kimsesiz kalmak istiyorum kalemde. Yerimi bilen yok, olmicak da. Bu kalenin kapısı bi daha asla çalınmicak.. Yaraları göremicek kadar uzaktayım artık. Merhemlerimi de almadım yanıma.. Değil derin açık yaralara, ufacık bi sıyrığa bile katlanamicak kadar çok yaralandı kalbim. Onarmak için onarılmak için ördüm bu kaleyi. Baştan aşağı taş! Penceresiz ve merdivensiz..
         Kesilene kadar yüzdüm aslında.. Karayı, karan'ı görme umuduyla deli gibi kesilene kadar nefesim yüzdüm. Hücrelerimin oksijensizlikle boğuşma savaşını ben kaybettim evet! İstediğin oldu. Artık kıyılarına vuran ben yok. Baştan aşağı yenilenmiş hücreler yapıyorum kalemde. Yeniden nefes alıp yeniden oksijeni"m"le doyuruyorum onları. Yeni bi nefes yok! Benim üfleyen.. Artık yaralarımdaki kan dondu. Sürüp ellerini kanatmana izin vermicem yeniden. Yepyeni ufuklara uyanıcak gözlerim. Her şeyin zamanı var derdin ya; kalemden çıkmamın da öyle.. Çıktığımda silinmiş olucak hafızamdan sana dair ne varsa. Kazımış ve o kalede bırakmış olarak çıkıcam. Ardıma bakmak huyumdur bilirsin, ama bu sefer öyle olmicak! Ardıma hiç bakmadan terk edicem kalemi ve bi daha asla uğramamak üzere soluklanıcam. O günler gelicek biliyorum. Yaralarım kapanıcak, çığlıklar susucak, sızı dinicek, ellerim ayaklarım "sen" denince titremicekler artık. Nefes alırken yırtamicaksın boğazlarımı.. Tonlarca büyüklüğündeki yükler gibi oturamicaksın yüreğime. Yer olmicak artık çünkü. Tırnaklarımın arasındaki kan olucaksın sadece.. Kazırken kanattığım kalbimden tırnak aralarıma sızan, "sen" olabilmek için, senden parça bırakabilmek için bütün uğraşların boşa artık! Tırnaklarımın arasında kalan kestiğimde tırnaklarımı kopup bedenimden gidicek olan "sen" olucaksın sadece..
         ""Bitti..Zor oldu ama bitti.. Yapamadım benim başka bir kalbi.. Bedenin zayıftı kalbin güçlüydü belki haritası ama çoo..k silikti.."" Ben kaybettim tamam! Kalbimde suyu taşırdın çoktan.. Yayılmadan bedenime şimdi, git hadi..

     İSTİRİDYE'DEN..

24 Aralık 2010 Cuma

İsmin Farklı Kalplerce Zikredildi Mi Hiç?






       Sanki herkes, herşey birbirinin aynı.. Artık kalbimden seyrediyorum seni. Birçok şeyi unuttum gitti. Hayat filmimde korkaklığım başrolde şimdi. Zerrecikler halindeki cesaretim un ufak oldu eridi gitti artık.. Ufacık bir rüzgarın yetti uçurmaya ne varsa ona dair.
       Bana gizli bişeyler kalmalı, bana ait olan herhangi bişey.. Parçalarım orda burda. Toplamakla uğraşmayıp kalanlarla gidiyorum. Sızı kötü bişey. Acı unutturuyo da ne yaptığını, sızı asla! Baştan aşağı kanıyorum. Ellerimi boşluğa uzatıp hiçbişeye sarılmaktan çok yoruldum. Dilinden dökülücek inciler için açtığım avuçlarım artık kanıyo. En azından kalbimi bıraksaydın! Kulun kölenken beş duyum da en azından onu bıraksan olmaz mı? "Seviyorum" demek anlamsız! O bile senle anlamlandı, onda bile başına "Sen" koyduğumda inceldi heceler, sızladı kalbim.. İrkilebildim anca başına "Sen" koyarak başına..
      Pek bi park etmiş yaşıyorum artık.. Pek bi sakin pek bi ruhu kayıp. Etrafımda kopan fırtınalara ve yalnız kalışlarıma okadar alıştım ki ufacık bi ses korkutur oldu beni. Koyduğum nokta'ya kuyruklar ekleyerek yamalı virgüllerden hayat yapmaktan okadar yoruldum ki..
      Oturdum. Ellerimi sakince iki yana bıraktım; son nefesimi verir gibi. Okadar derin bi nefes aldım ki verememekti korkum. Verdim ama ne kadarını? Heryerdeyken sen, istedim ki soluklandığımda seni çekiyim içime, vermedim ki hepsini senden bişeyler kalsın içimde diye..Evet! Ölüme beş kala bişeyler..
       Yetim kalmak kötü; hele kalbinse yetim kalan, yazık! Yerime gelenler, gelecekler bana benzerler mi bilmiyorum. Yok olarak var olmayı ilke edinip dilek ağaçlarına çaput bağlıyorum ben.. Kalp sazının en ince teliyken ben, dokunmaya bile kıyamazken sen; kopup gitmek ve yerine yenisinin gelmesi.. Farklı sesler, farklı tınılar..Alışmış mıdır ki kulakların? İsminin başka bi kalpten zikri üzmüş müdür ki seni? Başka kalp adını zikrederken erir mi benim gibi? Sızlar mı dudakları..Herneyse boşver..
        Aşk herkesi biraz kırar evet! Yorar da, sınar da..Senle sınandı bu "Hiç"! Nekadar isterdim bu sınavı verebildim diyebilmeyi. Halbuki ben siyahlar sıçrattım ellerinle yaptığın tabloya, tablomuza.."En güzeli çocukluktu dimi? sahip olduğumuz sıska vücuttu?" Kirlendi artık o çocuk da tabloları da.. Kabuğumda sessiz sakin üstüme basılmasını bekliyorum..
       Yapabileceğimi bilsem hücrelerimden söker atardım seni! Ah ya nasıl sızlıyorum bi bilsen nasıl sızlıyo parmaklarım yazarken bile. Adını unutturmaktı isteğim kalbime.. Olmamış! Yakaladım onu sesizce zikrederken yine seni. Kendinden kaçmak bu! Ah bi bilsen ki bastırdıkça gögsüme daha da nüksedensin oraya..Yayılan..Bi bilsen ki tek kalan omzum ikimize de yeter.
       Ne anlamı var ki? Leyla, Leyla olmuş ama Mecnun çoktan gitmişse ne anlamı var ki.. Ben tüm Leylaların yüz karasıyken Mecnunu nasıl beklerim ki. Bakamicam cennet penceresinden Leyla'nın yüzüne, ben hakmediğim halde nefes bahşedilenim çünkü. Kalbin kalbime çoktan duvar olmuş. Nur'un çoktan sönmüş sevgilim..

   " http://fizy.com/#s/1ahkbk "

       İSTİRİDYE'DEN..

21 Aralık 2010 Salı

LaL..


      Biliyorum ne varsa saygıdandı yaptığın.. İncitmemek adına incindiğini biliyorum. Kanatmamak adına kanadığını da. Gece duyduğum tıkırtı sendin, açıldı üstüm yavaşça, sendin işte biliyorum melekleri omzuma koyan da. Koyan sonra giden. Bir şeyler mi söyledin onlara? Hiç konuşmadılar çünkü. Nefes alabildiğim anlarda elleri gögsümdeydi meleklerinin, korkma! "Sen" dedi kalbim yine. Başka isimleri zikretmeye lal çünü dilim de kalbim de..

      Keşke görmeseydim varolan hiç bir şeyi, duymasaydı da kulaklarım hiçbir sesi.. Yine sen düşerdin miydin cennetten acaba kalbime?.. Ben buna gönül rahatlığıyla evet diyebilirken sen nerdesin ki şimdi? ne halde kiminle.. Yeniden seviceksin, yeniden atıcak kalbin bi kadın için. O kadın olamamak nasıl bişey bilir misin? Bilirsin, belki de benden daha iyi bilirsin "o" olamamayı.. Bendeki parçaların kalsınlar, alma nolur! Ben senden kalanları seviyorum. Kalbime bıraktığın parmak izlerini örtbas etmedim etmem de. Ordalar, en güzel yerde.. Hak ettikleri layık oldukları yerde.. Silindi mi dudaklarına vurduğum mührüm? Yeniden doğabildin mi?  Ne alemde kanatların? Uçmaya başdın mı? Olduğum yerde sayıklarken ben, değil uçmak kanatlarımı açmaya korkarken, ne haldesin şimdi? Yaram değildin sen, olmadın da hiç bir zaman.. Acıtmadın ki sen beni hiç. Ben yaptım ne yaptıysam.. Kabuk bağlamasına izin bile vermedim acılarının.. -"Bu kadın herşeyi hakediyor" dediğini hatırlıyorum.. Ben miyim o kadın gerçekten? En güzeli, en hakikati hakeden ben miyim? Pamuktan kalbine koyduğum kalbim orda kalsa nolurdu? Sımsıkı sarsaydın kokusu kokusuna karışsaydı nolurdu ki.. Çok şey mi istedik biz Rab'den? Olmaması gereken miydik yahut? Sıkamadım mı bağları sıkı sıkı? Çok mu gevşek bağlamışız birbirine kalpleri ne! 
      Sev. Mutlu ol! Ama ben görmiyim nolur! Ben tanımiyim. Eski bi arkadaşın olan ban'a bu ağır, çok ağır.. Yumruk olur kalbim, alamam nefes. Ölür içim. Bilirsin ne kadardır cesaretim seni paylaşmaya..Bir elin parmakları kadar.. Canımdan can gitmesin yine nolur! Sessizce çıkıp git gidiceksen, söylemeden! Ben aynalarımı kırdım biliyosun.. Yansıyan hiçbir şeyle aram iyi değil bunu da biliyosun. Hele yansıyan sensen..Direk ölemem ben. Yavaş yavaş olsun nolucaksa. Bir gün tozunu aldığın kalp benim kalbim olmasın yalvarırım! Neden bu sessizlik? Heh..!
      Bak! Yine geldiler.. Meleklerin geldiler..Olmamış, gidememişsin işte..Senin kalbindeki parmak izleri benim hala. Dudağındaki mührüm de.. Vazgeçemezsin, vazgeçemem.. Ah bi bilsen ne günahlar işlerim senin için, ne kadar ben olurum bir bilsen.. Aynalardan yaptırdığım evimde ağırlamak istiyorum seni.. Yansıyan şeylerden korkmamak.. Korkutmadan gel odama, omuzlarıma; korkutmadan koy meleklerini ve korkutmadan git olur mu?

" http://fizy.com/#s/1fnv0c " Dinle mutlaka!
       İSTİRİDYE'DEN..

16 Aralık 2010 Perşembe

Eros'un Yanlış Ok'uydun Sen..


      Düş bahçemdesin.. Kendimin yarattığı, cennet ve cehennemsiz soluklandığın düş bahçemde.. Suç yok, suçlu yok, yargılanmak yok. Sonunu beklediğin herhangi bir şey yok. Amaçsızlık değil bu!
      Sen gidince anladım ev-im-in ne kadar sen olduğunu. Aslında masalmışsın aşk!, dinlemişim kapağını kapatmışım kitabımın.. Cezmi ERSÖZ der ki : " ..severken köpekleşir insan..". Doğru söze ne hacet. Gururunu alırsın var olduğu yerden, avucuna.. Kitlersin avucunu resmen. Hemen onu sonsuza kadar yok edebilecek bir yere atmak istersin, bir daha hiç bir zaman ulaşamayacağın bir yere.. Mesela denize.. Gücünün yettiğince savurursun onu. İlk anları çok iyi bilirim; hemen ardından dalıp, yüzüp yüzüp geri almak istemeleri, yüreğine kor gibi düşen pişmanlık sularını çok iyi bilirim. Sen alevi alev yapan su değil misin Feraşe?
     Sonraları bırakırsın artık aklının iplerini, tamamen köpeksindir artık! Attığının izin vermediği herşeyi yapmaya hazır bir köpek! -"Emret" dersin "-sadece emret!.. Sessiz kalışları mezarlar açar kalbinde üstü açık.. -"Konuş" dersin Feraşe; -"konuş! geldim hemde en köpek halimle".. Nefes diye bağırdığın anda, kalan son havayı da içine çeker ve gider. Oysa ki sen o çığlığa soluksuz kalırsın, ne varsa içinde soluksuz kalmak pahasına bırakırsın onun ciğerlerine.. Bilsen ki alıcağın son nefesti o, sorun değil canıyla can bulan sen değil misin Feraşe? Güç diye inlediğin zamanlarda; son yumruğu masaya vuran o değil midir hep Feraşe? Sense vurduğu yerde biten, defalarca vurulan ama yine de istenildiğinde orda olan.. Virgülle ömür geçiren sen değil misin Feraşe? O; noktayı, üç noktayı sevmedi mi hep? Yazık! Sense virgüllerle tamamlanmayı bekleyen yarım yamalak bir paragraf olarak kalmadın mı yine Feraşe?
     Yanarken ellerin, sızlarken dudakların, nefes çırpınırken hücrelerine ulaşmak için, damarlarını patlatırcasına yol alırken kanın menzilinde, ah bi bilse! bi bilse ki bu ayaklarının bildiği- varabildiği tek yer o, bu dilinin bildiği tek dil o..Hiç bırakır mıydı seni Feraşe? Rab seni ona değil onu sana yazandı..Ah bi bilse ki girdiğin en zor sınav o..
     Bu havaları sever o. Sessiz sakin, bütün duyguların ıslanmamak için evlerine kaçıştıkları ama soğuğun sarmalamak için geldiği günleri.. Zaman sadece sende varolan mıdır Feraşe? Katında zaman kavramı yok! O hangi mevsimi isterse yaşatan, huzuruna mevsimsiz çiçekler götüren sen deil misin Feraşe?
     Fuzuli gibi midir yapılması gereken? Bu dünyadan çekip elini eteğini kapanmak mıdır bu bahçeye..O da dahil herşeyi dışarda bırakıp kitlemek midir kapıları?  Sevdiği için kırar mı bir melek kanatlarını Feraşe?
     Eros'un yanlış ok'u o! Şaşırmış hedefi.. Sana yazılan bir fani.. Halbuki canında tekrar tekrar can bulan, git demelerine kulak tıkayıp arzulandığında emrinde olan sen değil miydin Feraşe? Yanlış yara'ydın sen. O'nun merheminde ayaklanan yanlış bir yara.. O kaşıdıkça kanayan, defalarca kabuk bağlayan sen değil miydin? Parçasıyken sen vücudunun ve kabukken her yanın, neden kaşıdı ki seni Feraşe? Halbuki sen her vücudun istemediği bir yara gibi düşücektin ki zaten ondan..
    Olmadı bak! Yine  başa sardın. Şimdi asıl olan baştan mı başlamaktır Feraşe? Dert değil, bilirim ki yeniden doğabilirsin. Sen zaten doğan büyüyen ölen o kadın değil misin? Söz ver çok hızlı kabuk bağlayıp çok hızlı düşüceğine bu bedenden, hadi söz ver Feraşe!

    İSTİRİDYE'DEN..

6 Aralık 2010 Pazartesi

Feraşe'nin Kanatlarıdır Kopuk Olan..



Bitti Feraşe!..
Gittiler.. hadi çık artık ordan..
Tutun bulduğun ilk dala, sımsıkı sar gördüğün ilk kayayı. Derin derin nefes al; öyle bir al ki ciğerlerinin oksijenle ilk tanışması olsun o nefes..Al kalbini ve fırlat!.. o çok sevdiğin denizin örtüsünde taş sektirirdin hatırlar mısın? Elini sok gögsüne, kanat tırnaklarınla çıkar onu Feraşe, geril geril geril..fırlatabildiğin en uzağa fırlat..Başka ülkelerin başka sahillerine vursun. O kadar ağır ki yüzememesinden attığın yerde saplanıp kalmasından korkuyorum..
Yaraların var Feraşe, biliyorum..
Kabuk bağlicaklar korkma! Unutma sen, senin olmayanı attın denize..Canından can gitmesin fırlatırken olur mu? Aklını yiyen, beyninde tepinip duran canlıya bir dur de ve dursun.. Bu hayat yalan de, şimdi çırpındığın hücrelerini kemirmesine izin verdiğin o şey aslında yok de..Var ama yok.. Gidicek tıpkı sen gibi o da gidicek.. Sabır dile yaradanından Feraşe..Bıkmadan sabır dile..
Topla her şeyini, sana ait olmayan senden bişeyler taşımayan bir şehre kanatlan Feraşe..Kopuk kanatlarının seni götürebildiği en uzağa..Hadi git..Yalnız kal..Ne varsa kalabalığın, senle gelmek isteyen, al onları da..Arkana hiç bakma. Korkaklığa sezdirme sakın korktuğunu yoksa saçlarından kalbinden yakalar seni, gidemezsin Feraşe..Gittiğin yerde sakın avutma kendini gerçeğin bütün türevleri sana -"merhaba" desin sende -"merhaba" de kaçmadan, tıkamadan kulaklarını dinle her gerçeği teker teker..Gittiğin yer "gittiğin" yer olsun, parça bırakma İstanbul'da, yıkık dökük neyin varsa al yanına öyle git Feraşe..
Korktuğun için kaçmaz mıydın bi şeylerden?!..
O zaman kaç Feraşe!
Kaçtığın yerde savurursun küllerini..Sahile uç ve bağır bağırabildiğin kadar.. Doğa sana uyansın seni duysun, bağırdığında kusmuş ol ne varsa..Kimse duymicak korkma! Ruhun bi kere de olsa kendi istediğini yapsın olur mu? Çığır aç bedeninde, sessizce koparma fırtınanı..Sen de dök incilerini Feraşe.. Sıkıntını, verdiğin nefesle ver.. Dağılsın sicim gibi havada, toz halinde karışsın Güneş'in sarısına..
Sonra sus Feraşe..
Rab'lesin artık..Rab'binlesin.. Artık sadece ağla hadi.. Damarlarını patlatıcak o basınç aksın gitsin artık.. Kanatlarını geri iste hadi.."O" kalbinden beyninden alıp, semaya çizendir..Yüreğini avuçladığında insanlar; bil ki geçicek..Öyle çok geçicek ki artık istesen de canın o an yandığı gibi yanmicak bir daha, sakın korkma tamam mı Feraşe! ..
Unutma! Sen varsan acı var; sen varsan mutluluk var.. Bunu geç anlama olur mu? Sığın, sadece sığın; senden daha büyüğe, daha merhametliye..Kimse dokunmasın kanatlarına şimdi.. Hadi, mühürle onları Feraşe ..

      İSTİRİDYE'DEN..

3 Aralık 2010 Cuma

Aşk sadece Sende "Mecnun"..

         Ne kadar plan yaparsan yap! Ne kadar rayına sokarsan sok bişeyleri, Allah'ın senin için yaptığı planı yaşarsın sadece. Bundan ötesi yalan olur. Sen sadece sana yazılanı oynarsın, misyonun budur hayatta. Mutluluksa bu oyundan ne kadar zevk aldığındır; üzüntü ise ne kadar eziyetle yaptığın. Yazık! Gerçekten değmicek insanlarla bu oyunu kirletmeye yazık! Var sandıkların aslında yoklar; Ne dokunduğun dokunduğun, ne öptüğün öptüğün, ne sıkıldığın sıkıntı ettiğin, ne ağladığın ağlanıcak bir şey..Kocaman bi boşluk aslında düştüğüm, ne olacağını bile bile başka sonlar yazmaya çalışmak benimkisi, ne kadar komik değil mi! aslında bilip bilmiyormuş gibi yapmak ..öyle yaşamak öyle yansıtmak, hatta bu da yetmiyormuş gibi böyle yaşatmaya çalışmak..Buna sürüklemek diyoruz insanları..Kalp pamuktandır, en azından benimkisi öyle.. Üflediğin an parça parça olucak sanırlar ama hayır! sürüklenir evet ama asla kopmadan parçalarından.. Un ufak yüreğim dedim ben değil mi! yalan söyledim..Un ufak olmam sadece sürüklenirim ben..Rüzgar nereye eserse..Rüzgara yön vermeyi yeni öğrendim ben. İstediğim gibi hava akışı sağlayabiliyorum artık cumhuriyetimde. Sessiz fırtınalar da estiriyorum, çığlık çığlığa gürültüler de koparıyorum..Kime ne ki!
        Mutluyum, hemde çok..Ne varsa yaşamak istediğim yada uzak kalmak istediğim; yaşadım 25 yıllık hayatımda..İnziva hali iyidir..Ben inzivadaydım, toparlanmak, yeniden derin derin nefesler sığdırabilmek için, bu nefeslere dönümler açabilmek için ciğerlerimde, zaman'dı gerekli olan..Ben dönümler açtım bededimde sen kazıyıp yerine oksijeni koyabilmek için. Tamam Artık oksijendir yerini dolduran,  derin derin aldım nefesimi, kaldığım yerden devam edebilirim artık her ne kadara kaldığım yeri hatırlamak istemesemde..Ben kendime başka bi "kaldığım yer" seçtim. Bana ait olmayan benimmiş gibi yapıcağım bi yer..Ben ordan başlicam evet! "İnsanoğlunun üstüne sünger çekemeyeceği acı yoktur!" der annem. Ne güzel der annem..En büyük acıya bile sünger çekebilen insanlardır doğru..
         Kendini tanımıyosun o yüzden böyle tepkiler veriyosun diyen insanlara sinir oluyorum.. Kişiliği oturmuş bi insan zaten kendini tanıyamaz ki..İnsanoğlu değişkendir. Geçen yıl aynı acıya verdiğin tepki ile bu yıl verdiğin tepki arasında uçurumlar varken nasıl aynı kalmaktan söz edilebilir. Sabit olup değişmiyorum diyen insansdır korkulacak insan..Çünkü o yalan söylüyodur..
         "Sen" denilince gardı düşen ben, artık sen denilince gardını yükseklere taşıyan ben! Ben severken acıma gerektirmem, severken sevilmeyi de gerektirmem, masrafsızdır sevgim bile.. Canım yanmıyo artık gerçekten.. Gördüklerimi sana benzetiyorum evet, tanıdık yüzler, tanıdık kokular, sana benzeyen şeyler.. O an bi irkiliyorum, bi sızı oluo ayak parmaklarımdan saçlarımın teline kadar, dönümlerim daralıyo, nefesim kaçıyo geçmesi gereken hücrelerimden, kanım çekilio, dudaklarım sızlıyo..Sonra diyorum dur! Sen bunları atlatmadın mı hala! Ne konuşmuştuk? Ne demiştik biz..Sonra derin bi sesizlik.. Yerini almak için çabalayan kokular, kareler çırpınırken etrafımda; ben sadece uğultuları duyabiliyorum.Kitap okuyorum geçsin diye telaşım.Masalımdaki karekteri okuyorum sen git diye aklımdan. Kapadığımda kapağını kitabımın; bi bakıyorum ki gitmişsin..Tamam diyorum bu da geçti..Aşk sadece senmişsin be "Mecnun, Leyla'ysa alevinde alevlenen"!..
          Gard için t.ederim.. Borcum olsun..


       İSTİRİDYE'DEN..

19 Kasım 2010 Cuma

     Ellerine sağlık, yine harcamışsın beni! Yine HİÇ etiketiyle etiketlemişsin beni yazık! ne varsa yaptığım sıfırlamışsın da t.ederim. Kıcasık hayatımda kocaman olmuştun halbuki.. -di'li geçmiş zamanlar için artık çok geç olmalı. Nefret ediyorum senden çünkü. Nefret bile aslında var oluşuna hediye di mi?

11 Kasım 2010 Perşembe

Sevdiğim İlk Adam..

     Sen benim gözlerimi hayata açtığımda sevdiğim, aşık olduğum, kıskandığım, bana dokunan ilk adam oldun babacım.. Hayatıma giren ilk erkek.. Sahip olduğum en büyük değer, omzumda taşığıdım meleğim, sevabımı hemen yazan ama günahıma kıyamayan adam..Bakmaya koklamaya kıyamazsın ya bana, alırsın ya gardını hemen incitildiğimde..İstersin ki hayatın rüzgarı savurmasın. Hiç ölmek istememen bundandır; sahipsiz bırakmak istemezsin çünkü beni, bizi.. Sanarsın ki ölene kadar ne kadar kötülük varsa dokunucak, engellerim korurum onları, ama hayat öyle değilmiş babacım.Yeri geldiğinde savurabiliyormuş etrafa kül gibi.
   Bi kız evlat için baba özeldir. Herkese kıyar belki ama sen kıyamadığısındır, incitmek istemediği..Bir süre sonra baban nasıl sarıyosa seni, sende öyle sarmak istersin babanı, sanki koruyabilicekmişsin gibi(!). Sende özelsin babacım. Bitanelerin en bitanesisin.
   En çok da neyini seviyorum biliyomusun, değişmiyen o güzel kokunu.. O yüzden sarıldığımda sımsıkı sana, içime çekiyorum kokunu uzun uzun, her sarılışım sana, son sarılışımmış gibi hiç bırakmak istemiyorum. Ne kadar sana benziyorum di mi babacım? Aynı şeylere gülüp, aynı şeylere ağlıyoruz. Hiç sıkılma hiç darlanma istiyorum ben. Darlandığında sıkıldığında; sıkıntı çeken Efendimiz'e koşan Hz. Fatıma annemiz gibi koşmak istiyorum sana, sımsıkı sarmak, geçti demek...
   Baba, babam benim.. Ah bi bilsen ne demeksin benim için.. Bi bilsen ne anlama geliyo evde varoluşun, bi bilsen nasıl bi oksijensin kanımda.. Hesap günü geldiğinde babanın hakkı varsa evlat üzerinde evadında babada hakkı var-mış! Ne haddime, ne hakkı! Yoktur, olsa dahi kat kat helal olsun benim nefesime.. Sorduğunda Allah o gün herşeyi; Alnın ak olucak mahşerde bile gurur duyucaksın kızlarınla, seni bir kere bile utandırmadıkları için, kalplerine imanı yaşattığın için.. -"Allah" diyosa bu kalp, bu dil eğer, hakkını helal et babacım.İslamı islam gibi yaşamamız için çırpınışına Rab'bim bir kez daha şahit olsun ki Cennet 'tir mükafatın inşallah. Kız evlat babası gibi bi adam arar ya ölene kadar, aynı ona benzeyen, aynı onun gibi..Sahipsizlikten korkar çünkü, gelenin O'nu aratmasından korkar, aynı sevgiyle aynı şevkatle korunamamaktır derdi,  görmediğini yaşamadığını görüp yaşamaktan korkar. Hayatım boyunca senin gibi bi adamdı aradığım; gülmesi sen konuşması sen ağlaması sen..Sen gibi merhametli sen gibi bi insan babacım..
   Allah bu kuluna senle yaşlanmayı nasip etsin isterim. Günahlarımdan babamla arınmayı, helal hakını duymadan ölmemeyi..Allah senin kokundan beni, bizi  mahrum etmesin, yokluğunla sınamasın..
    Baba sen sevdiğim ilk adamsın, aşık olduğum ilk adam..Biliyosun zaten ilk aşklar unutulmazmış..!
    Hayata gözlerimi ilk açığımda sendin gördüğüm ilk adam, hayatıma giricek olan da sana okadar benzesin ki, giderken bu dünyadan ben, senin bi benzerinle terk edebiliyim burayı. Senle başladım senle bitiriyim babacım..

         İSTİRİDYE'DEN..

8 Kasım 2010 Pazartesi

"Biliyorum Bu Yara Hiç Kapanmayacak"


Telefonlarıma cevap vermeyeceksin…Cevap versen bile,
 öyle yorgun öyle isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi…

Sevmeyeceksin beni…Biliyorum bu şehri bana dar edeceksin…
Çünkü anladın; sevgimden tanıdın beni.O yanık, o hasta bakışımdan…Uçuruma
atlar gibi sevdalanışımdan…
Sevmek deyince, hemen ardından, ölüm, dememden anladın…
Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe
uyandırdın beni; uyandırdın ve kaçtın…
Çünkü sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep.Sana
acı çektireni…Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür
gibi konuşanı sevdin…Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep.
Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan…
Beni sevmeyecektin biliyorum ama…Ama, öyle susamıştımki kendim gibi birini
sevmeye…Öylesine muhtaçtımki gercekten incitilmeye, gercekten acı
çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz
çözüldüm…
Sana da olmuştur…Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini
bulunca tutamaz kendini, herşeyi, belkide söylenmiycek her şeyi o an, garip bir
telaşla söylersin…
Hatta söylerken anlarsın, söylememen gereken şeyleri söylediğini
hissedersin, battığını, giderek çıkmaza girdiğini…Ama yine de engelleyemezsin
kendini tutamazsın.
Aleyhinde olabilecek herşeyi söylersin…Üstelik bunu anladıkca daha da
batırmak istersin kendini…Biraz daha zor duruma düşürmek…
Daha da kaybetmek, daha da dibe batmak istersin…Sanki bile isteye kendi
mutlulugunu kendi elinle bozmak istersin…Kendinden gizli bir öç alır gibi.
Sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi…Sanki hiç sevilmek istemiyormuş
gibi…
Bir tür gurur muydu bu?
Birgün nasılsa ve hiç olmadık bir anda alınıp kopartılmadan, kendi
ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu
hayatta, bu hayatın zorba kurallarına bir tür başkaldırmak mıydı?
Bir şizofren çocuk tanımıştım bir gün.
Tam karşımda oturuyordu.gencecik, yakışıklı bir çocuktu.
Şizofren olduğunu biliyordu.Biliyordu iyileşemiyeceğini…
İki de bir, önce kolunu uzatıp, sonra
avucunu açıyor; Mutluluk avuçlarımdaydı, yakalamıştım ama kaçtı
diyor, kaçtı, derken avuçlarını boşluğa kapatıyordu…
Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmıştı…
Yine hiç unutmuyorum; burjuvalara özenen bir ailede büyüdüm ben.
Görgü kitabı masanın üstünde dururdu hep.
Annem o kitabı defalarca ezberletirdi bize.Yemeğe nasıl oturulacak..çorba
nasıl içilir? Kaşık nerede, çatal nerede durmalı…Balık nasıl yenir? Peçete nasıl
katlanır…Sinemada nasıl oturulur…
Ben de eskiden senin gibi saftım.İnanırdım bu dünyada bile şölenler
olacağına…Bu dünyada anne, baba, kardeşler, bir sofrada lekesiz bir mutluluk
yaşayabilirler diye inanırdım…O kasvetli görgü kuralları kitabına rağmen
inanırdım…
Önce dilediğim gibi başlardı herşey.Herkes bir arada, sonsuz mutlu gibi…Sonra
birden hiç beklenmedik bişey olur, biri ağlayarak odaya kaçardı…İçerden, arka
odadan, ağlamaklı, sonsuz küskün sesler gelirdi; bıktım artık, bıktım, usandım
hepinizden, gideceğim buralardan, yetti artık! …
Ben de senin gibi saftım o zamanlar…Gidilecek neresi var dı ki derdim…İşte
hep birlikteyiz…Alemi var mı bu mutluluğu bozmanın? …
Sonraları çok sonraları anladım.Meğer biz, bizim aile, herkes, tesadüfen bir
araya gelmişiz tesadüften de öte…Biz…bizim aile, herkes, aslında hiç
istemeden, nedeni bilinmeyen bir zorunluluk sonucu bir araya gelmişiz…
Aslında biz bir araya gelmemek için yaratılmışız.
Hayatın en büyük yanlışıymış bizim bir arada olmamız! …
Evet cok geç anladım…
Bıraktım lekesiz mutlulukları; ben kavgasız, üzüntüsüz bir pazar sofrası
özlerken, aslında herkes…annem, babam, kardeşim o evden uzaklara, hiç dönmemek
üzere çok uzaklara gitmek istiyormuş…
Dünyanın en mutsuz otogarı…Dünyanın en imkansız istasyonuydu bizim
evimiz…Yıllarca uzaklara, cok uzaklara gitmek isteyip, bir türlü gidemeyenlerin
sonsuz bekleme durağıydı bizim evimiz…
İşte bu yüzden sevmek benim için bir tutsaklıktı, tuzaktı böylesi sevip
bağlanmak.Uzaklara cok uzaklara gitmek isteyenleri engellemekti.
Sevgi yüzünden bizim ailedeki hiç kimse istediği yere
gidemiyordu…Birbirimize duyduğumuz sevgi, aynı zamanda bizi birbirimize düşman
ediyordu…
Hem biz, bizim aile…Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak yağmurlar
gibiydik…
Bu yüzden hep hırçın, hüzünlü, kırgındık…
Bu yüzdendi, her şeyi, çok iyi gidiyor sanırken, içimizde yükselmesine bir türlü
engel olamadığımız o felaket duygusu…
Anlamıştım senin ailen de böyleydi…
Üstelik öyle severlerdi ki sizi, birgün hiç olmadık bir anda, aslında
istenmeyen çocuklar olduğunuzu söylerlerdi size! …
Sana ya da kardeşine…Tesadüfen dünyaya geldiğinizi…Beklenmedik bir misafir
olduğunuzu! …Aksi gibi, istikbaliniz için hiçbir şeyi esirgemediklerini
söyledikten sonra söylerlerdi böyle sıradan şeyleri! …
Sizin için…Senin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını söyledikten
sonra…
Senin de ailen benimki gibiydi…Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak
yağmurlar gibiydi…Bu yüzden sen de benim gibi böyle hırçın, hüzünlü, kırgınsın
her şeye…
Yıllar önce tanıdığım o şizofren çocuk gibi; tam mutluluğu yakalamışken
kaybetmiş gibisin hep…
Ben beni istediğim gibi sevmemiş olan annemin hayaletini arıyorum imkansız
kadınlarda…
Sen, seni istediğin gibi sevmemiş olan babanın hayaletini arıyorsun imkansız
erkeklerde…
Biliyorum ne ben o kadını bulacağım ne de sen o erkeği bulacaksın…
Ve ne acı ki, hep bizi sevmemiş olanları seveceğiz ikimizde…Ne acıki, hep bizi
incitip üzenlere bağlanacağız…Telefonlarımıza çıkmayanlara… Çıksa bile küfür
gibi konuşanlara sevdalanacağız…
Bizden bir çift güzel laf esirgeyenleri özleyecegiz…
Ölesiye, amansız seveceğiz onları…
Biliyorum, bu yüzden odan böyle…Güncelerin ortalık yerde…Kitapların
orada, burada…Anıların saçılmış ortalık yere…Her şeyin darmadağın…
Biliyorum bu yüzden düzenden, adı düzen olan her şeyden nefret ediyorsun…Sen
de benim gibi; toparlayıp da ne yapacağım, düzenli olunca ne olacak; sonunda bir
gün biri gelip her şeyi, biriktirdiğim, düzenlediğim, üzerine özenle titrediğim
her şeyi daha önce hep olduğu gibi hiç beklemediğim bir anda savurup, bozup
gitmeyecek mi, diye düşünüyorsun…
Biliyorum, sen benim için hiç bir zaman ulaşamayacağım annemin
hayaletisin…Ailemdeki insanlar gibisin çok duygusal çok güçlü, çok yaralı…
Onlar da senin gibi seninkiler gibiydi…Aklı başında, mazbut insan rolünü
oynamaktan ve ertelenmiş düşleri yüzünden yorgun düşmüş, yarı çılgınlardı…Hepsi
yanlış evde ve yanlış bir yerde yaşadıklarını söylerlerdi…Düşleri çok
garipti…En kısa yolculuk bile onları yorduğu halde; okyanusları aşmayı ve başka
kıtalara gitmeyi düşlerlerdi…
Yine aradım seni, yoksun…bulsam, benimle küfür gibi konuşacaksın…
Bir kere çözüldüm sana…Bir kere sana senin gibi olduğumu hissettirdim…
Oysa baştan beri biliyordum; sen.seni sevmeyenleri seversin.Tıpkı benim
gibi…
Ama öyle özledim ki benim gibi birini sevmeyi…Öyle özledimki kendim gibi
biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi…
Yine aradım seni yoksun…Beni de birileri arıyor…Beni de kendi gibi birini
sevmeyi özleyenler arıyor…Kendi gibi biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi
özleyen birileri arıyor.
Hiç cevap vermiyorum…BEN SENİ İSTİYORUM, SENİ ARIYORUM…
Kayıtsızlığınla beni yok ediyorsun, geride sen kalıyorsun.Ama seni de biri
yok ediyor…
Aslında bu oyunda herkes birbirini yok ediyor…
Ben birilerini, o birileri başkalarını.Sen beni…Seni bir başkası…
Hem çok iyi biliyorum; beni sevsen bile hiç kapanmayacak bu yaram…Seni biri
sevse de hiç kapanmayacak bu yaran…
Hiç kapanmayacak! …Avuçların hep boşluğa kapanacak.Tıpkı o şizofren genç
gibi…
                                                                    [Cezmi ERSÖZ]
               
                               İSTİRİDYE'DEN..

Kördüğümün müyüm Sevdiğim..


    Sevgi saf olmalı..Hakkıyla taşınmalı.."O" da bunu yaptı..Sevgisini kalbine koyan Rab'bine karşı boynunu eğdi..Safça, tertemiz sevdi..Efendimiz (sav) ile Hz.Ayşe aşkıdır bu!
     Hz.Ayşe bilindiği üzere çok kıskanç bir bayandı. Ona adı sorulduğunda babasının adını kullanarak yanıt verirdi “Ebubekir kızı Ayşe” diye , aynı zamanda şunu da eklerdi :  
-“Ben Allah'ın Sevgilisi’nin sevgilisiyim”
  ...ve bundan ne kadar emin de olsa Efendimiz (sav)'a aşkını her fırsatta sorardı.
-" Ey Allah'ın Resulü beni seviyor musun?” Efendimiz ise bir gün bile ona bıkkınlık ifadesi göstermeden, her defasında doğru olanı ve memnun olacağı cevabı verirdi :
- Tabii ki Ya Ayşe tabii ki seviyorum..
     Hz.Ayşe ise bununla yetinmez sevgisinin nasıl olduğunu da merak eder, sorardı :
”Peki Ya Muhammed, beni nasıl seviyorsun?” Efendimiz (sav) ise :
-“ Kördüğüm gibi..” derdi..
    Anlamsız mı gelir bilmem ama anlamları anlamlandırdı benim için.Aşk temizdir ve şu  temizliğine bi bakın.. Sadece tek bir kelime ile aşkın özetidir bu! Asla emin olamamasından değil duymak istemesinden kaynaklı olarak Hz.Ayşe kendisine ara sıra şunu sorardı  :
-“Ya Muhammed, kördüğüm ne alemde?” (: Efendimiz (sav) sabır ve aşkla , nurlu gülümsemesiyle :
-“İlk günkü gibi..”derdi..
    Kalbe tüm duyguları koyan Alemlerin Rab’bidir, şüphesiz! aşkı da öyle..Her duygunun hakkını veren Efendimiz (sav)’dir.Aşkı aşk gibi yaşayabileni de.. O'nun gibi sevip kördüğüm gibi bağlandım sana, ilk günkü gibi..

        İSTİRİDYE'DEN..

Annem, Herkes Gitsin Bi Sen Kal Olur Mu?

         Bir kez daha ve defalarca, ne kadar doğruymuşsun annem.. Büyümek ne kadar sarpa saran bişeymiş, ne kadar ağırmış farkındalık, ve ne kadar büyük bir sahipsizlikmiş gölgenin üzerimden yavaşça eksiliyor olması..Ellerini tutmadan ayakta kalabilmek ne kadar meşakkatliymiş.
         Hiç istemezdm biliyor musun büyümeyi, kaliyim dizinin dibinde hep..Sessiz sakin.. Derdim yine derdin olsun..Ben doymadan doyma yine,  ben ağlayınca yine ağla sende..Biliyor musun korktuğum ne varsa geldi başıma yaşadığım kadarlık ömrümde..Ama hep bildim ki ben düşmem, düşemem.. Arkamda öyle bir omuz var ki ne kadar büyük yükle yüklenirsem yükleniyim devrilmez. Dengemi kaybetsem de bu böyle, değişmez..
         Annem, sahip olduğum, herkes gittiğinde bana kalan kadın..Ben hayattan torpilliyim tutunabilmeyi hayata ilk senin elini tutarak öğrendim. Kanarken dizlerim düştüğümde kanadın sende biliyorum.. En değerlim en temiz yanımsın anne. Anne hiç ölme olur mu? O bile bize beraber nasip olsun ki o zaman anlamlı olur ölmek de.. Kanatların eksilmesin üzerimden hiç olur mu? eksilmeyen yanım bi sen kal olur mu?
         En çok ihtiyacım olansın yine. Pamuk ellerin Rab'bine açılınca; kalbini okurken alemlerin tek yaratıcısı, kalbinde kalan oliyim olur mu? Bana hep  hayır dile. Ayaklarının altındayken cenneti Rab'bimin, göğsünden ayaklarına beni yumuşacık bırak olur mu? Hangi kadının kızarken bile içi acıyabilir ki! Annemin, annelerin sanırım..Senin gibi bi anne olabilmek nasibim olsun istiyorum..Sen haketmediğim halde bana verilensin, hediyemsin, lütfumsun..
         ANNEM HERKES GİTSİN Bİ SEN KAL OLUR MU?

    İSTİRİDYE'DEN..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Nisan gelsin ..


         Yoksun ama henüz, olsaydın keşke.. Ne kadar mutlu bi kadın yapardın beni bi bilsen.. Hayata bir kişiyle daha devam edebilmek ne kadar güçlü kılardı bu kadını. Duyduğuma göre canımdan öte can olucakmışsın, sen doymadan ben doymicakmışım, kokunu aricakmış burnum hep, sensiz önümü göremicekmişim bile..
          Nisan'da gel olur mu? Nisan'da başlasın heycanım. Sonra ne kadar  ömür vermişse Allah üçe bölmeye razıyım.
          Çok güzel bi ismin olsun; Leyla gibi Nisan gibi.. Sonra çok güzel bi kız ol, kız ol.. Nereye baktıysan merhametinle ışıldasın o yerler, Allah korkusuyla titresin o minik kalbin hep.. Misafir olduğunu bil ve öyle yaşa daima.. Allah kelamı dendimi dursun ne varsa etrafında, kalbin başka atsın, "Kelam'ı" üzerine kelam getirme hiç..Yumuk yumuk pontif pontif ayakların, nokta gibi parmakların, merhamete uyanan minnacık çekik gözlerin ve nur damlayan bi yüzün olsun. Mis kok hep.. Herkesten farklı olsun bağımız, heryerde herkeste son durağın ben oliyim. He bi de çok şımar, şımarık bişi ol böle (: Ağladığın kadar gül de.. Kardeş onlar çünkü. Sevmeyi iyi öğren, sevilmekten daha yüce olanı yani.. Sevmek kendinden emin olmaktır ama sevilmek incecik ipe bağlayıp kocaman yüreğini salmaktır kuyuya, kuyusu'na.. taşıyamazsa incinir çünkü, inciniriz sanırım.. Sana uyaniyim inşallah, saatler önemsiz..Sende tıkansın bütün cesaretim, sensen konu birken on düşüniyim, en gizli en derinde sakladığım iradem ol.. Can yakma, canını yakmasınlar. Bana en güzelini yaşat en özelini hissettir kadınlığımın..Avuçlarımda olsun avuçların, kalbine değmeden benim kalbime aksın incilerin..Derdin derdim, mutluluğun mutluluğum olsun.. Yaşamadım tatmadım ama; seni kendimden bile çok sevmemi ne sağlicak merak ediyorum..Zaman..Garip olan da şu aslında; var olmadan bi gün evel görmediğin bişeye var olduktan sonra bu kadar sımsıkı bağlanıp görmeden yapamamak..
           Ben gibi bir kadın ol / olma!.. Ben gibi sev ama ben gibi güçsüz kalma..Ayakların yere sağlam bassın, söylediklerin ço..k çok ilerileri görebilsin..
           Bana -"Annemm" de, sana -"Yavrumm" diyim istiyorum..Nasıl bişeydir acaba bana ait olman..Gel hadi paylaşırım yüreğimi ben..çünkü ; sen, seni bana versinler diye ettiğim duamsın..Yaşamadan seni ölmek istemem..

            İSTİRİDYE'DEN..

31 Ekim 2010 Pazar

.Hoşbulduk Nefes.

         Nokta koydum herşeye.. Nokta kondu hayatıma.. Ardımda bıraktım omzumdakileri, bıraktım o meşhur kaldırmıma. Artık omzumda değiller, değilsiniz. Mutluyum sanırım. Uzun zaman olduğu için mutlulukla konuşmayalı tanıştık yine yeniden.. Güneş bi başka doğdu bugün, insanlarda anlamsız bi şekilde gülümseme, bulutlar bile bi başka şekil aldılar bugün..Heryerdeydin, heryerdeydik.. Kokun sarmış bütün evreni, herkes seni kokluyodu bugün, her sine seni çekiyodu içine..  Uzun uzun derin derin seni çektim içime bugün. Çıktım evden seni de aldım yanıma dolaştık beraber..
          Bütün dalgalarım dindi o gün, sahillerime vurup vurup her gidişinde dönümlerimi götüren o dalgalarım dindi.. İçimde fırtınalar kopartan mevsimler artık bitti ilkbaharımdayım, ilkbaharımızdayım.. Uzun yollar katettim bu güneşli vadi için. Çok yorgunum sevgilim.. Güneş'i görebilmek içindi bütün çabam, sana da bana da Güneş'i gösterebilmek içindi.. Artık geçmiş zamandan şimdiki zaman geçebilir miyim sevgilim? -di'li geçmiş zamanlar geri kaldı diyebilir miyim?  Güneşi gördük mü sevgilim? Gördük.. Artık pencerelerimizden sızıyo Güneş. Bak artık kamaşıyo bile gözlerimiz, bakamıyoruz artık o'na.. Çok uzun yoldu yürüdüğüm sevgilim, çoo..k.. Ama yürüdüm. Sıkılmadan bıkmadan pes etmeden yürüdüm. Benim misin yani artık!? Senin miyim? Bitiridik mi yolları?! Ekvatoruna gelebildim mi artık? Kıyılarında mıyım şimdi? Biz atlattık sevgilim, biz, BİZ olabildik sonunda. Buymuş demek ki nefes, böyle nefes alınıyomuş. Meraba sevgilim.. Hoşgeldin hayatıma, hoşgeldin evime, hoşgeldin kalbime..
          Benim Mecnun'um, benim Ferhat'ım, benim Tahir'im.. Benim "Aşk"ımsın.. Sevgi sen demek, aşk sen demek. Ne varsa senle anlamlandı, ne varsa güzel olan sendi aslında başka isimlerle yer aldı hayatlarda.. Nokta koydun hayatıma, noktalandı artık hayatım, hayatımız.. Ne zordu yeniden biz diyebilmek. ama hoşgeldik BİZ..Hoşbulduk dimi sevgilim..?
..Bu da "biz"im olsun mu (: ; http://fizy.com/#s/1ls061

            İSTİRİDYE'DEN..

25 Ekim 2010 Pazartesi

"Kalbimin ilk kıpırdadığı anı sığdıracağım ne çok kelamım vardı benim. Yine de bir tek kıpırtısına kalbimin, kelam yettiremedim."

           Nefes alamıyorken ben çıkageldin. Teşekkür ederim bana oksijenimi getirdiğin için. Kemiklerim arasında ezilirken ruhum teşekkür ederim bana dönümler açtığın için. Taa ki seni görene kadardı nefes darlığım teşekkür ederim nefesime yol verdiğin için. Yol bitmek bilmedi sana gelene kadar, ne zaman ki gördüm seni tamam dedim huzura saniyeler var..ve..kemiklerimden sıyrılıp kalbim ellerimde geldim sana. Yanyanaydık artık, yanındaydım.. Ah bir de titremeseler ellerim, dizlerim.. İmkansızı istemek bu işte, bilirlerken sana getirdiğimi onları.. Nasıl titremezler ki.. Elim kolum bağlı sevmişken bu zamana kadar ki aşk diye tanımladıklarımı, bağırdım sana AŞIĞIM SANA diye.. Kalbimden aktı gitti ne varsa döküldü her yerime bulaştı, aşk! " Kalbimi koruyan muhafaza meleklerinin korumasından daha büyük bir aşka düşmüş olmalıyım ki böyle kolay oldu sana akışım.." Sana aktım ben, sana seçildim.. Ben derim ki suçlu kalbimdir. Suçu : bir bedende yer alması. Ah ya! Ah  yıldızlar konmasaydı da, cemalinden yansırdı, ben yokum aslında..Ansızın peygamberlik iniveren ve bu ağırlığın altında kimseye değil, sadece Hatice'sine koşan, sevdiğine koşan O Peygamberin yolunda yürüyorum sanırım. Sana koştum ben.. Hadi dol bütün boşluklarıma, adınla doldur heryerimi ne olursun! Sende ısınsın ellerim, senle anlam bulsun cümlelerim, kelimelerim.. Sen denince dursun ne varsa akan, adın geçtimi içim titriyor aşk! İçim titresin hadi! Sen konuş ben dinliyim, aksın senden ne gelirse ısıtsın sımsıcak yapsın kalbimi ellerimi. Meleğimsin sen, meleksin.. Günah düşündüğümde yazamayan, sevap düşündüğümde an beklemeden kaleme alan adam, meleğim.. Sessizce nüfus etmişsin ruhuma, sessizce nüksetmişsin heryerime.. Uyandığımda anladım; ben olmuşsun..çoktan biz olmuşuz.. Sevmek sen demekmiş, senle anlamlandı ki, uyandı kalbim. Tamam dedi işte bu, budur! Gözlerde midir huzur? Baktığın heryer neden bu kadar güzel, neden bu kadar renkli.. Renklerde midir huzur? Beyazsın sen.. Benim beyazım..
          "Kalbimin ilk kıpırdadığı anı sığdıracağım ne çok kelamım vardı benim. Yine de bir tek kıpırtısına kalbimin, kelam yettiremedim." İsim sensin, ismin ben.. Nokta konmuş hayatıma vigüller at hadi, yarım yarım nefesler koy paragrafıma, bitti sandığım yerden yeniden başlat beni, Bana nefes alabileceğim dönümler vaad et hadi! Dört işleminde aklımı çıkar bedenimden; eşittir kalbim kalsın hadi! Hala sıcakken atıyorken sana hala, seninkinin yanına koy hadi! Can ver canıma, nefes kat nefesime..
           Birgün biterse eğer bu hikaye, hikayemiz; bırak kaliyim kalbinde, o köşede nolur! Sen yine sev, yine mutlu ol ama unutma bu kadını olur mu? Bu kadın sen diye öpücek dudakları, sen diye sarılıcak bedenlere, sen diye uyucak o adamla, sen diye beklicek işten dönüşünü..Sen diye sevişicek.. Sen diye diye can vericek o kadın! "O" de sen de "O", O vardı sahibiydi heryerimin.. Söz veriyorum ölene kadar sadece seni seviceğime huzurum..

            İSTİRİDYE' DEN.."keşke demek kötüdür; sen de iyiki demeye başla o zaman..", "Sevgi ne demekti? Sevgi; emek demekti.."

20 Ekim 2010 Çarşamba

Bakışını Bakışıma Ekleyerek Bakma Nolur!

           Cesur ol biraz! Sevmiyorum de, olmuyor de! Kestirme yollardan gidicem derken bırakma kalbimi çıkmaz sokaklarda. Anlat hadi! Anlat uzun uzun neyse savaşıp da yenemediğin içinde.. Varsaymadan anlat. Her duygunun var tarifi, vardır, olmalı..
          Geç karşıma hadi! Takın o sakin tavrını, çıkart bugüne kadar taktığın maskeni, yüzünü göreyim.. ve acımadan bana, anlat! Seni sevmem, yada sevmem birini acımayı çağırmadı hiçbir zaman. Severek karşılık beklemedim ben. İşte bu yüzden aşık değilim ya sana, seviyorum seni..
          Ayrılık neden gereklidir? Neden "ikimiz için de en iyisi bu"dur? Neden ben çok iyi olduğum halde sen beni haketmiyorsundur? Denedin(!) Neyi, ne kadar denedin? Neden olmadı? Neymiş özrüm-özrün? Lal olmuş kalbin..Lalken neden kılıflar giydirip süslüyorsun onları? Neden süslenmeden çıkmıyorlar karşıma? Ne bu şimdi! Severek ayrılmak mı (!)
          Benim adıma düşünüp, karar vermeyi bıraktığın an anlayabilicem seni, o zaman berraklaşıcak bulanıklık! Kulun kölenken beş duyum da, şimdi nasıl da anlamamak için kaçıyorlar senden! Bu filmi çok kez izledim, sonu kötü bilirim. ama ona rağmen karşımda ol istiyorum konuş! Konuş ki sana meftun gözlerim birazcık daha izlesinler seni kapanmadan. Bitti..Sadece bitti demek için dakikalardır kıvranıyorsun karşımda. Dakikalar saat, saatler gün, günler hafta olsun istiyorum konuş! Konuş  ki duysunlar seni kulaklarım son kez..
         Yapma nolur! Bakışını bakışıma ekleyerek bakma! Zaman dursun isterdim şimdi..Kal öylece karşımda..Bırak tutiyim ellerini nolur, ne bu soğukluk aramızdaki! Çok şey var söz verip de yapmadığımız bizim! En azından onları yapana kadar gitmesen benden olmaz mı! Çok mu çocukça. Bitiyor mu "sen devri" şimdi? Koca adam bravo!Çağ açıp çağ kapattığın için bedenimde..Ben Leyla'yım.. Anlıyorum onu..Şimdi daha da iyi anlıyorum..Demek ki Mecnunu da senin gibiymiş. Ben seviyorum, sevme sen..Leyla da böyle sevmedi mi! Mecnun'un yanından geçebilseydin keşke..
         Bana acıma sakın! Bil ki söylediklerin için doğru zaman diye bir şey yok! Ben bunu her duyduğumda yeniden sızlicam, yeniden acicak kalbim, yeniden atıcaksın ateşe..Atma defalarca, bir kere at yansın kül olana kadar. Peki..Söyle artık..Nefes alırken doluyor gözlerim, çatlicak artık sızlayan göğüs kafesim söyle..Söyle de bitsin nolur!.............
         ..........................Tamam mı? Bitti mi? Git hadi şimdi. Tutup elinden kaldırma sakın kalbimi, o kalkar! Zaman alsa da mutlaka kalkar, acıyla pratiği çok onun..Yalnız kaldığın herhangi bir gece "geçmişi kurcalama oyunu" oynamak isterse koca adam, aramasın beni sakın..Sakın arama beni! Ben senin yedeğin değilim, sen bu kapıyı son kez kapattın!..

          İSTİRİDYE'DEN.. "Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?.. "Sevmek" demiş Fuzuli ; " Çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın!.." 

19 Ekim 2010 Salı

veee..Bambık Piğensesim Gideğğ :(

          Eve gidiyorsun, açıyorsun kapını..Sessiz sakin..Bağırsam yankı yapar, bağırmasam içinde patlar..Yoksun ki ağliyim boşaliyim anlatiyim.. Gardrobu açıp dışarı çıkmak için bir şeyler bakmak hiç bu kadar tatsız gelmemişti. Sen varken öyle miydi! Hazal derdim mavi bluzunu giyebilir miyim? Offf apla yaa valla off..Ben ne giyicem! Ben bunları bile çok özledim. Gardrobunu açmıyorum hiç artık, senle kavga edip giymek güzeldi o bluzu, direk alıp giymek değil..
         Sen yokken baş edemiyorum güçlüklerle, kanadım kırılmış gibi, dengemi sağliyacak yere konabilmem imkansızmış gibi..Sen kalbim, ben soluk borummuşum gibi..Kirli kan dolaşıyor şimdi vücudumda, kullanıp kullanıp tekrar kullandığım kirli kanım. Oksijen lazım bana tekrar tazelenmem için. Sen kardeş değilsin senin bi tarifin yok.. Senin bir adın yok..Sen benim sinsirellamsın, bambık prensesimsin, pamuğumsun, meleğimsin..
         Ölümle en yakındın bir ara..Yani ben de.. Kollarıma düştü pamuktan prenses..Koca gece bekledim başucunda..Ben kapı kitleyemiyorum artık, kapı hiç kitleme olur mu? Gittin sandım, ilk aklımdan geçen şuydu "Allah'ım ben nasıl devam ederim!?" Edemem ki..Devam edemem ki..Yarım kalır-ım..Kalbim olmuşsun artık ya senle gider bu hayat senle çekilir yada çekilmez, etmez devam çünkü..Allah şahit ki; asla çıkmicak aklımdan o gece, o kare..Asla çıkmicak aklımdan sebep olan-lar! Cennet kapılarında beklicekler benim hak helalimi..Sana layık deil ki acı, sen bilmezsin ki kötülüğün ne demek olduğunu..
         Minnacık ellerini alırdım avucuma, ne biliyim böyle olacağını, ne biliyim bu kadar kuvvetli bağlanacağımı..Sen kardeş değilsin senin bi tarifin yok! senin bi adın yok..Hayatta, hayatımda hiçbirşey hiçkimse senden öte değil. düşmanın düşmanım sevdiğin sevdiğim..Rab'bim olan biten ne varsa görür, işitir..Görsün işitsin ki !; Seni incitenin yakasında ölene kadar iki elim de..Öyle bir sendelemek istiyorumki onları, un ufak etmek, darmadağın yapmak.. Pişman olduklarını görmek yetersiz! Ben onlara kendi cennetimde, cehennemden saraylar yaptım, oranın kralları onlar..Bu dünyadaki pişmanlık bana yetmez, ben duymam bile bunu, hatta istemem bile duymak..Ben ebediyette görmek istiyorum onları karşımda iki büklüm..Üstlerine basa basa geçip gitmek, ardıma bile bakmamak istiyorum..Her gözyaşının hakkını verene kadar..Rab'bim bilir tabii ama benim nezlimde "gözyaşın'ın" affı yok. Olmicak da.. Ben AFFETMİYORUM!!
           Seni seviyorum nerde olursan ol özlüyorum..ve dediği gibi Cem'in de : uzaklar sensen eğer tüm yollar da benim ozaman..Zor..Sensiz Çok Zor be Sinsirella'm! 

"http://fizy.com/#s/1lu8ic" bu işte bize ait, bizim olan..

            İSTİRİDYE'DEN..

18 Ekim 2010 Pazartesi

"gibi"..Anca "gibi"..

        Eziliyorum.. Ağırlığının altında eziliyorum sevginin.. Ben sahip çıkamadım bize bu gerçek.. Ağlıyorsam eğer benden..
        Sevgilimm demek istiyorum sana sarılmak boynuna.. Senin olarak oturmak istiyorum Taksim'de..Senin olarak Türk kahvesi içmek istiyorum ŞiiRci'de..Kokunu çekmek istiyorum ben derin derin.. Sakallarından öpmek..Eve dönerken omzuna koymak istiyorum başımı..Demir'den "Belki"yi dinlemek yerine Şebnem'den "günaydın sevgilim"i dinlemek istiyorum..Adın geçse içim titriyor, avuçlarım terliyor, bi başka seviyorum seni..Ben sevgilerin en kutsalını yaşıyorum aslında..Dokunmadan gözlerimle seviyorum seni..Ne garip di mi! Sana aşık, sana meftunlar yazık! Senin olarak süpriz yap istiyorum bana, senin olarak al Nar'ımı (: Ben senin olarak kıskaniyim seni, isimsiz olarak değil..Sevgilin, karın gibi iste benden Centro'daki o saati..Sıkıldığında bana koş hemen, eylülde ekimde arama çareyi.. Nisan'da çiçek açar, herşey yeniden yeşerir. Doğanın uyanışı derler ya, benle uyan istiyorum. Karın gibi sev beni. Karın gibi uyan benle. Ben oliyim kıymetlin sadece..Sabah açınca gözlerimi sana uyanmak istiyorum, uyurken izlemek.. Sen uyandır istiyorum öperek..
          Herkesin adı soyut olsun istiyorum seninki somut..Ben yarımı sende unutmuşum, tamamlanamamak nedir iyi bilirim. Aslında ait olduğunu sandığın şeye ait olamamak nedir çok iyi bilirim.Her yüzde aradım seni, her eli senin elin gibi tuttum, her dudağı senin dudağınmış gibi öptüm. yok! olmuyor! Ben silemiyorum.. Denedim.. Pamuk gibi kalbinde edindiğim odamda artık kalbim sıkışıyor..Ben eziliyorum sevginle.. Sen ol istiyorum..Kızım olsun istiyorum bir tane ama gülüşü sen, somurtuşu sen, ağlaması sen, gözleri sen .. Senden olsun istiyorum neyi varsa..Sonra yatağımız üç kişilik olsun istiyorum.. Ben, sen ve  senden parçam.. Sabahlara kadar oturmak, konuşmak, gülmek, eğlenmek istiyorum. Sevgiyle sadakatle bir ömür sana gitsin razıyım! Her şey gidince elimde avucumda kalan ol istiyorum.  Senin olarak izlemek istiyorum sahildeki apaçileri (:  Elini tutarak gülmek istiyorum onlara  (: Senin gibi sen gibi olsun istiyorum herşey..
         Oysa  ne var yapabildiğim; siyahına pembe inandırdığım kalbimin yanına astığım kolaj çalışması..Bu mu yani! Bu muyum ben! Bu mu hak ettiğin.. Oysa sen kalbini bağlayıp incecik bi ipe attın kuyuya kurtarmak için beni, güvendin bana..Kelimeler bitermiymiş !?  Bitti.. Sen "gibi"..Anca"gibi"..Ben anca bunu yapabilecek kadar cesaretliyim işte.. Ne kocaman dimi yüreğim (!)
         Sen beni boşver sevgilim.. Sen hakedene git.. Ama lütfen söz ver! Cennette olur musun eşim?

15 Ekim 2010 Cuma

Ömrüme Yarım Nefes..

 İş yerimdeyim, sakin bir gün.. Ne duyanım var ne de duyduğum herhangi bir tını..Sımsıkı tutunduğumu farkettim hayata. Bugün daha bir cesur muyum ne (!) Yürekli bir yüreğim varmış..
        Kaybetmemeyi kaybederek öğrendim. Önce bir bir silindiler kalın puntolu sahipliklerim, sonra git gide kayboldular. Zor zamanlardı.. Hani der ya anneler : -" Yatıcaz kalkıcaz, Yatıcaz kalkıcaz bitti. " diye..Keşke öyle bitse hep o istenmeyenler. Ama yok! Afet gibi gelirler ; yaka yıka, kavura kavura geçerler yüreklerden.. Bazen diyorum ki ben ne güçlü bir kadınmışım ,  ne kadar çok acı sığdırmışım kalbime, ne çok şey yaşamışım. Bu nası beden, bu nasıl ruh,  bu nasıl kalpmiş de gıkı çıkmadan beklemiş bugünü. Umutlarım bile umut etmekten yorulmuşken, herşey sicim gibi dağılıp etrafıma saçılmışken, elimdekini avcumdakini bir bir kaybederken; hayata paramparça tutundum..Her yolu deneyip çıkmaz sokakları da bitirdikten sonra karanlığın içinde ufacık bir ışık aradım ve buldum..
        Ben güçlü bir kadınım.. Yalınayak basıyorum ayaklarımın üzerine..Vicdanımı, yükümü taşıyor bedenim toprakta..Yalınayak yürümek istiyorum..Aşk da dahil her gürültüye sağır, hayat filminde acı veren her kareye kör, koşup da bir türlü sarılamadığım yakaladığımı sandığımda da hep bir adım geri giden mutluluğa da kötürüm olmak istiyorum.. İnsanlar kalabalığından uzak olmak istiyorum..Çevremde sürekli konuşup, konuştukları artık uğultu halini alan, "sadece" konuşabilmeyi çok iyi beceren insanları hayat çizgimde taşımak istemiyorum artık. Kokladığım farklı koksun, tattığım ayrı tatlansın, gördüğüm benim görebildiğim, duyduğumsa sadece o an duyduğum olsun istiyorum..
       Hayır diyebilmek istiyorum.. Kocaman HAYIR'larla set çekmek istiyorum cumhuriyetimin sınırlarına.. Kalbimle aklımı tekrar elele aynı patikada yürütmek istiyorum..Kışlıkları kaldırıp yazlıkları çıkartmak istiyorum artık..Mutluluk "Gözyaşları" denen gözyaşından bile uzak kalmak istiyorum..Gülerek mutlu olmak bana yakışan..
       Omuz istiyorum yüreğime, yüreğini koyduğum bir omuz..Katılaşmak istiyorum ben! Tanımasın kimse beni istemiyorum.. Bağırıp çağırmak, kimsenin yaptıktan sonra umrunda bile olmadığı, ardına dönüp bakmadığı, ama beni bana bırakıp üstüme tüm kapıları kitledikleri gibi Kalp Kırmak istiyorum..
       Zorla saymak istemiyorum günleri artık.. beklediklerim olsun istiyorum..Koca adam,koymuşsa paragrafına noktayı ve sen hala yarım nefeslik virgüller arıyorsan paragrafında, hakeden değildir paragrafındaki gizli özne sandığın..İşte bu yüzden hakedenlerin yolunu gözlemek istiyorum sadece..Virgülü sevenleri tanımak istiyorum ben..
       Gitmelerinden korktuklarıma -" sen bilirsin , işte kapı işte sapı! " demek istiyorum.. daha doğrusu diyebilmek..Yarın hemen! Ama hemen! Cesaretle tanışmak istiyorum.. Türk filmlerindeki gibi bir karşılaşma ve ani gelişmeye de varım, evet! Mutlu olmayı becerebilmiş, beceremese de isteyen insanlar istiyorum.. Benim gibi korkak değil, acıysa acı, korkuysa korku her neyse yaşacağı tokat gibi yüzüne vursa da sendelemeyecek insanlar istiyorum..
       Ya ben bir şey diyeceğim ! Çok şey mi istiyorum Allasen  (:
   

14 Ekim 2010 Perşembe

Herşeyden Çok Çok Ötesin..

          Yalnız değilsindir,  ne kadar karanlık olursa olsun etrafın, ne kadar söndürmüşlerse de ışıklarını kalbinin, tutar çıkarır ışığın yanına seni.. Mutluysan mutlu, mutsuzsan mutsuzdur..Senle gülüp senle ağlar..Sensen eğer mevzusu..tamam! Herşeyi alır arkasına, kendi kocaman yüreğine çarpsın ister dertler önce, sana çarpmasındansa..En hafif rüzgarlarda sendelen ister, en ağırında yere düşmendense..Kocaman yüreğinde yumuşatır yükünü, der ki : - "hadi paylaşalım.." Avuçlarını alır avuçlarının arasına birşey demez, demesi de gerekmez..
          Sen çabalarken derdini , ağlaya zırlaya, anlatmaya çalışırken ne varsa olan biten; o çoktan sarıp sarmalamıştır kırık kalbini,  çoktan kucaklamıştır ne varsa yerle bir eden seni..Yıldızlar takıp takıştırmıştır çoktan karanlık gökyüzüne..
          Hayatının 4 yılına ortak olur, sonraysa bütün ömrüne.. Varsa derdi, derdin olur..Her evrendedir, her evresindesindir..Öyle bir yürek ki ondaki ; sen ağladığında inciler yere damlamadan omzundadır başın zaten..
          Teşekkür ederim dostum hiç bir incime kıyamadığın için..Hep ol, hep iyi ol olur mu?

            İSTİRİDYE'DEN  ; "Safa" sürmek..

13 Ekim 2010 Çarşamba

Gel.. yada dur dur! git!


           Yollar girsin aramıza..Mevsimler.. Hayatlar.. Kocaman bir gökyüzü girsin istiyorum aramıza.. Tanımamalıydım seni.Doğru olan buydu belki de. Ne gariptir ki pişmanım diyemiyorum, değilim.. Nereye gitsem benleydin. Kimle olsam yanımdaydın. Konuşmak istesem sesim, bağırmak istesem çığlığım, ağlamak istesem incilerimdin.. Bu kadar benken sen, bu kadar ben olmuşken git istiyorum evet. İstemiyorum belki de.. Aklımla kalbim aynı hatta yürürlerken bir dönem, şimdi birbirlerinden bi haberler..Git istiyorum evet! Tamamen çık git.. Kalbimin yollarına koyduğun taşlarını da al git istiyorum..Duymayan, görmeyen biri gibi yaşamak istiyorum artık.
         Hatamısın? Hatamı yaptığım? Kadermisin? Benlemisin bensiz mi devam edeceksin? Mutlu musun? Mutlu muyum? Günahsızlar ne olacaklar şimdi?  Öyle çok seviyorum ki seni bazen diyorum ki "SEN GEL;  GÜNAHLARIN DA ACILARIN DA PİŞMANLIKLARIN DA UMUTLARIN DA SENİNLE  BERABERİNDE GELSİN", duruyorum sonra.. bir sessizlik.. Günahsızlar ne olacak şimdi?..Tertemiz miyiz? Öyle mi seviyoruz? Ben seni, sen beni gerçekten hak ediyor muyuz ? Ben sana sen bana uygun gökyüzüleri miyiz? Parlamalı mıyız birbirimize gerçekten?  Ben derdimi anlatamayan, sen anlayan. ben sessizlik; sen heceler, kelimeler, cümleler.. Ben sadece ağlayan sen zaten beni okuyan.. Yanlış zamanda doğru adam tanımak bu işte.. Aklıma hakim olabildiğim kadar kalbime de hakim olabilsem keşke.. Aklıma direktifler verebildiğim kadar kalbimle de konuşabilsem öyle, kapamasa kendini bana bu kadar..  Huzur sensin.. Sahip olduğumsun, olabileceğim en mükemmelsin..Sen benim olmalıydın, ben de senin.."Hayatımda keşke denilecek hiçbir şey yaşamadım ben diye böbürlenen bana, sen tanıttın "keşke"yi..  Keşke be! keşke .. İçimde çözüldün sen.. Dağıldın içimde; bütün organlarıma..Karıştı ruhun ruhuma, saçlarım saçlarına, parmakların parmaklarıma, nefesin nefesime.. Ne yaptıysam senle ben değilim pişman.. Yine yine yeniden yaparım.. ""Bariz boynumu bağladım balona..şimdi baya bir yükseldim yerden.."" Kendimi unutmak istiyorum ve gerçekten öyle bir sarhoş olmak istiyorum ki bir an bile olsa çık git istiyorum aklımdan..Ya seviyorum ben seni, basit değil seni seviyorum ben.. Kalbim kalbine kenetli, ayrılamaz.. Ayrılmasın.. Ayırma..Seni    seviyorum.. "İstiridyen'in içinde yaşamaya razıydım, inci'n olmalıydım"..
               
    İSTİRİDYE'DEN..

10 Ekim 2010 Pazar

"Aynı Ben'in Farklı Elde Yepyeni Bir Hal Alması.."

         Yok ! artık mutlu olma zamanı.. kabuk tutmuş yaralarımın kabuklarını attığı , artık ciğerlerime nefesimin dolduğu zamanlar.. biliyorum ki zaman geçicek senin gelip geçtiğin gibi kalbimin üzerinden..Benim hala umudum var.. benim hala benden umudum var..Senden mi ? komik olma sen benim günlüklerimde kalıcaksın artık! tamamen silip atıcam seni.. ben'le  ben olmaya çalışan ve içimi çürüten savaşımı ben kazanıcak sonunda.. ben o günleri de görebilicem biliyorum.. Nefes aldığımda doluyodu gözlerim ne farkettim biliyomusun? artık ordan geçebilip yüreğime damlıyolar sadece..ben güçleniyorum galiba.. oskara aday olup ödülü alıp teşekkür edenlerden sahnede, ne farkım var ki ! Teşekkür ederim sevgilim. Beni büyüttüğün için, acının en acısını, yalanın en masumunu ve göz kapaklarıma kapanmamayı öğrettiğin için..Teşekkür ederim sevgilim..
          Ruh aslında uyumazmış..Rüya aslında gördükleriymiş ruhun gezinirken.. Taki sen ruhumu bedenimden ayırana dek böleydi benim için de.. ama takrar kavuşucaklar bedenimle ruhum.. tekrar gezinicek alemlerde tekrar hissedebilicem kalbimi.. Yerine koyabilseydin bari kalbimi giderken.. Un ufak edip kalıntılarını bırakmışsın sadece.. yazık değil mi! bana.. ona...biz'e.. Parçaları toparlamakla geçicek uzun bi zamanım..toparlicam ama.. sımsıkı yapıcam onu eskisi gibi kan akabilicek ona da.. Diğer organlarımdan farkı kalmicak artık.. Bağlanıcak damarlarım tekrar sımsıkı o'na.. Muhtemelen yorgun olucak uzun bi zaman.. inzivadayken ben ve o napıyo olucaksın o zaman merak ediyorum.. Uzanabildiğin son noktadasın sevgilim.. Kollarımla uzanamadığım ama uzanabildiğin en son noktadasın...
         Ben aynı ben'im.. Senin yoğurduğun, senin şekillendirdiğin, senin sıkılıp bozup yine yine yeniden şekiller verdiğin ben.. Farklı insanların ellerinde farklı nefeslere karıştırdın beni.. Mayama farklı mayalar karıştırdın.. teşekkür ederim sevgilim yepyeni bir hal aldım sayende..
        Ben aynı benim sevgilim, Farklı ellerde yine ben olucam.. Sen gibi sevicem o adamları da.. Sen gibi öpücem dudaklarından.. Hala kırmızıyken dudaklarım, kaybetmeden rengini.. git nolursun!
               İSTİRİDYE'DEN..

9 Ekim 2010 Cumartesi

Canım mı?! Yanmadı ki Hiç!


Ne fark eder ki zaten gözyaşımla başlamadı mı bu hayat! Ben zaten acıyla kardeş gelmedim mi bu dünyaya! O yüzden ne fark eder ki acıtılmak.. Acıdan katlansam da karşında, her nefes alışımda sızlasam da acısam da inan bir damla gözyaşımı akıtmayacağım söz veriyorum kendime. Uyuşan ellerim, acıdan katlanmış yüreğim, içimin çığlık çığlığa fırtınalar kopardığı ama senin zerresini bile duyamadığın ve duyamayacağın çığlıklarım, kocaman dünyada küçücük kalmışlığım, tek bir lafınla yerle bir olabilecek olan ; oda oda sen doldurduğum evim, kalbim.. İşte bu yüzden ne fark eder ki acıtılmak; ne fark ederim ki karşımda titremeyen merhamet bile edemeyen o gururlu yüreğin için.. Aslında yalnız olduğumu, korkularım olduğunu, sıkıca tutunduğum kalpten, kalbinden sendeleyip düşebileceğimi öğrettin bana bugün. İyi bir öğretmendin belki de, belki de taktın yine acımasız aşık maskeni ki; düşerken bana tutunabileceğim hiç bir şey bırakmadan kayıp gitmişsin ellerimden.. Öylece düştüm biliyor musun? Açamadan kanatlarımı, tutunamadan bir yerlere.. Canım mı ? Evet hemde çok yandı.. Heryer, herşey şeffaf artık.. O güne dönmüşüm gibi sanki yeniden ağlayarak başlayabilirmişim gibi.. O kadar güçlüyüm ki artık! Kalk demeden sen ben koştum aslında. Her yerinde gezindim kalbinin. Bir oda seçtim kendine en güzel yerinden evinin.. Hiç gitmeyeceğim sandığımdan eşyalarımla gelmiştim yerleştirdim herşeyimi ki git deme diye sımsıkı tutundum oraya. Ben! Sadece ben yaşıyorum sandığımdan nefesimle ısındı o oda.. Halbuki üşümüyormuşsun.. Desene –“Bir oda bir salon değildi ki evim”. Gidenin hiçbir zaman dostu olmayacak! Bu böyledir! Yarımsın artık yarım bıraktıklarınla dolu güzel sandığın odaların.. Sen aslında her odada bir can bıraktın yarım. Her bırakılan yarım can sürüklenerek çıktı evinden, Acı mı? Hayır asla! Sen acı çekemezsin! Onları aşkla sevemedin çünkü, aşk dediğin; elini attığında kolayca ulaşabileceğin yerinde sakladığın o kirli maskeni yalandan taçlar takıp süsledin sen.. Kanatlarımı un ufak edinceye kadar ufaladığını hatırlıyorum, sana dönüş kapılarımı tamamen kapatıp geri dönüşlerim için sıkıca kitlediğini.. Beni benden iyi tanıyan sen biliyordun ki –“Ah” deyip açtığında gözlerini ilk benim gözlerimi görecektin.. Acılarını acılarımla kapatıp, akan kanlarını ellerimle temizleyip yaşayabilmen adına son nefesin olacaktım.. Sen sadece korktun! Sevmekten, bu kadar sevilmekten.. Yazık! Yüreğimi sana çok tutuktu halbuki.. Sana süslenmişti sadece, senin yüreğinde can bulabildiğini anlamıştı aslında..
İçimden geçen anılarım, üstümden geçen acılarım var.. Kendime bile itiraf edemediğim günahlarım, dokunmaya bile kıyamadığım, kapılarını kapatmış bir kalbim var.. Her nefes alışta yaş dolan gözlerim, sızlayan bir göğüs kafesim var.. Tutunmayı becerememiş, tutmasına izin verilmemiş mimli ellerim, oda oda senle doldurulmuş bi evim var.. Ayakta kalmak için direnen, rüzgar çarptıkça sendelese de düşmeyen bir gururum var.. Ne yaparsan yap, ne kadar acıya boğarsan boğ beni, ne kadar sert tokat olsa da rüzgarın sakın unutma!; tek bir gözyaşınla eriyip gidecek bedenim, feda istesen feda olucak bir canım var..
                    İSTİRİDYE'DEN..